Cep Telefonları Kansere Neden Oluyor mu?

Cep telefonları ortaya çıktıkları 1970’li yıllardan bu yana gelişerek ve yaygınlaşarak sosyal yaşamımıza hükmeden teknolojilerden birisi durumuna geldi. Dünya Bankası istatistiklerine göre 2016 yılında dünyada yaşayan her 100 kişiye 101.5 adet cep düşüyor.  2016 yılında Türkiye’de de 100 kişiye 97 cep telefonu düştüğünü de belirtelim.

Bu derecede yaygın bir teknolojinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin de tartışılması kaçınılmazdı. Nitekim ilk yıllarından itibaren cep telefonlarının insanlarda çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği ileri sürüldü. Bunların başında da toplumda en ürkütücü hastalıklardan birisi olan kansere yol açma olasılıkları tartışılmaya başlandı. Bu derlemede cep telefonları ve benzer elektromanyetik dalga kaynakları olan baz istasyonları, yüksek gerilim hatları, mikrodalga fırınların kansere neden olup olmadıkları konusunu ele almak istiyoruz.

Öncelikle cep telefonları ve benzer kaynakların yaydığı radyasyon tipini incelememiz gerekiyor. Bu cihazların yaydığı radyasyon elektromanyetik dalgalardan oluşuyor. Elektromanyetik  dalgalar,  dalga boylarının uzunluğuna göre sınıflandırılıyorlar. Dalga boyları,  saniyedeki dalga sayısı (frekans-Hertz) ve taşıdıkları foton enerjisiyle (elektrovolt) ters orantılı.

Elektromanyetik dalga spektrumu. Düşük enerjili ve uzun dalga boylu radyo dalgalarından, çok yüksek enerjili ve çok kısa dalga boyuna sahip gamma ışınlarına kadar olan elektromanyetik dalga tiplerini gösteriyor. Morötesi ve daha yüksek enerjili elektromanyetik dalgalar deri ve derin kanserlerle ilişkilendiriliyorlar. Dalgaboyu uzadıkça, dalganın frekansı ve enerjisi düşüyor.

Bu ilişkiler aşağıdaki tabloda daha açık biçimde görülüyor.

Elektomanyetik dalga tipleri, dalgaboyu, frekans ve foton enerjilerine göre kanser riskleri

Bugüne kadar edindiğimiz bilgiler kanserin hücrenin genetik yapısını oluşturan deoksiribonükleik asit (DNA) molekülündeki kalıcı moleküler değişiklikler sonucu ortaya çıktığını gösteriyor. Bu değişikliklere mutasyon adını veriyoruz. Dış etkenlerin mutasyonlara yol açmaları için ise moleküllerin bağ yapılarını değiştirecek enerji güçlerine sahip olmaları veya DNA zincirinde yapısal değişikliklere yol açabilmeleri gerekiyor. Nitekim kansere yol açtıkları kesin olarak kanıtlanan morötesi ışınların DNA zincirinde yeni bağlar oluşturduğu; X-ışınları, gamma ışınları gibi yüksek enerji yüklü ışınların ise DNA’da zincir kırıklarına yol açtıkları biliniyor. Morötesi ışınların insanda deri kanserlerine, iyonlaştırıcı (iyonizan) elektromanyetik dalga olarak  olarak sınıflandırılan X-ışınları ve gamma ışınlarının ise hemen tüm dokularda kansere yol açtıkları biliniyor. İyonlaştırıcı elektromanyetik dalgalar, atomdan elektronları ayıracak kadar yüksek enerjiye sahipler.   Atomlar iyonize olduklarında, yani elektron kaybettiklerinde, kimyasal özellikleri ve maddeyle etkileşimleri değişiyor.

Cep telefonlarının yaydığı çok daha düşük enerjili mikrodalga ışınlarının ise DNA’da moleküler değişiklikler yaptıkları veya hücrelerde mutasyonlara neden oldukları kanıtlanmış değil.

Cep telefonlarının insan sağlığı üzerine etkileri son 30 yıldan bu yana üzerinde en yoğun araştırmaların yapıldığı alanlardan birisi. Bu noktada cep telefonları tarafından yayılan mikrodalgaların ortamda çok düşük miktarda sıcaklık artışına neden olabileceğini de anımsamak gerekir. Fakat bu sıcaklık artışının normal kan dolaşımına sahip dokularda kayda değer bir biyolojik etkiye neden olamayacağı anlaşılmıştır. Önceki yıllarda bazı çalışmalarda cep telefonu kullanımıyla beyin dokusu, beyin zarları, işitme sinirleri ve tükürük bezi tümörlerinin ortaya çıkabileceği yönünde kuşkular ortaya atılmıştır. Dünya Sağlık Örgütünün Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) eldeki sınırlı verilere dayanarak mikrodalga ışınları insanda olası kanser etkeni olarak sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırma bugün yapılan geniş çaplı araştırmalar sonucunda büyük oranda geçerliliğini yitirmiştir. Nitekim IARC tarafından olası kanser etkeni olarak sınıflanan etkenler arasında kahve ve talk pudrası da bulunmaktadır.

Deneysel çalışmalarda cep telefonlarının hücre kültürlerinde veya deney hayvanlarında, insanların maruz kalabileceği dozlarda, önemli biyolojik etkilere, mutasyonlara veya kansere yol açabileceği yönünde inandırıcı bilimsel bulgu saptanmamıştır.

Toplum çalışmalarında, özellikle ABD Ulusal Kanser Enstitüsü ve Danimarka’da yapılan araştırmalar cep telefonlarının kullanımının arttığı yıllar itibariyle sözü edilen tümörlerin veya genel olarak kanserin sıklığının arttığına dair kesin kanıtlar göstermemiştir. Benzer şekilde tümör hastalarında da normal kişilere göre belirgin düzeyde cep telefonu kullanımı farkı bulunmamıştır. İngiltere’de 800 000 kadın üzerinde yapılan çalışmada ise genel olarak tümörlerde artış gözlenmemiş ancak işitme sinirinin (akustik) tümörlerinde şüpheli artma olabileceği belirlenmiştir.

Toplum çalışmalarının bazı eksik yönlerine de burada değinmek gerekebilir. Bu çalışmalar şimdilik en fazla 10-15 yıllık süreleri içermekte olup daha uzun dönemler konusunda kesin bilgi vermiyor. Ayrıca bugüne kadar çoğunlukla erişkinler üzerinde yapıldığından çocuklarla ilgili yeterli veri de bulunmuyor.

Günümüzde Dünya Sağlık Örgütü, ABD Ulusal Kanser Enstitüsü (NIH), ABD Besin ve İlaç Kurumu (FDA), ABD Hastalık KontrolMerkezi (CDC), Amerikan Kanser Derneği (ACS) gibi kuruluşlar, bugün eldeki verilerle cep telefonları ve benzeri mikrodalga yayan cihazların insanda kanser yaptığına dair inandırıcı veri olmadığı yönünde görüş birliğindeler. Ancak daha uzun dönem için, genç ve çocuklardaki kullanımı da içeren araştırmaların devam etmesi gerektiğini de belirtiyorlar.

Sonuç olarak cep telefonlarının insanda kanserle ilişkisi konusundaki bilimsel veriler şu biçimde özetlenebilir:

  1. Mikrodalgaların enerji yükleri itibariyle kimyasal bağları etkileme, DNA’da değişiklikler yapma, dolayısıyla mutasyonlara yol açabilme özellikleri saptanamamıştır.
  2. Deneysel araştırmalarda, hücrelerde ve deney hayvanlarında kansere öncül veya kanser olarak yorumlanabilecek bulgular yoktur.
  3. Geniş epidemiyolojik çalışmaların büyük çoğunluğunda cep telefonu kullanımı ile ilişkili olabilecek tümörlerde belirgin artış belirlenememiştir.

Bu veriler ışığında, daha geniş çaplı ve uzun süreli araştırmaların sonuçları yayınlanıncaya kadar, cep telefonlarının kullanımında olabildiğince dikkat edilmesi, uzun süreli kullanımların azaltılması, genç ve çocukların kullanımının özellikle kısıtlanması ve mümkün olduğunca kulaklık ve benzeri radyasyonu vücut yüzeyinden uzakta tutacak aygıtların kullanılması önerilmelidir.

Yazan: Şevket Ruacan
Bilim Akademisi üyesi
Koç Üniversitesi – Tıp Fakültesi

_________________________

Kaynaklar:

Dünya Bankası verisine göre yıllara göre cep telefonu kullanılımı https://data.worldbank.org/indicator/IT.CEL.SETS.P2

Ulusal Kanser Enstitüsü (NIH)- Kanser ve cep telefonları ilişkisi üzerine https://www.cancer.gov/about-cancer/causes-prevention/risk/radiation/cell-phones-fact-sheet

Amerikan Kanser Enstitüsü – Cep telefonları kanser ilişkisi üzerine https://www.cancer.org/cancer/cancer-causes/radiation-exposure/cellular-phones.html

1 Yorum