Bilim bilinci açıklayabilir mi?

Karahindiba çiçeğinin solda görünür ışık ve sağda mor ötesindeki görüntüleri (Peach, D. A. H., Ko, E., Blake, A. J., & Gries, G. (2019). Ultraviolet inflorescence cues enhance attractiveness of inflorescence odour to Culex pipiens mosquitoes. In M. Renou (Ed.), PLOS ONE (Vol. 14, Issue 6, p. e0217484). Public Library of Science (PLoS). )

Bilincimizin varlığını herhangi bir ölçüm ya da çıkarıma ihtiyaç duymadan, aracısız bir şekilde tespit edebiliyoruz. Her birimiz bilinçli zihin durumlarımızın varlığından eminiz, çünkü o zihin durumlarımızın bilincindeyiz. Fakat, burada bir sorun ortaya çıkıyor. Ben normal şartlar altında kırmızı bir domates gördüğümde o domatesin renginin bana nasıl göründüğünü dolaysız bir şekilde, görsel deneyimime odaklanarak bilebiliyorum. Peki, aynı domatesin başka birine nasıl göründüğünü, yani aynı dalga boyundaki ışığı başka birinin nasıl gördüğünü bilebilir miyim? Bilinç de bilime konu olan diğer her şey gibi nesnel yöntemlerle, birden fazla kişi tarafından aynı şekilde kullanılabilecek ampirik yöntemlerle incelenebilir mi?[1]Editör önerisi: “Bilinç nedir?” sorusuyla başlayıp iki bilinç kuramını ele alan yazı dizimizi de okumanızı öneririz.

Sayood, K. “Bilinç nedir?” https://sarkac.org/2021/11/bilinc-nedir-2/

Sayood, K. “Bilinç kuramı 1: Ortam İşlem Alanı Teorisi”, https://sarkac.org/2021/11/bilinc-kurami-1-ortak-islem-alani-teorisi/

Sayood, K. “Bilinç Kuramı 2: Bütünleşik Enformasyon Kuramı” https://sarkac.org/2021/11/bilinc-kurami-2-butunlesik-enformasyon-kurami/

Düşünce deneyi: Mor ötesi ışığı görme deneyimi

Frank Jackson’ın[2]Jackson, F. (1982) “Epiphenomenal Qualia.” The Philosophical Quarterly, 32 (127): 127-36[3]Jackson, F. (1986) “What Mary Didn’t Know.” The Journal of Philosophy, 83 (5): 291-95., “Mary’nin odası” adıyla da bilinen ünlü bilgi argümanından ilham alarak, şöyle bir düşünce deneyi yapalım:

Arıların, bizim göremediğimiz mor ötesi ışığı görebildiğini biliyoruz. Diyelim ki arıların beyninde ve göz yapısında onlara mor ötesi ışığı algılama yeteneği veren mekanizmaları insana uyarlamamızı sağlayacak bilgi ve teknoloji düzeyine eriştik. Merve adında biri gönüllü oldu ve bir beyin ve göz ameliyatı sonucu ona mor ötesi ışığı görme yeteneği kazandırdık. Merve, artık gökkuşağına baktığında morun hemen altında bizim gördüğümüz yedi renge ek yeni bir renk daha görüyor. Merve’nin beyninin ve gözünün yapısını ve bu yeni rengi algılayışına dair tüm fiziksel ve işlevsel gerçekleri bilebiliriz gibi duruyor. Bu, günümüzün çok ötesinde bilgi ve teknoloji seviyesi gerektiriyor olabilir, fakat prensipte bu fiziksel gerçekleri bilemememiz için bir sebep görünmüyor, hele ki bu düşünce deneyinde Merve’ye cerrahi müdahale ile yeteneğini bizim verdiğimizi göz önünde bulundurursak. Fakat, bu durumda, Merve’nin renk algısına dair tüm bilimsel, fizyolojik, işlevsel gerçekleri bilmemize rağmen, bilmediğimiz bir şey var: O mor ötesi rengi görmenin nasıl bir deneyim olduğu.

Birinci kişi gözünden algılanan bir niteliğe sahip bu tür deneyimlere “görüngüsel (fenomenal) deneyimler” ve görüngüsel deneyimlerin öznel niteliğine “qualia” (tekili “quale”) deniyor.

Merve’nin deneyimlediği quale hakkında şu soruyu sorabiliriz: O renk, Merve’ye nasıl görünüyor? Bu da Merve’nin renk algısına dair bir gerçek değil mi? Fakat, tüm bilimsel bilgimize rağmen bu öznel bilgiyi, yani bilinçli deneyimin birinci kişi perspektifinden bilgisini, biz de o ameliyatı geçirmedikçe bilemeyiz gibi duruyor. Çünkü, bilinçli görsel deneyimin öznel bilgisi, o deneyimi yaşamayı, ya da en azından o deneyimi yaşamanın nasıl bir şey olduğunu isabetli bir şekilde hayal edebilmeyi gerektiriyor.

Frank Jackson, bu tür bir senaryonun, bizi bilincin fiziksel bir olgu olmadığı sonucuna ulaştıracağını iddia ediyordu. Eğer bir insan Merve’nin beynine dair her fiziksel gerçeği biliyorsa fakat Merve’nin bilinçli görsel deneyimine dair bilmediği bir gerçek varsa, bilmediği gerçek fiziksel bir gerçek değil demektir. Diğer bir ifadeyle, eğer bilince dair tüm gerçekler fiziksel olsaydı, bilince dair tüm gerçekler görüngüsel deneyim gerektirmeden öğrenilebilen gerçekler olurdu. Beynin fiziksel yapısı, beyinde meydana gelen elektro-kimyasal değişimler, nöronların ateşlenme örüntüleri, beynin farklı kısımlarının işlevleri, vs. beyne dair bilimsel dille ifade edilebilecek gerçeklerdir ve bu gerçekleri öğrenebilmek için bu gerçeklerin hakkında olduğu görüngüsel bilinç durumuna kendimizi sokmamız gerekmiyor. Fakat, mor ötesi rengi görmenin nasıl bir deneyim olduğunu öğrenebilmek için beynin yapısı ve işlevine dair gerçeklerden öteye geçmemiz, o rengi gerçekten görsel olarak deneyimlememiz gerekiyor.

Jackson, her fiziksel gerçeğin bilimsel dille ifade edilebileceğini varsayıyordu.[4]Bu iddianın ayrıntılı bir değerlendirmesi için bkz. Kıymaz, T. (2021) Zihin Felsefesinde Fizikselin Tanımı Sorunu. Kaygı, 20/1: 49-69. Bu konuda ona katılsak da katılmasak da yukarıdaki düşünce deneyine dayanarak, Merve’nin mor ötesi renge dair öznel deneyimi gibi nesnel olarak ifade edilemeyen ve nicelenemeyen öznel bilinç özelliklerine dair bazı gerçeklerin bilim tarafından açıklanamayacağını kabul edebiliriz (bunun bilincin fiziksel bir olgu olmadığını gösterip göstermediğini ayrıca sormak gerekecektir).

Bilinçli deneyimler ve görüngüsel (fenomenal) kavramlar

David Papineau, bu çıkarımın yanlış olduğu görüşünde. Ona göre bilince dair bilimin açıklayamayacağı bir şey yok. Papineau, görüşünü Jackson’ın bilgi argümanına Brian Loar[5]Loar, B. (1997) Phenomenal states II. In Ned Block, Owen Flanagan & Güven Güzeldere (eds.), The Nature of Consciousness: Philosophical Debates. MIT Press. tarafından getirilen ve Daniel Stoljar[6]Stoljar, D. (2005) Physicalism and phenomenal concepts. Mind and Language 20 (2): 296-302. tarafından “Görüngüsel Kavram Stratejisi” (Phenomenal Concept Strategy) olarak adlandırılan bir itiraza dayandırıyor.[7]Bilgi argümanına getirilen itirazların genel bir değerlendirmesi için bkz. Kıymaz, T. (2021). Fizikselcilik Karşıtı Bilgi Argümanı’nın Bir Savunusu. Kaygı, 20/2: 653-695. Bu itiraz şunu söylüyor:

Aslında bilinç durumları beyin durumlarından (ya da beyin durumları tarafından gerçekleştirilen işlevsel durumlardan) ibarettir ve bilinç durumlarına dair bilimin prensipte keşfedemeyeceği hiçbir gerçek yoktur. Fakat, bir beyin durumu iki farklı şekilde kavramsallaştırılabilir:

(i) Üçüncü kişi gözünden, deneyimin nöronal, işlevsel tarifi ile;
ya da
(ii) Deneyimin birinci kişi gözünden algılanan öznel niteliğine odaklanılarak.

Bunların ikisi de aynı fiziksel duruma göndermede bulunur.

Bu tür bir kavramsal ayrım günlük hayatta çok sık rastladığımız bir şeydir. Örneğin, eskiden suyun H2O olduğu bilinmiyordu, fakat yine de su ve H2O her zaman aynı şeydi. “Su” terimini bilip H2O’yu bilmeyenler ya da H2O’yu bilip günlük hayatta kullanılan su terimini bilmeyenler olabilir, iki terimden de haberdar olduğu halde Su=H2O özdeşliğini bilmeyenler de olabilir, fakat bunlardan hiçbiri Su=H2O özdeşliğinin doğruluğunu değiştirmez.

Bilimsel dille tarif edilebilecek fiziksel bir durum olarak Merve’nin mor ötesi görme beyin durumunun adı MB olsun. Bu durumda mor ötesi görme deneyimi = MB özdeşliği doğrudur, fakat MB kavramına sahip olsak da o beyin durumunu kendi öznel deneyimlerimize dayanarak kavramsallaştıramayabiliriz. Yine de mor ötesi görme deneyimini MB tarifi altında bilimsel olarak açıklayabiliriz, bu da mor ötesi görme deneyimine dair bilimsel olarak açıklanamayan bir gerçek olmadığı anlamına gelir.

Fakat bu aşamada, Papineau bu cevabın pek de tatmin edici gelmeyebileceğini kabul ediyor. Çünkü, hala sorabilirim: Beyni MB durumunda olan bir kişi tam olarak nasıl bir görsel deneyim yaşıyor?

Bu sorunun cevabını bilmemek, MB’ye dair bir gerçeğin bilgisine sahip olmamak gibi görünüyor. Fakat Papineau, bu görünüşün yanıltıcı olduğunu söylüyor.

Bir zihin durumunu öznel olarak, yani görüngüsel kavram kullanarak kavramsallaştırdığımızda, o zihin durumunun o anda deneyimlediğimiz bir örneğini ya da daha önce deneyimlediğimiz örneklerinin imgesel hatıralarını kullanarak, bir nevi kişisel deneyimimizi alıntılayarak kavramsallaştırırız. Bunu, bir sözcükten bahsetmek için o sözcüğün yazılı bir örneğini tırnak içinde kullanmaya benzetebiliriz; “masa” dört harflidir derken yaptığımız gibi.[8]Görüngüsel kavramlara dair alıntılayıcı kuram için bkz.

  • Balog, K. (2012) “Acquaintance and the Mind-Body Problem” S. Gozzano & C. S. Hill (Der.), New Perspectives on Type Identity: The Mental and the Physical içinde (s. 16-43). Cambridge University Press.
  • Papineau, D. (2002) Thinking about Consciousness. Oxford: Clarendon Press.
  • Papineau, D. (2007) “Phenomenal and perceptual concepts.” A. Torin & S. Walter (Der.) Phenomenal Concepts and Phenomenal Knowledge içinde (s. 111-144). Oxford: Oxford University Press.
Ben mor ötesi renkleri görme yeteneğine sahip olmadığım için, kendim MB durumunu deneyimleyemiyorum, bu yüzden de MB hakkında onun bir örneğini kendi zihnimde “alıntılayarak” düşünemiyorum, fakat bu benim MB hakkında onun fiziksel/işlevsel tarifini kullanarak düşünemeyeceğim ve MB hakkındaki tüm gerçekleri bilemeyeceğim anlamına gelmiyor. Ve eğer bana da Merve’ye yapılan ameliyat yapılsaydı, MB durumunu kendim de deneyimleyebilecek ve böylece onu birinci kişi gözünden de kavrama imkanına kavuşacaktım.

Tabii ki, MB durumunu fiziksel tarif ile kavramsallaştırmakla birinci kişi gözünden öznel deneyimi kullanarak kavramsallaştırmak arasında önemli bir fark olacaktır: Öznel deneyimi kullanarak yapılan kavramsallaştırma deneyimin bir örneğini içeriyor, bu yüzden de o kavramsallaştırmanın kendisi bir görüngüsel deneyim olarak algılanıyor, fakat aynı deneyimin fiziksel tarif kullanarak yapılan kavramsallaştırmasına böyle bir öznellik eşlik etmiyor.

Ve, öznel kavramsallaştırmayı kullanarak bir deneyim hakkında düşünme deneyimi ile fiziksel/bilimsel kavramsallaştırmayı kullanarak düşünme deneyimi arasında görüngüsel fark olması, bize fiziksel tarifin bir şeyleri dışarıda bıraktığı izlenimini verebiliyor. Papineau, bu yanlış izlenimin sadece insan psikolojisi ile ilgili bir durum olduğunu ve bunu bir tür bilişsel çarpıtma ya da yaygın mantık hatası gibi ele alıp, bu yanılgıya direnmemiz gerektiğini söylüyor.[9]Papineau, bilinç/his sahibi bir sistemi sırf üçüncü kişi gözünden kavramsallaştırdığımızda bilinç özelliklerinin birinci kişi gözünden görüngüsel bilgisini edinemediğimiz için bilinçsiz sayma yanılgısını “antipatetik hata” şeklinde adlandırıyor. Bkz.

  • Papineau, D. (1993) Physicalism, consciousness and the antipathetic fallacy. Australasian Journal of Philosophy, 71 (2), 169-183.
  • Papineau, D. (1995) The antipathetic fallacy and the boundaries of consciousness. In: Metzinger, T. (ed.): Conscious Experience. Ferdinand Schoningh.
  • Bilgi argümanı bağlamında Papineau’nun “antipatetik hata” iddiasının eleştirel bir değerlendirmesi için bkz. Kıymaz, T. (2019) Phenomenal Concepts and Physical Facts: A Dialogue with Mary. Filozofia: Journal for Philosophy, 74/10: 797-807.

Papineau haklı mı? Mor ötesi rengi görürsem mor ötesi görme deneyimi hakkında, o deneyime karşılık gelen beyin durumunun bilimsel bilgisine önceden sahip olsam da, yeni bir gerçek öğrenmiş olmaz mıyım? Bilgi argümanı üzerine tartışma hala sürüyor ve yakın zamanda sonlanacak gibi de görünmüyor.

Tufan Kıymaz
Bilkent Üniversitesi, Felsefe Bölümü

Notlar/Kaynaklar

Notlar/Kaynaklar
1 Editör önerisi: “Bilinç nedir?” sorusuyla başlayıp iki bilinç kuramını ele alan yazı dizimizi de okumanızı öneririz.

Sayood, K. “Bilinç nedir?” https://sarkac.org/2021/11/bilinc-nedir-2/

Sayood, K. “Bilinç kuramı 1: Ortam İşlem Alanı Teorisi”, https://sarkac.org/2021/11/bilinc-kurami-1-ortak-islem-alani-teorisi/

Sayood, K. “Bilinç Kuramı 2: Bütünleşik Enformasyon Kuramı” https://sarkac.org/2021/11/bilinc-kurami-2-butunlesik-enformasyon-kurami/

2 Jackson, F. (1982) “Epiphenomenal Qualia.” The Philosophical Quarterly, 32 (127): 127-36
3 Jackson, F. (1986) “What Mary Didn’t Know.” The Journal of Philosophy, 83 (5): 291-95.
4 Bu iddianın ayrıntılı bir değerlendirmesi için bkz. Kıymaz, T. (2021) Zihin Felsefesinde Fizikselin Tanımı Sorunu. Kaygı, 20/1: 49-69.
5 Loar, B. (1997) Phenomenal states II. In Ned Block, Owen Flanagan & Güven Güzeldere (eds.), The Nature of Consciousness: Philosophical Debates. MIT Press.
6 Stoljar, D. (2005) Physicalism and phenomenal concepts. Mind and Language 20 (2): 296-302.
7 Bilgi argümanına getirilen itirazların genel bir değerlendirmesi için bkz. Kıymaz, T. (2021). Fizikselcilik Karşıtı Bilgi Argümanı’nın Bir Savunusu. Kaygı, 20/2: 653-695.
8 Görüngüsel kavramlara dair alıntılayıcı kuram için bkz.
  • Balog, K. (2012) “Acquaintance and the Mind-Body Problem” S. Gozzano & C. S. Hill (Der.), New Perspectives on Type Identity: The Mental and the Physical içinde (s. 16-43). Cambridge University Press.
  • Papineau, D. (2002) Thinking about Consciousness. Oxford: Clarendon Press.
  • Papineau, D. (2007) “Phenomenal and perceptual concepts.” A. Torin & S. Walter (Der.) Phenomenal Concepts and Phenomenal Knowledge içinde (s. 111-144). Oxford: Oxford University Press.
9 Papineau, bilinç/his sahibi bir sistemi sırf üçüncü kişi gözünden kavramsallaştırdığımızda bilinç özelliklerinin birinci kişi gözünden görüngüsel bilgisini edinemediğimiz için bilinçsiz sayma yanılgısını “antipatetik hata” şeklinde adlandırıyor. Bkz.
  • Papineau, D. (1993) Physicalism, consciousness and the antipathetic fallacy. Australasian Journal of Philosophy, 71 (2), 169-183.
  • Papineau, D. (1995) The antipathetic fallacy and the boundaries of consciousness. In: Metzinger, T. (ed.): Conscious Experience. Ferdinand Schoningh.
  • Bilgi argümanı bağlamında Papineau’nun “antipatetik hata” iddiasının eleştirel bir değerlendirmesi için bkz. Kıymaz, T. (2019) Phenomenal Concepts and Physical Facts: A Dialogue with Mary. Filozofia: Journal for Philosophy, 74/10: 797-807.
Önceki İçerikMeraklısına Bilim: Tarihte bilgi nasıl üretilir?
Sonraki İçerikCovid-19 ve kentler I: Yönetim açmazı
Tufan Kıymaz

Tufan Kıymaz Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olduktan sonra doktorasını 2017 yılında Indiana Üniversitesi’nde tamamladı. Şu anda Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde doktor öğretim üyesi olan Kıymaz’ın akademik çalışmaları, zihin felsefesinde insan bilincinin bilimsel açıklamasının imkanına ve değer felsefesinde Çağdaş Stoacılık, erdem etiği ve iyi yaşam konularına odaklanmaktadır. Ayrıca Bilkent Öğretim ve Öğrenimi Destekleme Merkezi bünyesinde öğrenci merkezli pedagoji ve özgelişim odaklı çalışmalar yapmaktadır.