Afetlere hazırlıkta “sistem” bakış açısı

Burcu Balçık, 15 Mart 2023'te gerçekleşen "Depreme Hazır Olmak, Yaralarını Bilimle Sarmak: Afet Yönetimi, Sağlık ve Ekonomi" başılıklı Bilim Akademisi panelinde.

Bu metin 15 Mart 2023’te gerçekleştirilen “Depreme Hazır Olmak, Yaralarını Bilimle Sarmak” başlıklı Bilim Akademisi panelinde Burcu Balçık’ın konuşmasından derlenmiştir.[1]Derleyen:  Elif Kaplan, Defne Üçer Şaylan  Konuşmanın videosunda metnin sonundan ulaşabilirsiniz. 

Şubat’ta yaşanan depremlerden sonra zaman içinde oluşan insani yardım faaliyetlerine yönelik birçok sorunu sistem bakışı ile ele alabiliriz.

Sistem kavramı, birbiriyle ilişkili, birbiriyle etkileşen elemanları olan ve bir amaca hizmet eden bir bütün olarak tanımlanabilir. Endüstri mühendisleri genel olarak sistemleri tasarlamaya ve iyileştirmeye odaklanır. Bu bir lojistik sistemi olabilir, üretim sistemi olabilir, sağlık sistemi olabilir. Biz de insani yardım ve afet yönetim sistemlerine, yani insanı ve insan canını odağına alan sistemlere odaklanıyoruz. Burada bir sürü kontrol edilebilen ve edilemeyen faktör var ve bunlardan dolayı birçok karmaşık problem ortaya çıkıyor ve bu alanda çalışan araştırmacılar bu karmaşık problemleri ortaya çıkarıp onları çözmeye odaklanıyor.

Problemi çözerken “Daha iyi ne yapmalıyız?” diye soruyoruz. Burada performans hedefleri önemli. Eğer siz kâr amaçlı bir kuruluşsanız maliyetinizi düşürmek ya da satışlarınızı, pazar payınızı arttırmak en önemli amacınız olabilecekken insani yardım gibi sistemlerde bölgeye ne kadar hızlı eriştiğiniz, kapsama alanınız ve adil olmak çok önemli birer performans ölçütü olabilir. İsrafı önlemek, kaliteli hizmet önemli. Kaliteli derken buradan yardımların insan haysiyetine uygun şekilde iletilmesi, insan sağlığına kısa ve uzun dönemde zarar vermeyecek şekilde iletilmesini kastediyorum. Bu amaçları bilirseniz daha iyi sistemler tasarlayabilirsiniz ve burada tabii kısıtlı kaynağımız, bütçemiz, özel koşullarımız olabilir. Bütün kısıtları ele alıp, kaynaklarınızı kullanarak, bu performans hedeflerine nasıl daha iyi ulaşabiliriz, bunu araştırıyoruz. Yaklaşımımız da şöyle, mevcut sisteme bakıp performansını değerlendiriyoruz.

Bugün bulunduğumuz durumda mevcut sistemin iyi çalışmadığına dair birçok belirti var; bu belirtileri inceleyip tanı koymak için verilere bakılabilir, nedenler araştırılabilir. Bunu çok şeffaf bir şekilde yapmak önemli, hoşlanmasak da yüzleşmek ve problemleri tanımlamak önemli. Eğer problem tanımlanabilirse modellenebilir; bizler bunu çeşitli optimizasyon ve simülasyon gibi yöntemlerle bilgisayar ortamında yapıyoruz. Bahsettiğim amaçları ve kısıtları ele alarak alternatif çözümler üretiyoruz. Tabii birçok farklı çözüm olabilir ve çözümlerin analizi de başlı başına bir iş. Burada birtakım ödünleşmeler olabilir, öncelikler olabilir.

 

En sonunda bir karar verip sistemi uygulamaya alırız artık o bizim mevcut sistemimizdir. Ama işimiz burada bitmez tabii. Performansın sürekli değerlendirilmesi ve gerekirse iyileştirilmesi gerekir.

Afet yönetimi döngüsü

Afet yönetimi döngüsünde afet öncesi ve afet sonrası olarak iki büyük aşama var. Afet öncesinde risk azaltma ve önleme ve hazırlık kısmı çok kritik.  Afet öncesinde yapılan hazırlık ve risk azaltma için yapılan her harcamanın ve eforun afet sonrasında yapılana göre yedi  kattan bile daha fazla getirisi olduğu hesaplanıyor.[2]The World Bank: Investing 1 dollar in prevention saves 7 dollars spent after a catastrophic event (2012) https://www.xprimm.com/The-World-Bank-Investing-1-dollar-in-prevention-saves-7-dollars-spent-after-a-catastrophic-event-articol-25-2573.htm [3]Stumpf, J., Guerrero-Garcia, S., Lamarche, J.-B., Besiou, M., & Rafter, S. (2017). Supply chain expenditure & preparedness investment opportunities in the humanitarian context. Paris, France: Action Contre la Faim–ACF

Şekil 1. Afet öncesi ve sonrasında afet yönetiminin aşamaları.

Önleyebildiklerimizi önleyip önleyemediğimiz risklere karşı da hazırlandıktan sonra afet oldu ve artık müdahale planını gerçekleştirebiliriz, yani hazırlandığımız şekilde müdahale edebiliriz. Müdahale geniş bir süreç. 0-24 saatin, ilk üç günün, ilk haftanın, ilk ayın gereksinimleri farklı, bunların ayrı ayrı ele alınması gerekiyor. Toparlanma/iyileşmede artık normale – yani yeni normale – dönüş diyebileceğimiz faaliyetleri içeriyor.

Afet yönetimi ve insani yardım döngüsünün geçen panelde üstünde detaylıca durulduğu için [4]Afet planlaması ve yönetimi – Sibel Salman, https://www.youtube.com/watch?v=Hk4JU8xUa1w, “Sesimi duyan var mı? -Afetlere karşı akıl ve bilim” panelinin konuşma metni: https://sarkac.org/2023/07/panel-sesimi-duyan-var-mi-afetlere-karsi-akil-ve-bilim/ kısaca bahsedeceğim.

Şekil 2. Afet öncesi ve sonrası aşamalardaki ayrıntılar farklı koşullar için değerlendirilmeli, kırılganlıklar göz önüne alınmalı.

Risk azaltma ve önleme aşamasında güçlendirme, binaların ve alt yapının bir afet olduğunda en az zarar görecek hale getirilmesi çok önemli. Mesela şu an İstanbul’daki güçlendirme faaliyetlerinin ve onun maliyetini düşününce en pahalı kısım bu olabilir. Ama en çok etkiyi de orada yaratabiliriz.

Hazırlık ve müdahale aşaması birlikte ele alınmalı. Burada insani yardım zincirinin tasarımı, hızlı hasar tespiti, arama kurtarma, sürekli ihtiyaç belirleme, toplanma alanlarının belirlenmesi, tahliye koridorlarının belirlenmesi ve koordinasyon, bilgi toplama, iş birliği gibi konu ve sorunlar var. Neye hazırsak o şekilde müdahale edeceğimiz için hazırlıkla müdahaleyi birbirinden ayıramayız.

Toparlanma iyileşme kısmında da enkaz kaldırma, altyapı onarım ve uzun dönem ihtiyaçların belirlenip karşılanmaya devam etmesi gibi hususlar var.

Bunlar tasarlanırken tek bir çözüm yok maalesef. Çok soruluyor, peki nasıl olmalıydı, en iyi sistem nedir, en güzeli nerede uygulanmıştır? Sistemin çeşitli senaryolar altında o yöreye özgü, o risklere özgü bir şekilde tasarlanması gerekiyor. Mesela gece/gündüz, yaz/kış koşulları da düşünerek oluşabilecek riskler düşünülmeli. Mesela deprem çok ağır kış şartlarında oldu, yağmur yağdı vb. Hepsi birlikte ele alınmalı ve çeşitli kırılganlıklar da düşünülmeli.

İnsani yardım lojistiği

Afet yönetim döngüsünde karşılaşılan problemlerin büyük bir kısmı tedarik zinciri ve lojistik faaliyetler ile ilgili.[5]Stumpf, J.Besiou, M. and Wakolbinger, T. (2023), “Assessing the value of supply chain management in the humanitarian context – An evidence-based research approach”, Journal of Humanitarian Logistics and Supply Chain Management, Vol. 13 No. 1, pp. 1-9. https://doi.org/10.1108/JHLSCM-03-2022-0039" href="https://doi.org/10.1108/JHLSCM-03-2022-0039">https://doi.org/10.1108/JHLSCM-03-2022-0039 Şekil 3’de insani yardım lojistiğinin aşamalarını görebilirsiniz. Düz çizgiler afet öncesi yapılanlar, kesikli çizgiler afet sonrası olanlar diye düşünebiliriz.

Şekil 3. İnsani yardım lojistiği aşamaları. Resimdeki haritalarda üstte AFAD’ın, altta Kızılay’ın depolarının konumlarını görüyoruz. Çeşitli tiplerde konteyner, çadır stoklarını tuttukları depoları mevcut. (Bu resimler 2016 İnsani Yardım zirvesinde AFAD’ın düzenlediği bir panelde yapılan sunumlardan alındı.)[6]World Humanitarian Summit took place in İstanbul on 23-24 May 2016,  https://www.mfa.gov.tr/world-humanitarian-summit-took-place-in-istanbul-on-23_24-may-2016.en.mfa , With millions displaced by conflict, climate disasters, leaders meet to shape better future at World Humanitarian Summit in İstanbul (23 Mayıs 2016) https://press.un.org/en/2016/iha1393.doc.htm

Mesela tedarikçilerden gelen yardım malzemeleri afet öncesinde de sonrasında da afetten etkilenen bölgeye ya da aradaki depolara ulaştırılabilir. Aynı şekilde ayni yardımlar da sürekli toplanabilir, afet sonrasında da gidebilir. Arada birçok ara depo ve depolama ve dağıtım noktaları var aslında. Buralarda ön konumlanmış stok dediğimiz afet öncesinde hazırlık için stoklanan mesela çadır ya da diğer malzemeleri düşünebiliriz. Yerel depolama ve dağıtım noktalarının bazılarının kurulması afet riskine ve bölgenin ihtiyaçlarına göre önceden planlanabilir, bazıları afetten sonra hızlıca aktifleştirilebilir.

Bu depolarda ne kadar malzeme depolanıyor, hedef stok, güvenlik stoku nedir, bununla ne kadar nasıl bir senaryoyu karşılarız, karşılayamadığımız senaryoda bizim alternatif olanaklarımız ne, tedarikçilerle anlaşma mı yapacağız, uluslararası yardım mı isteyeceğiz? Bu kararları etkin şekilde verebilmek için afet öncesinde çalışmalar yapılabilir.  Yerel dağıtım ağının, yani afetten etkilenen bölgedeki insanların, afetzedelerin gelip de yardımlarını alıp götürdüğü ağın tasarımı da çok önemli.

Peki etkin bir lojistik kuramazsak ne olur? İlk günlerde özellikle çok gündeme geldi. Yardımlar israf olabilir; kritik yollar tıkanabilir; yardımlar herkese erişemeyebilir; dezavantajlı gruplar görülemeyebilir, uzak noktadakiler ya da özel ihtiyacı olanlar kapsanamayabilir; yardımlar yetersiz kalabilir, gecikebilir; bir yerde fazlalık olabilir, bir yerde az olabilir ve yardımların sürekliliği sağlanamayabilir. Bu çok uzun bir süreç ve bunu sürdürmek de çok önemli.

Şu an bizim için biraz lüks gibi gözüken diğer etkiler; çevreye ve sağlığa verilen zararlar da dikkate alınabilir. Artık dünyada insani yardım nasıl daha yeşil olabilir, doğaya zarar vermeden yapılabilir diye konuşuluyor. Hayati şeyleri aşınca belki bir sonraki aşamada ele alabileceğimiz bir konu olarak düşünebiliriz.

Koordinasyon ve iş birliği ile afetlerle baş edebilme kabiliyetimiz çok artabilir. 

İnsani yardımın her aşamasında birçok aktör var. Hükümet, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları (ulusal ve uluslararası), özel sektör, silahlı kuvvetler, toplum (gönüllüler), bağışçılar. Koordinasyon ve işbirliği aslında çok zor bir problem, genel olarak insani yardım literatüründe ve pratiğinde de en önemli aşılması gereken zorluklardan biri. Birçok afette koordinasyon sıkıntıları yaşanabilir ama iyileştirmek için birçok mekanizma, yöntem var.

Değişik aktörlerin kendi aralarında ve birbirleriyle koordineli çalışması ve iş birliği çok önemli. Bir şirket mesela tek başına yardım gönderebilir, ikili ilişkiler çok yaygındır ya da bir şemsiye ya da birleştirici bir organizasyonla birlikte hareket edebilirler. Aynı şekilde uluslararası aktörlerin de yerel aktörlerin de birçok ilişki ağları vardır. Hepsinin amacı afet bölgesine yardım götürmek. Yatay ve dikey, merkezi/merkezi olmayan, afet öncesinde oluşturulmuş ya da afet sonrasında gelişen, kısa/uzun dönem, yerel/ulusal/bölgesel birçok mekanizma var. Yöntemler de bilgi paylaşımından kaynak paylaşımına, çeşitli anlaşmaların yapılmasına kadar gidebilir.

Zorlukların ayrıntılarına girmeyeceğim ama belki şuna değinebilirim: Türkiye’de şu anki mevcut sistemde AFAD bütün bunları koordine etmekle yükümlü seçilmiş bir merkezi otorite. Böyle karmaşık bir sistemde eğer merkezi koordinatör bütün aktörleri etkin şekilde koordine edebilse, ki bu ancak yerel karar verme mekanizmalarını da aktif halde tutabilirek mümkün olabilir, bu merkezi bir yerden koordine edilmeyen ve tamamen yerel örgütlenmelere bağlı olarak işleyen bir sistemden çok daha iyi işleyebilir.  Ama bunun şu an olmadığını görüyoruz. Daha önce de vurguladığım gibi sisteme eleştirel bir bakış açısıyla bakıp neden olmadı, nasıl olabilirdi, nasıl olabilir diye sorgulayıp daha iyi bir sisteme nasıl geçebileceğimizi değerlendirebiliriz diye umuyorum.

Koordinasyon ve iş birliği sistemlerine örnekler

Koordinasyon ve işbirliği olması gerektiğini söylemek kolay, fakat bunu mühendislik bakış açısıyla nasıl sayısallaştırabileceğimiz hakkında biraz fikir verebilir diye birkaç çalışmamızdan bahsedeceğim. Bu projelerin çoğu kamunun desteğiyle (TÜBİTAK) ve örneğin CDEMA (The Caribbean Disaster Emergency Management Agency) gibi uluslararası kurumlarla birlikte gerçekleştirildi.

Farklı ülkeleri bir araya getiren bölgesel bir işbirliğinden bahsedersek, örneğin Karayip’lerin 20 ülkesi iş birliği yaptığı takdirde afet hazırlık maliyetlerinin %50 daha az olabildiğini, yani maliyetlerin gösterdik.[7]Balcik, B., Silvestri, S., Rancourt, M. È., & Laporte, G. (2019). Collaborative prepositioning network design for regional disaster response. Production and Operations Management28(10), 2431-2455. Karayipler böyle bir iş birliğine çok uygun, çünkü bağlılıkla, birlikte hareket edebilen ülkelerden oluşuyor.[8]Rodríguez-Pereira, J., Balcik, B., Rancourt, M. È., & Laporte, G. (2022). A cost-sharing mechanism for multi-country partnerships in disaster preparedness. Production and Operations Management30(12), 4541-4565. https://doi.org/10.1111/poms.13403

Sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğini ele alan bir projemizde, bu kuruluşlar stokladıkları ürünleri logolamadan sakladıkları takdirde olası bir afette %50 daha fazla yardım gönderilebildiğini görüyoruz. Genelde depolarda herkes kendi logolu stoklarını tutuyor.  Yardımlar dağıtımına çıkarken etiketlenmesine (logolanmasına) rağmen %20 daha hızlı yerine ulaşıyor ve %30 daha az maliyetli oluyor.[9]Kasap Simsek, L., Balcik, B. ‘Investigating the Impact of Postponement and Stock Sharing Strategies on Prepositioned Relief Stocks’, değerlendirme aşamasında.

Sağlık merkezlerinin arasındaki koordinasyonla ilgili bir projede kronik diyaliz hastalarına afet öncesi ve sonrası verilen hizmetlere odaklanıyoruz.[10]Bozkir, C.D.C., Apak, K., Balcik, B., Gunes, E., Tuglular, S. “Service delivery planning for effective management of chronic dialysis patients after a disaster”, hazırlık aşamasında. TUBITAK 1001 projesi (219M356) Sevgili Mehmet Şükrü Sever ve Serhan Tuğlular hocalarımız 1999 depremi ve 6 Şubat depreminde kronik diyaliz hastalarının koordinasyonunu üstlenmiş doktorlar. Bu projede onlarla birlikte çalışıyoruz. Alanda diyaliz merkezleri hasar alsa bile koordinasyonla daha fazla hastaya daha kaliteli hizmet servis edebileceğimizi gösteriyoruz. Bu çalışmanın kullanılması için sağlık müdürlüğü ya da Sağlık Bakanlığı gibi bir kurumlara erişemediğimizi de belirtmek isterim ve bundan sonra erişebileceğimizi umut ederim.

Kronik diyaliz hastaları böbrekleri işlemediği için haftada üç gün, dört saatlik seanslara gitmelidir, yoksa vücutlarında biriken toksik maddelerin arındırılmaması sonucu hayatlarını kaybedebilirler. Hatay ve deprem bölgesinde üç haftada görüştüğümüz doktorlardan edindiğimiz bilgiye göre Hatay’da çalışan hastane yoktu. Var olan diyaliz merkezlerinden yalnızca biri ayakta kaldı ve bütün hastalar üçüncü haftadan itibaren oraya gönderiliyordu. Üçüncü hafta itibariyle kısaltılmış diyaliz uygulanmaya başladı. İki saatlik diyaliz sizi en azından hayatta tutar, fakat uzun dönemli sağlık sonuçları olabilir. Biz bu projeyle 2018’den beri uğraşıyoruz. Elimizde en azından bir veritabanı olsun, hangi merkezler var, kapasiteleri ne, bir şey işlemediği durumda yedek neresi olabilir,  hastaları hangi merkezlere yollayabilir, tedavi edemediklerimizi nereye ulaştırabiliriz diye bir plan üzerinde çalışıyoruz. İstanbul’da da bir vaka analizi üzerinde çalışmıştık.  Bunu görsel olarak da tasarlayıp, bir karar destek sistemi olarak da sunmaya çalıştık. Verilerin tutulduğu, senaryoların geliştirildiği, hangi merkezin hastasının nereye atandığının karar vericiler tarafından uygulanabileceği bir sistem var. En son afetten sonra tekrar ilgi uyandı bu sisteme. Sağlık Bakanlığı’yla olmasa bile en azından Nefroloji Derneği ile bunu hayata geçirmeyi arzu ediyoruz.

Başka bir projede de İBB’nin Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) ile yürüttüğümüz bir çalışma var. Arama kurtarma sürecinde koordinasyonsuzluktan çok canımız yandı. Drone’lar yardımıyla bir bölgeyi dinamik şekilde tarayıp, hızlı hasar tespiti yaparak, bilgileri süzdükten sonra arama kurtarma ekipleriyle paylaşıp önceliklendirme yapmak üzerine algoritmalar geliştirilmesi ile ilgili bir çalışmamız da devam ediyor.[11]Yucesoy, E., Coban, E., Balcik, B. (2023) “Post-disaster damage assessment by using drones in a remote communication setting”, Handbook for Management of Threats – Security and Defense, resilience and optimal strategies (Edited by: Fytopoulos, A., Balomenos, K., Pardalos, P.), basım aşamasında. [12]Adsanver, B., Coban, E., Balcik, B. (2021) “Drone routing for post-disaster damage assessment”, in Dynamics of Disasters: Impact, Risk, Resilience, and Solutions (edited by I.S. Kotsireas, A. Nagurney, P. M. Pardalos, A. Tsokas), Springer, 1–29. İlerde büyük fayda getirebilecek bir çalışma, umarım uygulamaya geçirilebilir.

Özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında da örneğin gıda tedariği için çerçeve anlaşmaları yapıldığı bir çalışma yürüttük.[13]Balcik, B., Ak, D. (2014) “Supplier selection for framework agreements in humanitarian relief”, Production and Operations Management, 23(6), 1028–1041. Çabalar sonucu yıllar önce Kızılay ile bir yakınlaşma oldu ama uygulamada işbirliği yapabildiğimiz bir proje olmadı. Bu çalışmayı kendi bulduğum verilerle yaptım. Vurgulamak istediğim şey şu, afet bölgelerinde hâlihazırda hizmet veren özel sektör kuruluşlarıyla birtakım anlaşmalar yaparak hızlı bir şekilde oraya yardım götürebilirsiniz, her şeyi stokta tutmaya gerek yok. Bunlar mümkün, ama önceden planlanıp düşünülmesi gerekiyor. Gönül isterdi ki bu yapılanlar Türkiye’deki sistemlerin gelişmesine de hizmet etsin. Umarım bundan sonra eder.

Bugün ve gelecek için öneriler

Bu afet ve önümüzdeki afetler için önerileri toplarsam,

  • Doğrulanmış, şeffaf ve sürekli bilgi paylaşımı çok önemli. AFAD burada merkezi bir kurum olarak çok avantajlı olabilecekti ama olmadı demiştim. Tek elden gelen, doğrulanmış bilgi, çok sektörlü ihtiyaç analizlerinin sürekli paylaşılması çok değerli olurdu. Kim nerede, ne çalışıyor, neye ihtiyaç var? Bunların sürekli aktif bilgisi olsa bölge dışından yardım göndermek isteyen insanların motivasyonu sönümlenmez ve canlı tutulabilir.
  • Tüm aktörler arasında yatay ve dikey olarak koordinasyon ve iş birliğinin artırılması çok kritik. Şimdi her grup koordinasyonu kendi içinde yapıyor belki ve platformlar kurulması gerektiğinin farkında. Bunun için geç de değil aslında, önümüzdeki süreci düşünürsek 1- 2 sene daha sürecek ve hâlâ yapılabilir.
  • Kısa, orta, uzun dönem planlarının olması ve bunların paylaşılması gerekli. Afet sonrası günlerde çok yardım var ama bunlar stoklanıp uzun vadede daha sistematik olarak kullanılmalı. 
  • Uzun dönemde İstanbul ya da afet için riskli bölgelerde risk önlemeye dair hazırlık faaliyetleri mutlaka hızlanmalı.
  • Bu afette de gördük, yerel mekanizmaların aktif olması gerekiyor. Mahalle, semt ve ilçelerde yerel karar verme ve müdahale mekanizmalarının oluşması gerekiyor.
  • Ulusal, yerel bilgi sistemlerinin tasarlanması ve afet öncesi hazır olması lazım. Bunun tek elden yapılması önemli. Afetten sonra oluşturulan yazılım platformlarının bundan sonraki afetler için önceden hazır edilmesi gerekiyor, bu sayede afet zamanı bilgi kirliliğini önleyebilir, nereye bilgi ulaştıracağımızı ve nereden bilgi edineceğimizi bilebiliriz.
  • Bilimsel çalışmaların ve başka afetlerde edinilen tecrübelerin kullanılması bence şart. Birçok araştırmacı, birçok disiplinde yıllardır bu konuda çalışıyor. Artık bu bilgilerin kullanılmasının zamanı.
  • Sistem tasarım ve sürekli iyileştirme yaklaşımını unutmadan sürekli kılmalıyız ve iyileştirmeliyiz. Her afetten öğrendiklerimizle, kayıpları önlemek için bir sonraki afete nasıl hazırlanacağımızı şeffaf ve dürüstçe ele alırsak önümüzdeki afetlere hazır olabiliriz.

Notlar/Kaynaklar

Notlar/Kaynaklar
1 Derleyen:  Elif Kaplan, Defne Üçer Şaylan
2 The World Bank: Investing 1 dollar in prevention saves 7 dollars spent after a catastrophic event (2012) https://www.xprimm.com/The-World-Bank-Investing-1-dollar-in-prevention-saves-7-dollars-spent-after-a-catastrophic-event-articol-25-2573.htm
3 Stumpf, J., Guerrero-Garcia, S., Lamarche, J.-B., Besiou, M., & Rafter, S. (2017). Supply chain expenditure & preparedness investment opportunities in the humanitarian context. Paris, France: Action Contre la Faim–ACF
4 Afet planlaması ve yönetimi – Sibel Salman, https://www.youtube.com/watch?v=Hk4JU8xUa1w, “Sesimi duyan var mı? -Afetlere karşı akıl ve bilim” panelinin konuşma metni: https://sarkac.org/2023/07/panel-sesimi-duyan-var-mi-afetlere-karsi-akil-ve-bilim/
5 Stumpf, J.Besiou, M. and Wakolbinger, T. (2023), “Assessing the value of supply chain management in the humanitarian context – An evidence-based research approach”, Journal of Humanitarian Logistics and Supply Chain Management, Vol. 13 No. 1, pp. 1-9. https://doi.org/10.1108/JHLSCM-03-2022-0039" href="https://doi.org/10.1108/JHLSCM-03-2022-0039">https://doi.org/10.1108/JHLSCM-03-2022-0039
6 World Humanitarian Summit took place in İstanbul on 23-24 May 2016,  https://www.mfa.gov.tr/world-humanitarian-summit-took-place-in-istanbul-on-23_24-may-2016.en.mfa , With millions displaced by conflict, climate disasters, leaders meet to shape better future at World Humanitarian Summit in İstanbul (23 Mayıs 2016) https://press.un.org/en/2016/iha1393.doc.htm
7 Balcik, B., Silvestri, S., Rancourt, M. È., & Laporte, G. (2019). Collaborative prepositioning network design for regional disaster response. Production and Operations Management28(10), 2431-2455.
8 Rodríguez-Pereira, J., Balcik, B., Rancourt, M. È., & Laporte, G. (2022). A cost-sharing mechanism for multi-country partnerships in disaster preparedness. Production and Operations Management30(12), 4541-4565. https://doi.org/10.1111/poms.13403
9 Kasap Simsek, L., Balcik, B. ‘Investigating the Impact of Postponement and Stock Sharing Strategies on Prepositioned Relief Stocks’, değerlendirme aşamasında.
10 Bozkir, C.D.C., Apak, K., Balcik, B., Gunes, E., Tuglular, S. “Service delivery planning for effective management of chronic dialysis patients after a disaster”, hazırlık aşamasında. TUBITAK 1001 projesi (219M356)
11 Yucesoy, E., Coban, E., Balcik, B. (2023) “Post-disaster damage assessment by using drones in a remote communication setting”, Handbook for Management of Threats – Security and Defense, resilience and optimal strategies (Edited by: Fytopoulos, A., Balomenos, K., Pardalos, P.), basım aşamasında.
12 Adsanver, B., Coban, E., Balcik, B. (2021) “Drone routing for post-disaster damage assessment”, in Dynamics of Disasters: Impact, Risk, Resilience, and Solutions (edited by I.S. Kotsireas, A. Nagurney, P. M. Pardalos, A. Tsokas), Springer, 1–29.
13 Balcik, B., Ak, D. (2014) “Supplier selection for framework agreements in humanitarian relief”, Production and Operations Management, 23(6), 1028–1041.
Önceki İçerikBu Ay Gökyüzü: Eylül 2023
Sonraki İçerikMantar, tarım ve ekolojik denge
Avatar photo

Burcu Balçık, Özyeğin Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde öğretim üyesi ve ÖZÜ Sürdürülebilirlik Platformu akademik direktörüdür.

Prof. Dr. Balçık, lisans ve yüksek lisans derecelerini ise 2001 ve 2003 yıllarında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden, doktora derecesini 2008 yılında Washington Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden, aldı. Daha sonra Northwestern Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı (2008-2009). 2014’de Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanları Ödülü (BAGEP) aldı. 2008-2009’da Humlog Enstitüsünde ve 2017-2018’de HEC Montreal’de misafir araştırmacı olarak çalıştı.

Başlıca araştırma konuları arasında insani yardım lojistiği, afet yönetimi, tedarik zinciri yönetimi, matematiksel modelleme ve sezgisel yöntemler bulunmaktadır.

Burcu Balçık’ın web sitesi