Türkiye’de enflasyon: TÜİK ve İTO verileri karşılaştırma

Bu metin 2 Şubat 2023′te Kamil Yılmaz’la yaptığımız söyleşiden uyarlanmış ve ilk olarak 3 Şubat 2023’te yayınlanmıştır.  TÜİK ve İTO enflasyon verilerini paylaştığında grafikleri ve yayın tarihini güncelliyoruz. Grafikler 5 Ağustos 2024’de güncellenmiştir. 

Hayat pahalılığını nasıl ölçüyoruz? Fiyat endeksi nedir?

Hayat pahalılığının ve alım gücümüzün zaman içinde nasıl değiştiğini ölçmek için tüketim alışkanlıklarını ve değişen fiyatları dikkate alan tüketici fiyat endeksini (TÜFE) kullanıyoruz. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE), insanların günlük hayatta satın aldığı mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişimi ölçer. Her ayın üçünde TÜİK tarafından yayınlanan TÜFE’yi, hane halklarının “tüketim sepetinde” bulunan bütün ürün ve hizmetlerin fiyatlarının ağırlıklı ortalaması olarak düşünebiliriz. Tabii hepimizin tüketim sepeti aynı değil, fakat hayat pahalılığının zaman içinde nasıl değiştiğini görmek istiyorsak toplumdaki bireylerin tüketim alışkanlıklarını yansıtan bir ortalama sepet kullanmamız gerekli.

TÜİK, her sene tüketici eğilimi anketi düzenliyor ve bu ankette 1000 TL’miz varsa bu parayı hangi ürüne ve hizmete harcadığımız soruluyor.  Buradan hangi ürün ve hizmetin ne kadar tüketildiğini gösteren ağırlıklar hesaplanıyor. TÜİK, her 12 aylık dönem için bu ağırlıkları kullanıyor, her sene ağırlıklar değişiyor, yeniden hesaplanıyor. Sepetteki ürün ve hizmetlerin fiyatları, ağırlıklarla çarpılarak toplandığında sepet fiyatı bulunuyor.

Tablo 1. 2025 için ana harcama gruplarının ağırlıkları şöyle:[1]Tüketici Fiyat Endeksi, Metodoloji Dokümanı (Şubat 2025) https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/ZxE7PHkKOJbznsv , s. 12, Tablo. 3

Tablo 1’da 2025 için ana harcama gruplarının ağırlıkları var, farklı yıllarda ağırlıklarda değişimler olabilir. Ağırlıklara baktığımızda alkolsüz içecekler ve gıdanın tüketim sepetimizin yaklaşık dörtte birini oluşturduğunu; konutla ilgili harcamaların ve ulaştırma harcamalarının da onu takip ettiğini görüyoruz.

TÜİK, bu ağırlıkları farklı bölgeler için de oluşturuyor ve her bölge için sepetler farklı olabiliyor. Ayrıca farklı gelir grupları için de farklı sepetler bulmamız mümkün. Orada da şunu görüyoruz; daha düşük gelir gruplarında örneğin gıda ve alkolsüz içecekler gibi temel ihtiyaçların tüketim oranları daha yüksek, eğlence, kültür, otel ve restoran gibi harcamaların ağırlığı ise daha düşük oluyor. Dolayısıyla zengin ve yoksulun enflasyonu aynı değil. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi her ay yayınlanan TÜFE, farklı gelir grupları ve coğrafi bölgeler için ortalama bir endeks.

Endeks nasıl hesaplanır? Kahvaltı sepeti örneği

Endeks nasıl hesaplanır konusunda biraz daha ayrıntıya girelim.

Tüketim sepetindeki ağırlıklar her yılın başında güncelleniyor ve TÜİK’in websitesinde duyuruluyor.[2]2025 için kullanılacak değerler 5 Şubat’ta Tüketici Fiyat Endeksi haber bülteniyle birlikte açıklandı. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Tuketici-Fiyat-Endeksi-Ocak-2025-54176  Nisan 2022’ye kadar sepetteki her ürünün fiyatları da duyuruluyordu, dolayısıyla hesaplara katılan fiyatları biliyorduk, Nisan 2022’den bu yana fiyatların ayrıntılı dökümü paylaşılmıyor. 

TÜFE’nin nasıl hesaplandığını daha net anlatabilmek için bir örnek kahvaltı sepeti kullanalım. Bu sepette sadece dört ürün, ekmek, peynir, yumurta ve zeytin olduğunu düşünelim ve ağırlıkların ekmek için %10, beyaz peynir için %45, yumurta için %20 ve zeytin için %25 olduğunu varsayalım. 

Tablo 2. Tabloda TÜİK’in websitesinden alınmış olan ve aylara göre değişen kahvaltı ürün fiyatlarını görüyorsunuz. TÜİK Nisan 2022’ye kadar her ay TÜFE ile birlikte sepeti oluşturan binlerce ürünün fiyatını da paylaşıyordu. TÜİK Nisan 2022’den bu yana ürün bazlı fiyatları duyurmuyor, yani bu tarihten sonraki hesaplamalarda hangi fiyatların kullanıldığını bilmiyoruz.

Tablo 2’deki, TÜİK’in websitesinden alınmış ürün fiyatlarını kullanarak Ocak 2021 – Nisan 2022 döneminde kahvaltı sepetimizin her ay değişen fiyat endeksini hesaplayabiliriz.

Ürün ağırlıklarının aynı kaldığı varsayımı altında yukarıdaki işlemi diğer aylar için de yaptığımız zaman tabloda “sepet fiyatı” yazan sütundaki değerlere ulaşırız.  Endeksi hesaplarken Aralık 2020 fiyatının 100’e eşit olduğu varsayıyoruz ve diğer ayları bu değere göre oranlayarak “Kahvaltı Fiyat Endeksi”ne ulaşıyoruz.

Endeks, bize yeni bir bilgi vermese de sepete dahil olan ürünlerin ortalama fiyat değişimlerini hesaplamamızı mümkün kılar. Böylece artan mal ve hizmet fiyatları (ki buna hayat pahalılığı diyebiliriz) karşısında (elimize geçen aylık gelirle) alım gücümüzün nasıl değiştiğini hesaplamamızı sağlar.

Verilere daha yakından bakarsak, Ocak 2021’de peynirin fiyatı düşmüş ekmek ve zeytinin fiyatı yükselmiş;  ağırlıklarla birlikte hesaplandığından kahvaltı sepetinin ortalama fiyatı da düşmüş.

Endeksi Aralık 2022’de 100 almıştık, bu baz fiyatla oranladığımızda endeks Ocak 2021’de 95,7 olarak hesaplanıyor. Bunu bütün aylar için yapabiliyoruz.

Tablo 2’nin en sağ sütununda aylık enflasyon oranı var. “Enflasyon oranı” dediğimizde endeksteki aydan aya değişim oranından bahsediyoruz.

Örneğin Ocak 2021 için aylık kahvaltı sepeti enflasyonunu hesapladığımızda, tablo 2’deki -%4,3 değerini buluyoruz.

TÜİK’in Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) 

Tabii TÜİK’in yaptığı hesapta binlerce ürün var. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) bu ürünlerin o seneki ağırlıkları ve güncel fiyatları kullanılarak hesaplanıyor.

Aşağıdaki grafik TÜFE’nin 2005’ten bu yana değişimini gösteriyor. TÜFE 2003’te 100 seviyesinde alınmış. 2005 Ocak’ta 114 olan endeks 2022’nin aralık ayında 1128 civarında, 2023 Ocak ayında ise 1203 olmuş. Yani ortalama bir tüketici sepeti fiyatının, 2022 sonunda 2005’teki fiyatının 10 katına ulaştığını söyleyebiliriz.

Ocak 2005’ten Ağustos 2025’e kadar Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)

TÜİK’in TÜFE endeksinin aydan aya değişim hızı bize “aylık enflasyon oranı”nı veriyor.  TÜİK’in 2005 öncesi yayınladığı verileri de kullanarak Ocak 2000’den Ekim 2023’e kadar hesapladığımız aylık enflasyon oranı aşağıdaki grafikte görülüyor.

Ocak 2005’ten Ağustos 2025’e kadar TÜİK’e göre aylık enflasyon %

2000-2003  arasındaki yüksek enflasyon döneminden sonra 2004’ten 2017’ye kadar uzun bir dönem enflasyon %-2 ile %2 arasında dalgalandı. 2018 Ağustos’undaki Rahip Brunson krizinde kurdaki artışın ardından fiyatlar dalgalanmış fakat yine kontrol altına alınmış. 2021 Eylül’ünden sonra ise 2001 krizinin bile üzerine çıkacak şekilde aylık enflasyonun bazı aylarda %10’un da üzerinde gerçekleştiğini görüyoruz.

Aylık enflasyonda mevsimsel etkiler

Aylık enflasyonda mevsimsel etkiler de var. 2004 ve 2007 arasındaki dört yılı aldığımız ve aylık enflasyonun yıl boyunca değişimine baktığımızda bu etkileri görüyoruz.

 

Ocak ve Aralık aylarında aylık enflasyon düşük gerçekleşiyor çünkü bu aylar indirim ayları, özellikle tekstil ve giyimde indirimler oluyor. Şubat’tan Mayıs’a kadar yüksek seyrediyor, kış aylarında gıda fiyatları yükseliyor. Hazirandan itibaren ve yaz aylarında özellikle meyve sebze bol olduğundan enflasyon görece düşük oluyor, sonbahara geldiğimizde okulların açılması ve kış mevsimine girilmesiyle yeniden bir yükselme var.

Bu mevsimselliği tipik olarak aylık enflasyon oranlarında görebiliyoruz, fakat 2019-2022 aralığına baktığımızda işler değişiyor. 2018 ve 2019’da da öncesinde olduğu gibi aylık enflasyon %2’nin üzerine çıkmazken Eylül 2021’den itibaren enflasyon %2’nin üzerine çıkıyor ve . Bu da farklı bir döneme, yani bir yüksek enflasyon dönemine girdiğimizi gösteriyor.

Burada dikkat çeken başka bir şey daha var: Nisan 2022’den itibaren aylık enflasyonda bir düşüş olduğunu görüyoruz; bu düşüş gerçek bir düşüş mü, diğer endekslerde de benzer bir düşüş var mı bu konuda ciddi tartışmalar var.

Bu arada belirtmek gerekir Nisan 2022’den beri TÜİK daha önce yayınladığı iki tür veriyi yayınlamayı bıraktı. Birincisi biraz önce bahsettiğimiz enflasyon sepetindeki ürün ve hizmetlerin ayrıntılı fiyatları, diğeri de bölgesel veriler. Tabii bu da herkesin aklına TÜİK neden bu verileri yayınlamayı bıraktı sorusunu getiriyor.

12 aylık enflasyon uzun vadeli eğilimleri görmemizi sağlıyor

Aylık enflasyon oranları, mevsimsel etkiler, dolaylı vergi artışları gibi nedenlerle çok oynak olabilir.  Oysa bizim için daha önemli olan, hayat pahalılığının zaman içindeki genel eğilimidir. Aylık verilerdeki bu dalgalanmalar uzun vadeli eğilimi görmeyi zorlaştırıyor. Bu nedenle 12 aylık enflasyona bakarız. Örneğin, Ocak 2023’teki 12 aylık enflasyon değeri Ocak 2022’ye göre ortalama fiyat değişimini; Mart 2022’deki değer ise Mart 2021’e göre değişimi gösterir.

Daha da eskiye giderek 2000’den bu yana 12 aylık enflasyonun değişimine bakalım.

Ocak 2000’den Ağustos 2025’e kadar TÜİK’e göre 12 aylık enflasyon %

2001 krizi sonrasında enflasyonu kontrol altına almış, normal makroekonomik dengeleri sağlamış bir ülke olarak yaklaşık 14 yıl, hatta 2018’deki Rahip Brunson krizini de saymazsak 17 yıl yaşadıktan sonra bir anda yüksek enflasyon dönemine girmişiz. Bunun nedeni de iktisatçıların sıklıkla dile getirdiği gibi Merkez Bankası’nın ve hükümetin Ekim 2021’den itibaren  uygulamış olduğu düşük faiz politikası. Düşük faiz politikasının yarattığı Türk lirasından kaçış ve bundan dolayı döviz kurundaki artış (Türk parasının değer kaybetmesi) enflasyonu doğrudan tetikledi. Enflasyonu düşürmek için zorunlu olan makroekonomik politikaların uygulanmaması hanelerin ve şirketlerin enflasyon beklentilerinin de yüksek seyretmesine yol açıyor ve üreticiler ürünlerine zam yapmaktan geri durmuyor.

İTO ve TÜİK enflasyon değerlerinin karşılaştırması

İstanbul Ticaret Odası 1995’dan bu yana İstanbul için “Çalışanlar Geçinme Endeksi” yayınlıyor.[3]İstanbul Ticaret Odası İTO Ücretliler Geçinme İndeksi, 1995=100, https://ististatistik.ito.org.tr/index4.php#

Bu TÜFE’yle karşılaştırılabilen bir endeks. Aşağıdaki grafiklerin birincisinde 2000’den bu yana bu iki endekse göre hesaplanan 12 aylık enflasyon değerlerini ve ikincisinde bunlar arasındaki farkı görüyoruz.

Ocak 2000’den Ağustos 2025’e kadar TÜİK ve İTO’ya göre 12 aylık enflasyon oranı %

2000’lerin başındaki yüksek enflasyon dönemi de dahil olmak üzere iki enflasyon değeri arasındaki fark en fazla %4-5 civarında gerçekleşmiş.  Fakat ne hikmetse Nisan 2022’den sonra İTO ve TÜİK değerleri birbirinden anlamlı şekilde ayrıştı.  İTO’nun 12 aylık enflasyon değeri Kasım 2022’de yaklaşık %115’leri bulduğunda aynı değer TÜFE’ye göre %85’te kaldı; arada 30 puanlık bir farktan bahsediyoruz

Ocak 2000’den Temmuz 2024’e kadar TÜİK ve İTO’ya göre olan 12 aylık enflasyon oranlarının farkı %

TÜİK Nisan 2022 öncesinde hem ülke geneli için hem de 26 bölge için enflasyon verilerini yayınlıyordu; ayrıca aylık olarak ürün ve hizmetler bazında da fiyatları paylaşıyordu. Tanımı itibariyle TÜFE, tüketici sepetindeki bütün ürün ve hizmet fiyatlarının ağırlıklı ortalaması olması sebebiyle, endeksteki artışa en çok hangi ürün ve hizmetlerin katkı yaptığına bakabiliyorduk. Benzer şekilde ülke geneli için yayınlanan TÜFE’nin 26 bölge için ayrı ayrı hesaplanan endekslerin ortalaması olması gerekir. Böylece, geçmişteki ürün-hizmet ve bölge bazındaki enflasyon verileriyle ülke geneli için hesaplanan enflasyon verilerini karşılaştırabiliyorduk. Artık bunu yapamıyoruz. Bu verilerin yayınlanmaması ciddi bir soru işareti oluşturuyor.

Bu arada Nisan 2022’den sonra TÜİK’in tüketici enflasyonu verileriyle İTO’nun verileri arasında büyük bir ayrışma olması da içimizdeki şüpheyi arttırıyor. Biz artık devletimizin en önemli kurumlarından biri olan TÜİK’in bize doğru bilgiyi vermemek gibi bir tercihi mi var diye soruyoruz. Enflasyon verilerine güvenemiyorsak o zaman büyüme verilerine ne kadar güvenebiliriz. Reel büyümeyi bulabilmek için fiyatları doğru hesaplamamız lazım. Tüketici fiyatları yanlış hesaplanıyorsa, toplam üretimin de yanlış olma ihtimali artacak ve o zaman resmi verilere ve dolayısıyla kurumlara güven azalacak.

İTO ile TÜİK’in enflasyon değerlerini karşılaştırıyoruz çünkü bu verilerin 20 yıllık geçmişi var ve 20 yıllık geçmişte bu iki kurumun ilan ettiği değerler el ele gidiyor, ayrışma Nisan 2022’de başlıyor. Bir ayrışma olduğunda bunu sorgulamamız gerektiği düşüncesiyle İTO ve TÜİK verilerini karşılaştırdığımız bu yazıyı güncellemeye devam ediyoruz.

Söyleşi kaydının tamamı:

Notlar/Kaynaklar

Notlar/Kaynaklar
1 Tüketici Fiyat Endeksi, Metodoloji Dokümanı (Şubat 2025) https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/ZxE7PHkKOJbznsv , s. 12, Tablo. 3
2 2025 için kullanılacak değerler 5 Şubat’ta Tüketici Fiyat Endeksi haber bülteniyle birlikte açıklandı. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Tuketici-Fiyat-Endeksi-Ocak-2025-54176
3 İstanbul Ticaret Odası İTO Ücretliler Geçinme İndeksi, 1995=100, https://ististatistik.ito.org.tr/index4.php#
Önceki İçerikBu Ay Gökyüzü: Temmuz 2024
Sonraki İçerikDisiplinlerarası bir meslek: Malzeme mühendisliği
Kamil Yılmaz

Bilim Akademisi üyesi Kamil Yılmaz, 1987’de Boğaziçi Üniversitesi’nde lisansını tamamladıktan sonra Maryland Üniversitesi’nden 1990’da yükseklisans ve 1992’de doktora derecelerini aldı.

Araştırma konusu finansal ve makroekonomik bağlanmışlık üzerinedir.

1992-1994 yılları arasında Dünya Bankası’nda araştırmacı olarak çalıştıktan sonra 1994 yılında Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. 2003’te doçentliğini aldı, 2010’da profesör oldu. 2003-2004 ve 2010-2011 yıllarında Pennsylvania Üniversitesi’nde misafir öğretim üyeliği yaptı, 2007-2009 yılları arasında TÜSIAD- Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forum’unun direktörlüğünü yürüttü.

Halen Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesidir.