Bilimsel Yazarlık ve Yazarlık Etiği hakkında: Bir serinin başında

Anabilim dalı başkanı yanına çağırdığında heyecanlanmıştım. İlk defa kıtalararası bir yolculuk şansım olacak, geçen ay sözlü sunum olarak kabul edilen çalışmamı yüzlerce kişinin önünde sunabilecektim. Gerçi istediğim miktar kongre otelinde kalmama yetmiyordu ama olsun, şehrin öbür ucunda bile olması yeterdi.  Odaya girdiğimde hocanın biraz sıkıntılı olduğu belliydi, bu da benim hevesimin kursağımda kalması demekti. El hareketiyle oturmamı istedi. Masasının karşısına otururken bu sıkıntılı halinin başka nedende olması için dua ediyordum. Nitekim söylediği ilk söz “Tebrikler Talat, senin istediğin miktarı alabildim, bavulunu hazırla” oldu. Tam teşekkür etmek için ağzımı açacakken eliyle beni susturdu “yalnız senden bir ricam olacak. Biliyorsun Necip doçentliğe hazırlanıyor ve bir türlü şu dış yayın gereğini yerine getiremedi. Kendisi bize gerekli bir arkadaş, onun için senden onun ismini de bitirmekte olduğun yazına eklemeni rica ediyorum. Biliyorum, bu çalışma ile uzak yakın ilgisi yok, ama eminim bu iyiliğini hiç unutmayacaktır. İstersen bir düşün, sonra da iyi haberi kendisine sen verirsin”…

Bu hayali hikayenin benzerleri maalesef günümüzde her ülkede sık sık yaşanıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ve ülkemizde bilim insanları etik dışı yazarlık taleplerini kabul etmek zorunda bırakılıyorlar. Bilimsel etik kuralların bazen eğrildiği, çoğu zaman da bilerek çiğnendiği sayısız örnek bulmak olası. Bu tür uygunsuz davranış ve talepler ya da daha teknik tanımıyla etik suçlar bilimin gerçekliğine ve inanılırlığına ağır bir gölge düşürüyor.

Bilimsel yazarlık, diğer yazarlıkların aksine hayal gücüne, heyecan vericiliğe ve söylentilere dayanmayan, bilimsel gözlemlerin sunulduğu ve yazarların tekrarlanabilirliğine emin olduğu sonuçları kaleme aldıkları bir görevdir. Bilim yazarı, yazdıklarının tekrarlanabilir olduğundan emin olmanın yanında eserlerinin sorumluluklarını üstlenmek, verilerin güvenilirliği konusunda kanıt sunmak zorundadır. Ancak günümüzde artan akademik başarı arzusu, yükseltilme baskısı ve atanma endişesi, bilimsel yayınların güvenilirliğini ciddi ölçüde azaltmaktadır.

Bilimsel yazar olmak önemli sorumluluklar getirir ve bu sorumluluklar içinde çalışmaya aktif olarak katılmak, anlamlı derecede katkıda bulunmak, yazının her satırından sorumlu olmak ve yazının son şeklini almasında önemli rol oynamak gelir. Hak etmediği halde yazarlar arasında ismi olan kişiler yanında, hak ettikleri halde yazar olarak adı geçmeyen kişiler etik olmayan durumlara sadece iki basit örnektir. Bu yazı serisinde bilimsel kaynaklardan ve yukarıdaki hikayenin aksine gerçek örneklerden yola çıkarak bu sorunun büyüklüğü ve ciddiyetini ele alacağım. Bu yazı dizisini ciddi bir uyarı olarak oluşturmak istedim. İnsanlığın kendini kandırmasının ne denli hatalı ve ne denli olumsuz sonuçlar yaratabileceğini örneklemeye çalışacağım. Bilimsel yazarlığın yozlaşması tüm diğer yobazlıklar gibi insanlığı geriye götürebilecek ve önemli zararlara yol açacak bir hastalık olmakta devam ediyor. Bu hastalığın yegane tedavisi ise bilinçlenme ve aydınlanma olacak.

Tarık Tihan
Bilim Akademisi Etik Kurul Üyesi
UCSF Tıp Fakültesi öğretim üyesi

Bilimsel Yazarlık ve Yazar Etiği Hakkında: Misafir Yazarlık ya da Haksız Yazarlık

Bilimsel Yazarlık ve Yazar Etiği Hakkında: Hayalet Yazarlık