Cahit Arf Portresi

Cahit Arf, 1910 – 1997 yılları arasında yaşamış dünyaca ünlü matematikçimizdir. Atatürk döneminde seçilip yurtdışına gönderilen öğrencilerden biridir. 1910 yılında Selanik’te doğar. Balkan Savaşı sırasında ailesi İstanbul’a göçer, ardından İzmir’e yerleşirler. Cahit Arf İzmir Atatürk Lisesi’nin orta kısmını bitirdikten sonra lise öğrenimi için Fransa’ya gönderilir. Üniversiteyi Sorbonne’da bitirip yeniden yapılandırılan İstanbul Üniversitesi’nde bir süre görev alır. Doktora çalışmasını Almanya’da yapan Cahit Arf, 1939 yılında doktorasını tamamlayıp Fen Fakültesi’ne döner ve ileriki yıllarda ordinaryüs profesör olur. Bir ara Robert Kolej’de matematik dersleri verir. Ortadoğu Teknik Üniversitesi kurulunca Ankara’ya gider. ODTÜ’de önemli çalışmalar yapar. TÜBİTAK’ın kuruluşunda yer alır. Emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleşir ve TÜBİTAK Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü’nde çalışmalarını sürdürür. Birçok bilim insanı yetiştirir.

Cahit Arf’ın en önemli buluşlarından birisi, “Arf Değişmezi” olarak adlandırılan cebir sahasında yapılmış bir buluştur. Bu buluşu ile Cahit Arf matematiğin topoloji dalında bazı klasik ve çözülmemiş problemlerin çözülmesini olanaklı kılar.

Cahit Arf’ın Montaj Portresi – Tayfun Akgül

 

Cahit Arf’ı 10 Türk Lirası’nın arka yüzünde görebilirsiniz.
Özel bir anı:

Cahit hocayı TÜBİTAK’ta çalıştığım yıllarda (1986-1988) tanıma şansına eriştim. Hocaya herkes “ermiş” gözüyle bakardı. Cahit hocam bilim ve matematikle birlikte mizah ve espriyi de çok severdi. Çok sevgili hocam Prof. Dr. Mithat İdemen TÜBİTAK Temel Bilimler Enstitüsü, Uygulamalı Matematik Bölümü’nün başkanlığını yapar; Cahit hoca ile aynı odayı paylaşırdı. Mithat hocayı, dolayısıyla da Cahit hocayı uygun fırsatlar yaratıp ziyaret etmeye çalışır, onunla söyleşmek için can atardım. Bu fırsatlar sırasında Cahit hoca çetrefilli sorular sorup zekâmı ve matematik seviyemi ölçmeye çalışırdı. Sevgili hocayı hep pipo içerken anımsıyorum. Yurtdışına seyahat eden dost ve arkadaşlarıma mutlaka pipo tütünü ısmarlar, Cahit hocaya armağan ederdim. Hoca armağanımı hemen kabul etmezdi, çok ısrar edersem mutlaka ikiye böler, “yarısı senin” diyerek alırdı.

Sanırım 2004 yılıydı. Sevgili hocamın montaj-portresini “pipo” parçalarını kullanarak yaptım. Pipoyu nerden bulmuştun diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Söyleyeyim: 80’li yılların ortalarında sigarayı bırakmam için bir başka Cahit hoca (sevgili arkadaşım Hazım Yücel’in babası) armağan etmişti. Gözlük ise sevgili dostum Saygı Yağmurdereli’nin kırılan gözlüğüdür…

Kısa kısa

Cahit Arf, matematiği bir meslek dalı olarak değil, bir yaşam tarzı olarak görmüştür.

Öğrencilerine sürekli: “Matematiği ezberlemeyin, kendiniz yapın ve anlayın” demiştir.

“Matematik de resim, müzik ve heykel gibi bir sanattır” diyerek matematiğin sanatsal yönünü vurgulamıştır.

Tayfun Akgül 
İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi

1 Yorum