Kongreniz uluslararası mı yoksa şehirlerarası mı?

Solvay konferanslarının en ünlüsü yeni ortaya çıkan kuantum teorisinin tartışıldığı beşinci Solvay Konferansıdır (1927). Toplu fotoğrafta görülen 29 kişinin 17si Nobel Ödülü kazanmış bilim insanları. Detaylar: https://sarkac.org/2017/05/bir-soz-bir-resim-besinci-solvay-konferansi/

Akademik camiada araştırma sonuçlarının sunumu için iki önemli yol vardır.

  • İlkinde araştırma sonuçları akademik bir dergide, hakemlerin denetiminden geçtikten ve editörce uygun bulunduktan sonra yayınlanır. Bu şekilde sonuçlarınıza prensipte bütün dünya ulaşabilir. Fakat makale yazarken yer kısıtlamaları nedeniyle bazı kısımları özet olarak geçmek zorundasınızdır. Bu da çalışmanızın detaylı bir tartışma ortamına girmesine pek olanak sağlamaz.
  • İkinci bir yöntemde ise, çalışmanızı bilimsel bir toplantıda sözel veya bir poster çerçevesinde sunarsınız. Bu daha kısıtlı bir dinleyiciye hitap eder ama toplantıda zaten konunun uzmanları bulunacağı için, iyi bir etkileşme ve işbirliği ortamı yaratır.

Doğal olarak akademisyenler bu iki kanalı da yoğun olarak kullanırlar.

Bilimsel kongreler ve düzmece kongreler

Bilimsel kongreler nasıl düzenlenir? Öncelikle yoğun emekle!

Kongre düzenlenecek alanda mümkün olduğu kadar uzman insanları bir araya getirmeye çalışacaksınız, gençlere araştırmalarını sunma olanağı sağlayacaksınız, maddi kaynak bulacaksınız vb. gibi pek çok işle uğraştıktan sonra ortaya başarılı bir konferans çıkar.  Bu emeğin karşılığı olarak akademisyenler parasal bir kazanç sağlamaz. Bilimsel işbirliği ve paylaşım için önemli olduğu için bu zahmete katlanırlar.  Bu kongre düzenlemenin “teorik/ütopik” kısmı. Bu yazının konusu ise bundan çok farklı şekilde yaşanan bir nevi trajikomik gerçek durum.

Kongreler için son zamanlarda ülkemizde ortaya çıkan bir sınıflandırma ulusal/uluslararası ayırımı oldu. Eğer katılımcılar Türkiye’deki kurumlardansa ulusal, yabancı katılımcılara da açıksa uluslararası oluyor. Bu çok önemli değil gibi gözükse de günümüzde moda olan performans değerlendirmelerinde çok önemli rol oynuyor, kaynak bulmada da uluslararası sıfatını kazanmak neredeyse şart gibi.

Bu satırların yazarlarına sorarsanız esas önemli olan kongre katılımcılarından üç beş tanesinin farklı ülkeden olmasından ziyade kongrelerin kandırmaca değil bilimsel olması gerektiği.

Elinizi otomatik sözcük tamamlama özelliği açık olan akıllı(!) telefonunuza götürün. Atom, molekül gibi birkaç teknik terim yazın ve otomatik tamamlama özelliği ile rastgele kelimelerle cümleyi tamamlayın. Bu şekilde oluşturacağınız bir sayfalık özet bilimsel (!) bir kongrede konuşma yapmanız için kabul edilecek. İnanması güç fakat 2016 yılında Yeni Zelanda’dan bir araştırmacı rastgele sözcüklerle oluşturulmuş bir metinle aslında bu tür kongrelerin hiçbir bilimsel kriter uygulamadığını ispatladı.

Dünyada ve ülkemizde akademik yükseltme kriterleri bilimsel çalışmanın niteliğinden ziyade kaç adet makale yayınlandı veya kaç kongrede sunum yapıldı sayısına indirgendikçe özellikle “uluslararası konferans” adı altında akademik yozlaşmanın ayyuka çıktığı konferans sayısı arttı.

Bilimsel saygınlığı muhafaza eden toplantıları bir kenara koyarsak, günümüzde bilimsel konferanslar konusundaki yozlaşma iki yönlü olarak kazan-kazan kapısına dönüşmüş durumda. Bu tür bir kongreyi düzenleyen organizatör için akademik anlamdaki kazanımlardan ziyade önemli olan bu kongre sonunda ne kadar maddi kazanç elde ettiği. Bilimsel amaç peşinde koşmayan bu toplantılar, hedefi yalnızca akademik yükseltmeyi hedefleyen ve gerçek anlamda bilimsel bir kongrede çalışma bazında yeterli olmayan akademisyen kadrolarındaki bireyler için düşük hatta yok denecek kadar az akademik kriterlerinden dolayı cazip bir kapı haline geldi.

Bu tür kongrelerin bir bölümü “ne olursan ol gel yeter ki bize katılım ücretini transfer et” mantığı ile mimarlık, fizik, inşaat mühendisliği gibi araştırma konuları anlamında birbirinden çok uzak akademisyenleri kongrelerine kabul ediyorlar.

Bir bilim dalının altında katkısı olan çok sayıda farklı alan olabilir fakat bu kongreler mantıkla bağdaşmayacak geniş bir konu yelpazesinde düşük bilimsel kriterlerle düzenleniyor. Bu kongrelerin davetli konuşmacı profilleri farklı ülkelerden olsalar da dünya çapında isim yapmamış hatta bilimsel performansı orta düzey bir kongrede sözel sunum yapmaya yeterli olmayan kişiler olduğu görünüyor. Oysa bir bilimsel toplantının en önemli tarafını o kongrenin davetli konuşmacıları oluşturur.

Bu tür uluslararası konferanslara dünyadan örneklerden biri conferenceseries.com. “predatory meetings / yağmacı toplantılar” adı altında çok sayıda akademisyenin dikkatini çekmiş ve hakkında defalarca yazılar yazılmış olmasına rağmen hala katılımcı buluyor.

Bir başka örnek ise Tayvan merkezli International Academy Institute’den. Çok sayıda ipucuyla bu kongrelerin “uydurma” oldukları açık, fakat dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyoruz. Bu enstitü aynı zaman aralığında ve aynı yerde üç kongreyi birden yapmayı başarmış (!). Tokyo’daki Waseda Üniversitesi’nde 22-24 Temmuz 2015’de yapılan üç ayrı kongrenin davetli konuşmacısı da Profesör Hajime Tozaki. İşin ilginç tarafı Hajime Tozaki zaten Waseda Universitesi’nde çalışıyor. Kongre düzenleyecileri ise Tayvan’dan. Tayvan’da kalkıp Japonya’ya Hajime Tozaki’nin üniversitesine gitmişler orada aynı anda üç kongre düzenleyip üçünde de Profesör Tozaki’yi davetli konuşmacı yapmışlar.  Kendilerini üç web sayfasınında arka planında ayrı fotoğraf seçiminden dolayı kutluyoruz. Bir başka çarpıcı performans Profesör Tozaiki’nin uzmanlık alanının genişliği! Kongrelerden birincisi ekonomi ve sosyal bilimler, ikincisi mühendislik ve doğa bilimleri sonuncusu da spor ve turizm alanları gibi birbirinden çok çok ayrı alanlar olmasına rağmen bütün alanlarda ana konuşmacı olmayı başarmış.

Akademik camianın içindeyseniz muhtemeldir ki Uzakdoğu’dan veya Asya’dan size gönderilmiş kongre davet mektupları vardır. Bu toplantıların bir bölümü sizin son makalenizin başlığını kendi düzenledikleri kongrede davetli sunumunuzun başlığı olarak ilan edebilirler. İnternet sayfalarını ziyaret ettiğinizde internetten alınmış fotoğrafınız ve konuşma başlığınız zaten ilan edilmiş, tek yapmanız gereken 500 USD civarı kongre katılım ücretini ödemek ve bir seyahata çıkmak. Hatta isterseniz kongreye bağlı olarak hızlı bir makale (!) bile yayınlama imkânı sunuluyor. Bu tür bir olay başınıza geldiyse yalnız değilsiniz.

Türkiye’nin durumu

Bu “ilginç” konferanslar konusunda maalesef ülkemizin de şöhreti iyi değil. Bir örnek vermek istiyoruz, isimlere girmeden. Bir bilim dalında “uluslararası” bir kongreyi Türkiye’den bazı akademisyenler düzenliyor, hem de bir kaç senedir. Hepsi Avrupa’da önemli şehirlerde gerçekleştiriliyor. Bir tanesinde 80’in üzerinde sunum var adres ve isimlerden görebildiğimiz kadarıyla sadece ikisinde yazarlar Türkiye’den değil. Bu kadar insanın bu gezisinin masraflarını üniversitelerimiz daha doğrusu bizler karşılıyoruz. Bu akademisyenlerin bilimsel bir tartışma yapmaları için 2500 km yol yapmalarına ne gerek olduğunu da anlamış değiliz.

 Bir kongrenin uluslararası olması için kongrenin yapıldığı salonun haritada ülke sınırları dışında olması tek ve yeterli bir kural değildir.

Bu ve benzer konferanslara çok sayıda örnek bulmak mümkün. Bu satırların yazarlarını üzen bu düzmecenin içinde ülkemizin de adının geçmesi. Örneğin World Academy of Science, Engineering and Technology -WASET isimli ve her yıl birçok düzmece konferans düzenleyen şirket Türkiye merkezli. Türkiye bağlantılarına değinilen birkaç kaynak (Media probes raises questions over quality conferences, EUR scholars published in predatory journals, Another Predatory Conference Organizer from Asia: Academic Fora)

Ne yapılmalı?

Bilimsel kongreler ve bu kongrelerdeki bilimsel çalışmalar üzerindeki fikir alışverişleri yapılan bilimsel çalışmaları yürüten akademisyenin ufkunun açılması bakımından çok çok önemlidir. Fakat kongre alanındaki akademik yozlaşmalar maalesef ülkemizde de ciddi anlamda hissedilir düzeyde. Öyle görünüyor ki karar alıcı kurumların (YÖK, ÜAK ve Üniversite rektörlükleri) bu konuda ivedilikle önlem almazlarsa ülkemiz gereksiz yere ciddi maddi külfetlerin altına girmekten kurtulamayacak. Aynı kaynakların gerçek bilimsel kongrelere ve bu üst düzey kongrelerden gelecek bilimsel kazanımlara aktarılması ülkemizdeki akademik çalışmaların kalitesi açısından son derece önemli. Bilimsel çalışmaların üst düzey olmadığı bir ülkenin teknoloji üretmesinin hayal olduğu tartışmasız gerçeği göz önüne alınırsa, bilimsel toplantılar üzerindeki bu akademik yozlaşma tehlikesi daha iyi anlaşılabilir.

Bu bağlamda Hindistan ve Çin hükümetlerinin akademik yozlaşma örneği gösteren dergilerle olan mücadelesi örnek alınabilir.  “Yüksek ücret, düşük kalite” olarak özetlenen bu tür kongreler ve dergiler için “kara liste” hazırlayarak, bu tür kongrelerden gelecek akademik puanlar anlamsızlaştırılarak; zaman ve maddi israfın önüne geçilebilir. Nitekim bu yazı hazırlanırken, YÖK yağmacı dergi ve konferansların akademik yükseltmelerde değerlendirilmemesi için çalışmalara başladığını duyurdu.

Ama daha doğru olan, bu tarz suç olmayan ama etik değerlere de hiç uymayan davranışların karşısına gene akademik toplulukların çıkması ve durdurmasıdır.

Murat Kılıç (École polytechnique fédérale de Lausanne, Hesaplamalı Kimya ve Biyokimya Laboratuvarı)
Ersin Yurtsever
(Bilim Akademisi üyesi, Koç Üniversitesi öğretim üyesi)