Covid-19 aşısı hakkında sıkça sorulan sorular

Aşıların yeterince güvenli ve etkin olmasıyla ilgili endişe duyulması son derece doğal. Zaman zaman güncellenecek olan bu sayfada aşılar hakkındaki bazı temel sorulara/yanıtlara  yer vereceğiz, kafanızdaki bazı soruları aydınlatacağını umuyoruz.

 

COVID-19 aşılarının geliştirilme ve uygulanması ile ilgili önemli noktalara ilişkin 12 Ocak 2021 tarihli açıklaması için tıklayınız.

 

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK)’nin koronavirüs aşıları hakkındaki 13 Ocak 2021 tarihinde yayınlanmış görüşü için tıklayınız.

Bağışıklık nedir? Aşı ne işe yarar?

Bağışıklık, insan vücudunun kendi ürettiği maddeleri ve bunları içeren hücreleri tanıyarak, dışarıdan gelen canlı ya da cansız her türlü yabancı biyolojik maddeyi ortadan kaldırabilmesi kabiliyetidir. İnsan bu sayede kendi hücrelerine zarar vermeden vücudu istila etmeye çalışan virüs, bakteri, mantar ve parazitlerle oluşan enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele eder.

Bağışıklık sistemi tarafından tanınan “yabancı” maddelere antijen adı verilir. Bunlar genellikle hastalık etkenlerinde bulunan, o etkene özgü, çoğunlukla protein yapılı maddelerdir. Protein yapısında olmayan bazı başka yabancı kimyasal ürünler de vücuda girdikten sonra, proteinlere bağlanarak antijenik yanıt oluşturan moleküllere dönüşebilirler.  Aşılar, içinde belli bir hastalık için karakteristik özelliklerde antijen maddeler taşıyan tıbbi ilaç niteliğinde ürünlerdir. Aşılanma, bağışıklık sisteminin antijenleri etkisiz hale getiren antikor denilen karşıt proteinleri üretmesini sağlar. Bunun yanında, antijeni tanıyan “hafıza hücresi” adı verilen T-lenfositler (bir beyaz kan hücresi tipi) de bağışıklık yanıtına katkıda bulunur. Böylece, o hastalık etkeni ile karşılaştığında, aşılanan ve antijenleri önceden tanıyan kişilerde bağışıklık sistemi harekete geçerek etkeni ortadan kaldırır.

Neden aşı olmak gerekli?

Bulaşıcı hastalıkların neden olduğu salgınlar tarihin tüm dönemlerinde insanlığın korkulu rüyası oldu. Ortaçağlardaki veba salgınları aktif nüfusun önemli bir kısmını yok ederek önemli ekonomik ve sosyal değişikliklere yol açan felaketler olarak da ortak hafızada yer alıyor. Modern immünoloji ve mikrobiyolojinin gelişmesiyle özellikle 20. Yüzyılın başlarından itibaren aşılama ve yüzyılın ikinci yarısından itibaren geliştirilen antimikrobiyal tedaviler kitlesel ölümlere yol açan hastalıklara karşı çok önemli kazanımlar sağladı. Özellikle salgın yapabilen mikroorganizmalara karşı hedef toplumun tümüne uygulanan aşılamalar bu başarıda çok önemli bir rol oynadı. Çiçek hastalığının yeryüzünden silinmesi, çocuk felcinin de silinme aşamasına gelmesi değerli örnekler olarak karşımızda duruyor.

Bu nedenle, aşıların bireysel olarak kişiyi hastalıktan koruması yanında toplum sağlığı açısından da oynadıkları rol son derece önemlidir. Hastalığın toplumda yayılmasını engellemenin sürdürülebilir tek yolu aşılamadır.

Toplumda salgınların sona ermesi için kitlesel bağışıklık kazanmamız gerekiyor. Buna sürü bağışıklığı deniyor. Toplum genelinde bağışıklık kazananların oranı %60-70 civarına geldiğinde Covid19 pandemisinin yayılmasının duracağı hesaplanıyor. Sürü bağışıklığı herkesin hasta olmasıyla değil, aşılama yoluyla bağışıklık kazanılmasıyla sağlanabilir.

Aşı olmak, özel durumları nedeniyle aşılanmaları mümkün olmayanları korumak için de gerekli.

Aşı olmak kişisel bir tercih değil midir?

Aşı olma kararı, kendi kararını verme yetisi olan her birey için, özgür iradesi ile bireysel olarak verilen bir karar. Bu kararın en doğru şekilde bilgilendirilmiş (aydınlatılmış) olarak alınması, risk ve faydasının iyice anlaşılarak verilmesi önemli. Bu kapsamda, aşıların güvenli ve etkili olduklarıyla ilgili verileri/bulguları şeffaf olarak paylaşmak da sağlık otoritelerinin sorumluluğunda.

2020 başında ortaya çıkan Covid-19 pandemisinin ilk yılı doksan milyon kişinin hastalanması ve iki milyona yakın kişinin ölmesiyle sonuçlandı. Pandemi halen daha da yüksek bulaştırıcılık oranlarına ulaşarak Dünya genelinde hız kesmeden devam ediyor. Aşı olmadan pandeminin atlatılması, var olan öldürücülük oranları dikkate alındığında, daha milyonlarca kişinin ölmesi demek. Kullanılması öngörülen aşılarla yapılan faz 3 araştırmaları sırasında açıklanan risklerin çok düşük olduğu dikkate alındığında, elde edilecek faydanın büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor. Bu ölümleri azaltabilecek bir aşılanma kampanyasına katılmak bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorumluluk olarak da görülmeli.

Aşı öncelikli olarak kimlere yapılmalı?

Aşıya erişim koşulları ve aşılama takvimi şeffaf biçimde açıklanmalı. Birçok ülkede biyoetik komiteleri etik değerleri temel alarak öncelikleri belirleyen bildiriler yayımlıyor. Bu bildirileri ele alan  “Covid19 aşısı öncelikli olarak hangi gruplara yapılmalı?” başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz. Bu konuda şüphesiz hakkaniyet, adalet ve fayda göz önüne alınarak karar alınmalıdır.

Covid-19 hastalarıyla doğrudan uğraşan sağlık personelinin öncelikli olarak aşılanması herkesin üzerinde anlaşacağı bir karardır. Aynı ortamda hastalarla doğrudan uğraşmayan ama virüsle bulaşık ortamlarda çalışan temizlik personeli gibi yardımcı personel de dışarıda bırakılmamalıdır.

Covid-19’dan etkilenme toplumun her kesiminde aynı olmadı. Aşılanma programının hastalığa yakalanma riski ile hastalığı ağır geçirme ve ölüm riskleri bir arada değerlendirilerek yapılması gerekir. Sosyo-ekonomik eşitsizliklerin savunmasız hale getirdiği toplum kesimleri de öncelikli olarak programa alınmalıdır. Bunlar dışında toplumsal eşitsizlikleri daha da artıracak ve toplum vicdanını yaralayacak ayrıcalıklı uygulamalar da toplumsal barışı olumsuz yönde etkileyebilir. Klinik araştırma sonuçları kısa vadeli politik kazanımlar ya da kamuoyunu tatmin etme amacıyla kullanılmamalıdır.

Aşı karşıtlığının bilimsel temelleri olmayan tepkisel bir sosyal olgu olduğu dikkate alındığında, bilimsel çerçevede kalması gereken değerlendirmelerin politik alana çekilmesi aşılamaya karşı şüphe oluşturarak başarısızlığa sebep olabilir.

Aşının bana zarar vermeyeceğinden nasıl emin olabilirim?

Yeni aşıların faz 3 çalışmalarının tamamlanması, etkili ve güvenli oldukları yönünde sağlam bilimsel kanıtların elde edilmiş olduğu anlamına gelir. Faz 3 araştırmalarında, aşı on binlerce kişide denenmiş yani geniş bir kitleden elde edilen verilerle ortaya çıkması muhtemel istenmeyen etkiler büyük ölçüde gözlenmiş durumdadır.

Uzun zaman isteyen bu süreç, pandemi koşullarının yarattığı aciliyet nedeniyle görülmedik ölçüde hızlandırıldı. Salgın olmadığında, bir aşının etkili ve güvenli olduğunu tam olarak değerlendirebilmek için faz 3 araştırmaları bir yıl gibi uzun sürelere gerek duyar. Ancak, Covid-19’un yarattığı acil durum dikkate alınarak birçok ülkede ruhsat otoriteleri faz 3 araştırmalar tam olarak bitirilmeden, yeterince güvenilir verinin toplandığına ikna olarak, daha önce bir örneği olmayan mRNA esaslı aşılara acil-koşullu kullanım onayı verdi.

Acil kullanım onayı nedir?

Bu izinlerin ne anlama geldiğinin anlaşılması önemli.
Onay öncesinde faz 3 araştırmalar için, ABD Gıda ve İlaç Ajansı (FDA) en az iki aylık izlem süresini kapsayan bir verinin sunulmasına karar verdi. Aşı faz 3 araştırmaları için çok kısa sayılan iki ay izlem, var olan acil koşullar nedeniyle ehven-i şer bir karar olarak kabul edilebilir. Pandemi nedeniyle klinik araştırmalar daha hızlı sonuç verecek şekilde modifiye edilmiş, kısmen elde edilen verilerle sağlık otoriteleri aşıların yeterince etkili ve güvenli olduğuna karar vermiştir. Aşılanma başlasa da faz 3 araştırmaları devam edecektir.
2020’nin sonlarından itibaren farklı aşılarla (Ocak 2021 ortası itibariyle) Dünya genelinde 25 milyondan fazla kişi aşılandı. Faz araştırmalarına katılanlardan çok daha geniş bir kitle aşılanmış olduğundan, şimdiye kadar rapor edilen istenmeyen etkiler hafif ve katlanılabilir nitelikte bulundu. Bunlar genelde aşı yerinde ağrı, hassasiyet, kısa süreli kırgınlık ve ateş gibi şikayetlerdir. Ancak, yine de bu veriler aşının ülke çapında ya da dünya genelinde geniş kitlelerde kullanılmasıyla görülebilecek ciddi alerjik reaksiyonlar gibi beklenmedik, nadir, istenmeyen etkilerinin olmayacağını garanti etmez.
Var olan durum itibariyle, yapılan risk/fayda analizleri aşılar için çok olumlu sonuçlar veriyor. Ancak yine de, aşı yapıldıktan sonra ilk saatlerde dikkatli olunması ve olası ciddi alerjik reaksiyonlara müdahale edebilecek donanımların hazır tutulması gereklidir.
Sağlık otoriteleri ile DSÖ tarafından aşıların etkili ve güvenli olup olmadıkları sürekli olarak izlenmeye devam edilecek ve bazı nadir görülen etkiler bu süreçte gözlenebilecek. Faz 3 araştırmalarına toplumdaki çeşitliliği yansıtacak şekilde farklı yaş grupları, kronik hastalıkları olanlar ve diğer özel grupların da katılması önemli. Bu tip durumları dikkate alan ayrı faz 3 araştırmaları da yapılabilir.

Aşı olmaya karar verirken şunları aklımızda bulundurmalıyız:

  • Covid-19’un şişmanlık ve diyabet gibi bazı kronik durumlar zemininde daha ağır seyrettiği bilinmesine karşın, hastalığın kimlerde ağır seyredeceği, kimlerin yaşamını tehdit edeceği ve uzun vadede ortaya çıkarabileceği kalıcı etkileri henüz tam olarak bilinmiyor. Bugünkü durumda hem kendi sağlığımız hem çevremiz hem de toplum sağlığı için hasta olmadan korunmanın en önemli yol olduğunu biliyoruz. Aşı hastalıktan korunmanın başlıca yoludur.
  • Dünyanın her yerinde vaka sayıları hızla artıyor. Sağlık sistemi artan yükü kaldırabilecek mi? Sağlık çalışanları bu yüke ne kadar dayanabilecekler? Aşı ile salgının yavaşlatılması ve sistemin tıkanmaması sağlanabilir.
  • Toplum sağlığını ve ekonomileri derinden etkileyen salgını durdurmanın tek yolu kapsamlı aşılama. Ancak, aşılamada kimlerin öncelik alacağı etik değerler doğrultusunda değerlendirilmeli ve Dünya ülkelerinin aşıya erişiminde adil ve hakkaniyete dayalı bir dağıtımın yapılması sağlanmalı. Bu konuda  “Covid19 aşısı öncelikli olarak hangi gruplara yapılmalı?” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
  • Aşı-karşıtlığı olarak adlandırılan ve farklı sebeplere dayalı olarak yaygınlık kazanan engelleyici hareketlere karşı hükümetler güven sağlayıcı, şeffaf ve adil politikalar üretmeli ve kararlarını bilimsel verilerin ışığında almalıdır. Aşıya güveni sarsacak eylemler ve toplumu yanıltacak nitelikteki açıklamalara karşı dikkatli olunmalıdır.

Aşı geliştirme süreci nasıl bir şey? Faz 3 çalışmaları neden önemli?

Sağlıklı bireylere uygulanması sebebiyle aşıların ruhsatlanması sıkı ve titiz incelemelere bağlanmış durumda. Aşılar geliştirme aşamasından itibaren birçok güvenlilik testini geçmek ve etkili olduklarını sarsılmaz kanıtlarla ispatlamak zorunda. Bu konuda geniş bilgi için aşı/ilaç geliştirme süreçlerini anlatan yazımızı okuyabilirsiniz.

Tasarım aşamasından, üretim ve ruhsatlandırmaya kadar tüm süreç, basamaklara ayrılıyor ve bir basamağı başarıyla geçemeyen aşı adayı bir sonraki basamağa geçemiyor, eleniyor. Laboratuvar ve hayvanlar üzerine deneyler başarılı olduğu takdirde insanlar üzerinde denemelerin olduğu Klinik Çalışmalar yapılır. Klinik çalışmalar “faz (evre)” adı verilen üç aşamadan oluşur.

  • Faz 1: Az sayıda (onlarca) gönüllü ile istenmeyen-toksik etkilerin araştırılması, tahammül edilen en yüksek dozun belirlenmesi.
  • Faz 2: Daha fazla (yüzlerce) gönüllü ile istenmeyen etkiler + etkililik (aşıda koruyuculuk) + doz ayarlamasının yapılması
  • Faz 3: Kalabalık bir gönüllü grubu (onbinlerce kişi) ile az görülen yan etkilerin saptanması, yaşlılar, başka hastalıkları olanlar gibi alt gruplar da dahil olmak üzere etkililik + güvenlilik araştırmaları

İlk iki faz aşının güvenliliğini (istenmeyen ve diğer etkileri) test eder ve doz ayarının belirlenmesini amaçlar. Faz 3’te onbinlerce gönüllüye uygulanan aşılarda olası yan etkiler hakkında çok daha geniş bilgi sağlanır ve aşının etkililiği test edilir.

Klinik araştırmalarda yan tutmayan (önyargısız) nesnel veri elde edilmesi esastır. Bunun için tıp biliminde en güçlü kanıtların elde edilmesini sağlayan, çift kör plasebo kontrollü randomize çalışmalar yapılır. Gönüllü grubun bir kısmına etkin madde içeren aşı yapılırken diğer bir gruba plasebo yani etkin madde içermeyen enjeksiyon yapılır. “Çift kör” demek uygulamayı yapan hekim, sağlık görevlileri ve gönüllünün hangi grupta olduğunu bilmemesi demektir. Veriler toplandıktan sonra körleme açılarak sonuçlar değerlendirilir. Etkililik yüzde olarak aşağıda açıklandığı şekilde ifade edilir.

Faz 3’ü tamamlamış bir aşı adayı topluma uygulandığı takdirde kalıcı sonuçları olan ciddi bir yan etki beklenmez. Yine de aşı ve ilaçlar piyasaya sürüldükten sonra da aşılanan insanlar güvenlik ve etkililik açısından piyasa kaldıkları süre boyunca takip edilir. Gerekli uyarılar ve önlemler Sağlık Otoriteleri tarafından yapılır. Bu konuda ülkemizde Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) yetkilidir.

Aşı olmak hasta olmamı engelleyecek mi? Aşının etkinliğini nasıl ölçüyorlar?

Bağışıklık sisteminin kişiden kişiye farklı yanıtlar verdiği dikkate alınırsa, aşı, hasta olma ihtimalinizi belli oranda düşürüyor. Aşının etkililiği bu ihtimalin bir ölçütü.

NOT: Aşıların kontrollü klinik çalışmalarla ortaya konulan etkililiği (efficacy) ile aşının sahada uygulanması sırasında geniş çaplı kullanımıyla ortaya çıkan etkinlik (effectiveness) farklı olabilir. Örneğin bazı kişiler farklı nedenlerle ikinci dozu almamış olabilirler. 

Kontrollü çalışmalardaki etkililik şöyle hesaplanıyor. Çalışmada gönüllülerin yarısına aşı ve yarısına plasebo verildiği durumu düşünelim. Aşılama başladıktan belli bir zaman sonra hasta olan N sayıda kişi içinde aşılanmış olanlara A ve aşılanmamış olanlarına NA diyelim.

Bu tanımı kullanırsak elimizde 100 hasta varsa ve bunların yalnız 15 tanesi aşı olan bireylerse aşının söz konusu süre içindeki etkiliği % 82 civarında demektir. Bu gözlem, ne kadar uzun süre ve  ne kadar çok sayıda gönüllüde yapılırsa sonucun güvenilirliğini de o kadar artar.

Aşıların koruyuculuğu doğal olarak aşıdan aşıya değişiyor.  Covid-19’a karşı geliştirilecek aşıların farklı etkililik değerleri ve etkililik süreleri olacak. Şimdilik yalnız bazılarının kısa dönem faz 3 sonuçlarını biliyoruz (yani on binlerce kişinin aşılanmasının üzerinden sadece iki ay gibi bir sürenin geçmesi durumundaki sonuçları). Faz 3’te yeterince yüksek bir etkililik gösteren aşıların salgının durdurulmasında etkili olacağı düşünülüyor. Bu sebeple verileri yeterli olarak kabul edilen iki aşı için farklı ülkelerde acil kullanım onayı verildi.

Önemli not: Amerikan gıda ve ilaç otoritesi FDA, Haziran 2020’de aşının etkililiğinin en az %50 olması gerektiğini duyurmuştu. Yani aşının etkililiği %50 bile olsa kitlesel aşılanma olduğu takdirde salgını kontrol altına almada faydalı olacak. Hatta iki doz ile yüksek bağışıklık sağlayan bir aşının tek seferde kabul edilebilir bir bağışıklık sağlayabileceği ya da ağır hastalığı önleyebileceği sağlam kanıtlarla gösterilebilirse, daha geniş bir nüfusun daha kısa bir zamanda aşılanması sağlanabilir. Aşağıdaki tabloda Covid-19 için geliştirilen ve faz 3 aşamasında olan aşıların bugüne kadar duyurulan etkililiklerini görebilirsiniz.

Aşı olursam ne kadar süre korunacağım?

Bunu söylemek için henüz erken. Bu her aşı için farklı olabilir. Aşı kullanıldıkça bu konuda daha net sonuçlar alacağız. Kullanıma giren aşıların en az 3-9 ay kadar etkili oldukları kabul ediliyor. Covid-19 geçiren hastaların antikor titreleri (seviyeleri) de zamanla azalıyor. Az sayıda olmakla birlikte yeniden enfeksiyon geçirenler rapor ediliyor. Tüm bunlar aşıların sadece belli bir zaman diliminde koruyucu olabileceğini gösteriyor. Antikor seviyelerinin dışında hücresel bağışıklık da hastalıktan koruyucu olarak işe karışıyor ama bunu ölçmek daha zor. Klinik tecrübe arttıkça şüphesiz daha ayrıntılı bir resim elde edilecek.
Covid-19 için onaylanan aşıların tümü, yüksek bir bağışıklık sağlamak için iki defa aşılanmayı gerekli kılıyor. Eskiden beri, inaktive aşılarda iki enjeksiyon arasındaki sürenin uzamasının daha güçlü bağışıklık cevabı elde edilmesini sağladığı biliniyor. Ancak, faz 3 araştırmalarda hızlı sonuç alabilmek için iki doz arası mümkün olduğunca kısa tutuldu. Bu nedenle enjeksiyonların iki hafta yerine dört hafta arayla yapılabilmesi ciddi olarak tartışılıyor.

Aşı olan birisinin virüse maruz kalırsa hasta olmasa da başkalarına bulaştırma ihtimali var mı?

Bunu henüz bilmiyoruz. Aşılama başladıktan sonra da bilimsel çalışmalar devam edecek ve bu sorulara net yanıtlar elde edeceğiz. Bu süreçte, aşı olduktan sonra da maske ve mesafe kurallarına titizlikle uymalıyız.

Farklı aşı teknolojileri nasıl çalışıyor? 

Aşı teknolojileri hakkında geniş bilgi için ilgili yazımızı okuyabilirsiniz.

Dünyada acil onay sürecindeki Covid19 aşı adayları

Tablodaki aşıların onay durumları

  • Biontech/Pfizer (BNT162b2): ABD, Büyük Britanya ve Avrupa Birliği’nde acil durum kullanımı onayı verildi. Bahreyn, Kanada, Suudi arabistan tam onay verdi. Etkililik ve güvenliliğe ilişkin araştırma sonuçları 10 Aralık’ta NEJM’de yayınlandı. 36523 gönüllü ve 170 teyit edilmiş vaka ile %95 etkililik bildirildi.
  • Moderna (mRNA-1273): ABD’de ve Avrupa Birliği’nde acil kullanım onayı verildi. Kanada’da onaylandı. >30000 gönüllü ve 196 teyit edilmiş vaka ile %94 etkililik bildirildi. Etkililik ve güvenliğine ilişkin araştırma sonuçları 30 Aralık’ta NEJM’de yayınlandı. 
  • Oxford / Astra-Zeneca (AZD1222): Büyük Britanya, Arjantin, Hindistan ve Meksika’da acil kullanım onayı. İki farklı dozda iki farklı etkililik bildirildi (İki kere tam doz verilen 8895 kişide %62 ve bir yarım bir tam doz verilen 2741 gönüllüde %90)
  • Sinovac (CoronaVac): Çin’de kısıtlı kullanım onayı var. Endonezya ve Türkiye’de acil kullanım onayı verildi. 
    Türkiye’de (Türkiye’de 1322 gönüllü ve 29 teyit edilmiş vakada) %91.25, Brezilya’da %50.38 (çok hafif hastalık için) ve %77.96 (hafif hastalık için) Kaynak: Koronavirüs Aşıları hakkında KLİMİK derneği görüşü  
    *Türkiye’de CoronaVac’ın ikinci 28 gün sonra uygulanıyor.
  • Gamaleya Araştırma Enstitüsü (Sputnik V ): Rusya’da faz 1 ve 2 sonuçlarına göre kullanım onayı verildi. BAE ve Hindistan’da faz 3 araştırma başvuruları yapıldı ancak henüz başlatılmadı. Etkililik 22714 gönüllüde ve 78 teyit edilmiş vakadan %91,4 olarak bildirildi.
  • Sinopharm (BBIBP-CorV ): Bahreyn ve BAE’de acil kullanım onayı verildi. Çin’de kısıtlı kullanım onayı var. %79 etkililik değeri bildirildi.  
  • CanSinoBio (Ad5-nCoV): Çin’de kısıtlı kullanım onayı
  • Sinopharm – Wuhan Biyolojik Ürünler Enstitüsü: Çin’de ve BAE’de kısıtlı kullanım onayı.
  • Bharat Biotech / Hindistan Tıbbi Araştırmalar Kurulu-Pune Viroloji Enstitüsü (Covaxin): Hindistan’da acil kullanım onayı

Bu metnin hazırlanmasında katkıda bulunanlar:
Hakan S. Orer (Bilim Akademisi üyesi, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi)
Defne Üçer-Şaylan (sarkac.org yayın yönetmeni)

Kaynaklar

Koronavirüs Aşıları hakkında KLİMİK derneği görüşü  https://www.klimik.org.tr/2021/01/13/100308/

Safety and Efficacy of the BNT162b2 mRNA Covid-19 Vaccine, The New England Journal of Medicine, 10 Aralık 2020, https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa2034577

Efficacy and Safety of the mRNA-1273 SARS-CoV-2 Vaccine, The New England Journal of Medicine, 30 Aralık 2020, https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa2035389
Sağlık Bakanlığı 24 Aralık 2020 tarihli basın açıklaması https://youtu.be/pKFtcuSyvvw?t=889