Araştırma etiği ve kurumsal sorumluluklar

Shutterstock

Günümüz akademik dünyasında “etik” kavramı çok daha önemli bir yer almaya başladı. Bütün dünyada etik ihlallerinin sayısının arttığını gözlüyoruz. Tabii çevrimiçi veritabanlarına herkesin kolaylıkla ulaşabilmesi de bu sorunlardan daha çabuk haberdar olmamızı sağlıyor. Öte yandan günümüzde özellikle uygulamalı araştırmalar maddi kaynaklar gerektiriyor, maddi kaynakların ve akademik pozisyonların devamı “olumlu” sonuçlara bağlı olabiliyor. Tabii etik sorunlarındaki artış çok sayıda gerekçeye bağlanabilir. Fakat bu gerekçelerin hiçbirinin araştırmacıları “doğru” yapmaktan alıkoymaması gerekir.

Doğru” araştırma ne demek?

İngilizcede araştırmada “doğruluğu” anlatan çok güzel bir terim var: research integrity. Maalesef bazı kavramlar başka dillerden bir kelime halinde  tercüme edildiği zaman anlamlarını bir ölçüde yitirebiliyor. “research integrity”  bunlardan biri. Çevrimiçi sözlüklerde “araştırma bütünlüğü” gibi kavramın ruhundan çok uzak ifadelere rastlıyoruz. Bilim Akademisi’nin yayınlarında ise “research integrity” nin karşılığını “araştırmada dürüstlük” olarak kullanıyoruz. Integrity, aslında içinde birçok unsuru barındıran muhteşem bir kelime ve ulvi bir kavram.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü  (NIH- National Institute of Health) sitesi bu kavramı “araştırmayı önerirken, yaparken ve sonuçları irdelerken dürüst ve kontrol edilebilir yöntemleri kullanmak” olarak tanımlarken [1] Bath Üniversitesi “araştırmayı öyle yapmalısınız ki, başkaları sizin yöntemlerinize ve bulgularınıza güvensin” diye belirliyor [2] . Bilim Akademisi sitesinde Türkçe tercümesi yayınlanan ALLEA’nın “Araştırmalarda dürüstlük konusunda Avrupa davranış kodu” belgesinde [3] güvenilirlik, dürüstlük, saygı ve hesap verebilirlik olarak tanımlanıyor.

Her kuruluş bu kavram için değişik sözcükler kullansa da temelinde araştırma yaparken kimseyi aldatmaya çalışmamak, her adımı sorgulayarak, başkasının sizin yaptığınızı aynen tekrar edebileceğinden emin olarak ve öncelikle kendinizi ikna ederek ilerlemek anlamında kullanıyoruz. Kanımca burada kendini ikna etmek en önemli adımlardan birisi.  Bulduğunuz sonuçların ve yaptığınız yorumların yapılabileceklerin en iyisi olduğuna inanmanız gerekir ki, bunun da yolu olaylara değişik açılardan bakmaktan ve devamlı sorgulamaktan geçer.

Bilimin temelinde dürüstlük yatar. Bu temelden sapmaların zararını tartışmaya gerek yok, önemli soru bunları nasıl önleriz? Cem Yılmaz’ın bir reklam filminde söylediği gibi “eğitim şart!”. Gerek araştırmacıların eğitimi aşamasında gerekse de dürüstlükten sapmalar karşısında verilen tepkilerde kurumlara düşen önemli görevler var.

Liderler, kurumlar ve araştırmacılara düşen sorumluluklar

Bu görevleri tartışan önemli bir doküman 7 Şubat 2018 tarihli The Bonn PRINTEGER Statement [4].  Buradaki PRINTEGER “Promoting Integrity as an Integral Dimension of Excellence in Research” sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor, yani “dürüstlüğün, araştırmada mükemmeliyetin ayrılmaz bir parçası olarak desteklenmesi” için yapılabilecekleri ele alıyor. Ana fikir ise kurumların bu sorunlara yaklaşımları konusunda yön göstermek. Bu dokümanın orijinaline Bilim Akademisi’nin sitesindeki etik sekmesinden başka ilgili dokümanlarla birlikte erişilebilir [5] .

Önerilerin başında araştırmada dürüstlük kavramının doğru anlatılması ve gerekli eğitimin ve yol göstermenin sağlanması geliyor. Bu aşamada hem liderler hem de deneyimli araştırmacılara önemli roller düşüyor. Açık diyaloğa dayanan iyi bir yönetim ile kurumda sağlam bir araştırma kültürünün oluşması önemli bir basamak. Ülkemizdeki üniversitelerin pek çoğunda etik konulu dersler veriliyor fakat çoğunlukla hem öğrenciler hem de dersi verenler tarafından angarya olarak görülüyor. Halbuki bilimsel olarak saygınlığı olan öğretim üyelerinin önderliğinde sağlam bir araştırma kültürünü yerleştirmek, kurumların en öncelikli gündemi olmalı.

Kurumlara düşen bir başka görevse iyi bir araştırma alt yapısı oluşturmak ve iş memnuniyetini sağlamak olmalıdır. Yöneticilerin kendi kurumlarındaki araştırma projelerine olan ilgisi, etik ihlallerinin önlenmesine bir nebze de olsa katkıda bulunacaktır. Ayrıca araştırmaların değişik aşamalarda farklı paydaşlarla, bölüm fakülte seminerleri, konferanslar vs gibi platformlarda paylaşılması da araştırmacıları daha dürüst davranmaya yönlendirecektir.

Kurumların başka önemli bir görevi de etik ihlalleri hakkındaki işlemlerin, kişisel haklara zarar vermeden, son derece şeffaf olarak yürütülmesini sağlamak.  Bunların yanında ihlalleri bilenlerin kendilerini güvende hissederek durumu yöneticilere bildirebilmesi, hakkında ihbar yapılanların haklarının korunması, bir etik kurulunun oluşturulması, belki de “üst akıl” hakemlerin belirlenmesi gibi farklı adımların atılması da kurumların görevleri arasında.

Yeterince önemsiyor muyuz?

Bu bildiride yer almayan en önemli nokta, kurumlarda başta yöneticiler olmak üzere  bütün çalışanların “araştırmada dürüstlük” kavramının önemini benimsemiş olmasının gerekliliği.

Maalesef Türkiye’de pek çok kurumda bu tarz ihlallerin üstleri örtülüyor veya sürüncemede bırakılıyor. Halbuki çalıntı veya düzmece makale yazımları, yırtıcı dergiler veya konferans düzenlemeleri ve makale geri çekme istatistiklerinde Türkiye’nin adı çokça geçiyor. Bugüne kadar az sayıda mahkemeye taşınan durumda da ihlallere karşı bir yaptırım uygulanmadı . Halbuki bilimsel araştırmalarda önde olan ülkelerde, dürüst davranmayan araştırmacılara ciddi yaptırımlar uygulanır ve sonuçlar kamu ile paylaşılır. Ülkemizde de “yeni normalde” etik ihlallerini önleme konusunda hem kurumların hem de araştırmacıların daha bilinçli davranması ümidiyle…

Ersin Yurtsever
Bilim Akademisi Etik Kurulu üyesi
Koç Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi

Kaynaklar

[1] What is research integrity https://grants.nih.gov/policy/research_integrity/what-is.htm
[2] Definition of research integrity https://www.bath.ac.uk/corporate-information/definition-of-research-integrity/
[3] ALLEA Araştırmalarda dürüstlük konusunda Avrupa davranış kodu, https://bilimakademisi.org/wp-content/uploads/2018/09/arastirmalarda-durustluk-konusunda-avrupa-davranis-kodu-turkce.pdf 
[4] The Bonn PRINTEGER Statement https://printeger.eu/the-bonn-printeger-statement/
[5] Bilim Akademisi websitesi, Bilim Etiği sekmesi, kaynaklar https://bilimakademisi.org/bilim-etigi-kaynaklar/

Önceki İçerikSiyasi kutuplaşma ve seçmen davranışı ilişkisi
Sonraki İçerikİstanbul’un Kuzey Ormanları’ndaki kayıplar ve etkileri
Avatar photo

Bilim Akademisi üyesi Ersin Yurtsever,  ODTÜ Kimya Bölümü’nden 1971 yılında lisans ve 1973 yılında yüksek Teorik Kimya dalında yüksek lisans derecesini aldı.  Virginia Commonwealth Üniversitesi’nde (ABD) yaptığı Kimya doktorasını 1976 yılında tamamladı. Araştırma alanı, kimyasal olayların matematiksel modellemeleridir.

ODTÜ Kimya Bölümü’nde öğretim üyeliği (1980-1995), ODTÜ Eğitim Fakültesi Dekanlığı (1993-1995), Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Yönetim Kurulu üyeliği (1997-2001), Koç Üniversitesi Fen ve İnsani Bilimler Fakültesi Dekanlığı (2001-2008), Koç Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı (2008-2010) yaptı.

1995’ten bu yana da Koç Üniversitesi Kimya Bölümü’nde öğretim üyesi olan Ersin Yurtsever, Bilim Akademisi’nin kurucu üyelerindendir ve 2011-2017 yılları arasında yönetim kurulu üyeliği yapmıştır.