Bazen komşuyla içilen bir kahveye eşlik eder dedikodu; bazen de iki ders arası, arkadaşlarla laf lafı açar ve bu lafların sonu “Benden duymuş olma,” “Şimdi sana söylersem dedikodu olur,” “Ben bunu falancadan duymuştum,” “Bunu sana söylerim ama sakın filancaya söyleme” gibi cümlelere varır. TDK’ye göre dedikodu, “Başkalarını çekiştirmek ve kınamak adına yapılan konuşma” şeklinde tanımlanır ve kültürümüzde hoş karşılanmayan bir davranıştır. Yine de kuşkusuz hoş olmayan bu davranışın, bilişsel psikoloji perspektifinden düşünüldüğünde, ilginç bir yanı vardır ve düzgün bir şekilde dedikodu yapabilmek biraz maharet ister.
Dedikodu niteliğindeki bir konuşma, iki temel öğe barındırır:
1) Bilginin kimden öğrenildiği (kaynak)
2) Bu bilginin kime/kimlere söylendiği (hedef)
Bu iki temel öğenin doğru bir şekilde hatırlanmasının altında ise birtakım psikolojik süreçler yatmaktadır. Bilginin kaynağını saptayan süreçler “Kaynak İzleme Teorisi”[1]Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3 ile açıklanırken; bilginin kime aktarıldığını takip eden süreçler “Hedef Belleği”[2]Gopie, N., & MacLeod, C. M. (2009). Destination memory: Stop me if I’ve told you this before. Psychological Science, 20(12), 1492–1499. https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.2009.02472.x olarak adlandırılır.
İçsel ve dışsal kaynaklar
Literatüre bakıldığında, “Kaynak İzleme Teorisi,”[3]Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3 biraz daha kapsamlı olarak adlandırabileceğimiz “Gerçeklik İzleme”[4]Johnson, M. K., & Raye, C. L. (1981). Reality monitoring. Psychological Review, 88(1), 67–85. https://doi.org/10.1037/0033-295X.88.1.67 adı verilen teorik çerçevede konumlandırılır. “Gerçeklik İzleme Teorisi” [5]Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3[6] Johnson, M. K., & Raye, C. L. (1981). Reality monitoring. Psychological Review, 88(1), 67–85. https://doi.org/10.1037/0033-295X.88.1.67 iç dünyamızdan elde ettiğimiz bilgiler ile dış dünyadan elde ettiğimiz bilgilerin çeşitli yönlerden ayrıştırılmasına, bu bilgilerin kaynaklarının doğru bir şekilde saptanmasına değinir. Bir bilgi belleğe aktarılırken, o esnadaki bağlamsal, duygusal, anlamsal veya algısal diğer ayrıntılarla birlikte kaydedilir. Bu özelliklerin tümü birden bilginin kaynağını oluşturur diyebiliriz. İçsel kaynaklardan edindiğimiz bilgilere örnek olarak, hayallerimiz, düşüncelerimiz ve gerçekleştirdiğimiz eylemler gösterilebilir (örneğin tatile gittiğimizi hayal etmek). Dış kaynaktan edinilen bilgilere örnek olarak da bir sohbet sırasında arkadaşlarımızın bizlere aktardığı bilgileri, televizyon veya radyodan duyduğumuz haberleri verebiliriz: Örneğin televizyonda gördüğünüz şu haber: “Yaren Leylek ile Adem Amca bu yıl da buluştu.”
Bu noktada örneğin, “Ben bu bilgiyi Ali’den mi duymuştum? (dışsal kaynak); “Yoksa bu bilgiyi bana Ali’nin söyleyebileceğini mi hayal ettim?” (içsel kaynak)” sorusuna doğru yanıt verebiliyorsak, gerçeklik izleme mekanizmamız sağlıklı bir şekilde işliyor demektir. Fakat bu bilginin kaynağını doğru şekilde saptayamadıysak, burada bir gerçeklik izleme hatası yaptığımız söylenebilir.
Genellikle, yaşanmış, “gerçek” olaylar, bağlamsal, duygusal, anlamsal veya algısal ayrıntılar bakımından oldukça zengin bir biçimde kaydedilir.[7]Addis, D. R. (2018). Are episodic memories special? On the sameness of remembered and imagined event simulation. Journal of the Royal Society of New Zealand, 48(2-3), 64-88. https://doi.org/10.1080/03036758.2018.1439071[8]Rubin, D. C. & Umanath, S. (2015). Event memory: A theory of memory for laboratory, autobiographical, and fictional events. Psychological Review, 122(1), 1–23. https://doi.org/10.1037/a0037907 Fakat bazen, hayaller de bu açılardan zengin olabilir[9]Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3 veya bilginin kaynağı atfedilirken birkaç kriterden oluşan kontrollü karar mekanizmaları (örneğin, olayın yaşandığını bilmek veya gerçekten hatırlamak arasındaki muğlak çizgileri değerlendirmek) yerine hızlı karar mekanizmaları (örneğin, olayın yalnızca ne kadar canlı hatırlandığına bakarak değerlendirmek) kullanılabilir.[10]Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3[11]Hasher, L. & Zacks, R. T. (1979). Automatic and effortful processes in memory. Journal of Experimental Psychology: General, 108(3), 356–388. https://doi.org/10.1037/0096-3445.108.3.356 Söz konusu durumda, içsel kaynağa atfedilmesi gereken hayali olay, yanlış bir şekilde dışsal bir kaynağa atfedilebilir ve bu da olayla ilgili birtakım ayrıntıların yanlış hatırlanmasına neden olabilir.[12]Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3[13]Johnson, M. K., & Raye, C. L. (1981). Reality monitoring. Psychological Review, 88(1), 67–85. https://doi.org/10.1037/0033-295X.88.1.67
“Gerçeklik İzleme,”[14]Johnson, M. K., & Raye, C. L. (1981). Reality monitoring. Psychological Review, 88(1), 67–85. https://doi.org/10.1037/0033-295X.88.1.67 bu içsel ve dışsal kaynakları birbirinden ayırt etmenin yanı sıra, hem içsel hem de dışsal kaynakları kendi içlerinde de ayırt edip kaynaklarının doğru bir şekilde atfedilmesine hizmet eder ve bu da “Kaynak İzleme” olarak adlandırılır.[15]Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3 Örneğin, günlük hayatta da karşımıza çıkabilecek “Bunu ben birine gerçekten söyledim mi? (içsel kaynak) yoksa bunu birine söylemeyi yalnızca aklımdan mı geçirdim? (içsel kaynak)” şeklindeki bir soru, iki içsel kaynağın hangisinin doğru kaynak olduğunu belirlemek için sorulduğundan “içsel kaynak izleme” olarak adlandırılmaktadır. Aynı şekilde, “Ben bunu arkadaşım Ayşe’den mi duymuştum (dışsal kaynak) yoksa Ali’den mi (dışsal kaynak)?” sorusu ise iki dışsal kaynağı birbirinden ayırmayı hedeflediğinden, burada da “dışsal kaynak izleme” süreçleri devreye girmektedir.
Gerçeklik izlemede olduğu gibi, kaynak izlemede de iki içsel veya iki dışsal kaynağı doğru bir şekilde ayırt edebiliyorsak, mekanizmamız iyi çalışıyor diyebiliriz. Yine de bazı bilgilerin kaynağını doğru saptayabilmek bu süreçlerin hatasız çalıştığı anlamına gelmez. Aslında hem gerçeklik hem de kaynak izleme süreçleri hataya oldukça açıktır.
Bilginin kaynağı
Jacoby ve arkadaşlarının[16]Jacoby, L. L., Kelley, C., Brown, J. & Jasechko, J. (1989). Becoming famous overnight: Limits on the ability to avoid unconscious influences of the past. Journal of Personality and Social Psychology, 56(3), 326–338. https://doi.org/10.1037/0022-3514.56.3.326 çalışmasında, katılımcılar ilk olarak uydurulmuş, ünlü olmayan isimleri (ör., “Valerie Marsh”) içeren bir listeyi okurlar. Ardından, bir grup katılımcıya (art arda test edilen grup) bu isimlerin hiçbirinin ünlü olmadığı hatırlatılır ve yeni bir liste verilerek yalnızca ünlü olan isimleri (ör., “Minnie Pearl”) seçmeleri istenir. Diğer gruptaki katılımcılara (bir gün gecikmeli test edilen grup) ise aynı işlem bir gün sonra uygulanır.
- Art arda test edilen grup: Hangileri ünlüdür? “Valerie Marsh”, “Sebastian Weissdorf”, “Minnie Pearl” …
- Bir gün sonra test edilen grup: Hangileri ünlüdür? “Valerie Marsh”, “Sebastian Weissdorf”, “Minnie Pearl” …
Hemen test edilen grubun çoğunluğu ünlü olmayan isimleri ayırt edebilmişken, bir gün sonra olarak test edilen grup ünlü olmayan isimleri ünlü olarak işaretlemiştir. Yani, ünlü olmayan isimler bir günde ünlü olmuşlardır. Bu bulguyu araştırmacılar şu şekilde açıklamıştır: Aradan zaman geçtikçe bilginin kaynağı unutulsa da aşinalık hissi kalmaktadır. Dolayısıyla katılımcılar “Bu ismi dünkü listede mi görmüştüm?(dışsal kaynak), yoksa bu gerçekten televizyonda gördüğüm ünlü biri miydi? (dışsal kaynak)” sorusuna yanlış cevap vererek dışsal kaynak izleme hatası yapmışlardır. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, kontrollü karar mekanizmaları yerine, aşinalık hissiyle hızlı karar mekanizmaları kullanılmış ve katılımcılar “Bu isim bana çok tanıdık geliyor, öyleyse bu kesin ünlü biriydi.” diyerek dışsal kaynağı yanlış atfetmişlerdir.
Gerçeklik izleme hatası ve Jacoby ve arkadaşlarının çalışmasında görülen dışsal kaynak izleme hatası, dedikodu yapıldığı sırada da sıklıkla karşımıza çıkabilecek hatalardandır. Örneğin, birisinin size “X’in senin hakkında şunu söylediğini duydum.” dediği bir senaryoyu düşünelim. Size bunu söyleyen kişinin herhangi bir “gerçeklik izleme” veya “kaynak izleme” hatası yapmadığı durumda, bu bilginin doğru olma potansiyeli vardır. Fakat bazen şöyle durumlar da yaşanabilir. Bu bilgiyi size getiren kişi, X’in daha önceki davranış biçimlerinden yola çıkarak, X hakkınızda böyle bir şey söylememiş olsa bile söylemiş olabileceğini hayal ederek “gerçeklik izleme hatası” yapmış olabilir (örneğin., “X’in başkaları hakkında konuştuğuna şahit olmuştum, dolayısıyla bunu da bana X’in söylemiş olma ihtimali çok yüksek.”)
Benzer şekilde, kişi eğer bir dışsal kaynak izleme hatası yaptıysa, bunu ona aslında X (dışsal kaynak) değil de Y (dışsal kaynak) söylemiş olabilir, ama kişi bunu çeşitli sebeplerden (örneğin, hızlı karar verme mekanizmaları, aşinalık hissi) X’e yanlış şekilde atfediyor olabilir.
Genellikle bu tür hataları yaptığımızın farkında olmayız, dolayısıyla düzeltmek için de bir çabamız olmaz. Bu da dedikodu yapılırken bilginin yanlış bir kaynağa atfedilerek yayılmaya devam etmesine neden olabilir. Bunun sonucunda ise çeşitli yanlış anlaşılmalar, konunun asıl muhatabı olmayan biriyle tartışmak, küslükler ve ilişkilerin yıpranması gibi üzücü durumlar yaşanabilir.
Bilginin hedefi
Diğer taraftan, dedikodu yapılırken bilginin kimden öğrenildiği kadar kime söylendiği de önemlidir. Örneğin, birisinin bir bilgiyi A’dan öğrendiğini düşünelim (A: “Sana bunu söyleyeceğim ama sakın kimseye söyleme, özellikle de F’ye.”). Aradan birkaç ay geçtikten sonra bu kişinin aynı bilgiyi B ve C’ye ve en sonunda tekrar A’ya söylediği bir durum yaşanırsa, aynı bilgi, bilgiyi asıl veren kişiye geri döndüğünden, dedikodu yapıldığının somut bir kanıtı olarak düşünülebilir. Yine, bilginin daha önce kimlere söylendiği (örneğin, “Bu bilgiyi daha önce B ve C’ye söylemiştim, onlara bunu tekrar anlatmamalıyım.”) veya kimlere söylenmemesi gerektiğinin hatırlanması (ör.neğin, “A, bunu F’ye söylememem konusunda beni uyarmıştı.”) da dedikodunun içinde yer alan bilginin gittiği hedefin izlenmesi ile ilgili süreçlerdir.
Bu doğrultuda, “Kaynak İzleme Teorisi”nden[17]Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3 farklı olarak, literatürde yer alan Hedef Belleği[18]Gopie, N., & MacLeod, C. M. (2009). Destination memory: Stop me if I’ve told you this before. Psychological Science, 20(12), 1492–1499. https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.2009.02472.x ile ilgili çalışmaların odak noktası bilginin kaynağı değil, bilginin kime söylendiğidir. Gopie ve MacLeod’un[19][Ünlü isim-bilgi eşleştirmeleri için: Gopie, N., Craik, F. I. M., & Hasher, L. (2010). Destination memory impairment in older people. Psychology and Aging, 25(4), 922–928. https://doi.org/10.1037/a0019703[20]Gopie, N., & MacLeod, C. M. (2009). Destination memory: Stop me if I’ve told you this before. Psychological Science, 20(12), 1492–1499. https://doi.org/10.1111/j.
- Kaynak grubundaki katılımcılar: “Bu ünlü bu bilgiyi bana söyledi mi?”
- Hedef grubundaki katılımcılar: “Ben bu bilgiyi bu ünlüye söyledim mi?”
Özetle, sonuçlar bilginin kimden öğrenildiğinin, bilginin kime söylendiğinden daha iyi hatırlandığını göstermiştir. Araştırmacıların yorumu ise şudur: Bilgi başkasına iletilirken, bilgiyi ileten kişinin dikkati daha çok kendine odaklanmış durumdadır. Dolayısıyla da bu sırada bilginin söylendiği kişiye daha az dikkat ediliyor olabilir. Buradan hareketle, dedikodunun edinildiği kaynak da iletildiği hedefe oranla çok daha iyi hatırlanıyor olabilir. Bu da dedikodu sırasında, “Bu bilgiyi bana X mi yoksa Y mi söylemişti?” gibi kaynak izleme hatalarındansa “Ben bu bilgiyi daha önce C’ye mi yoksa D’ye mi söylemiştim?” sorusunda gördüğümüz hedef belleği hatalarıyla daha çok karşılaşılabileceği anlamına gelebilir. Eğer daha önce aynı kişi tarafından aynı dedikoduya (veya herhangi bir bilgiye) maruz bırakıldığınız bir durum yaşadıysanız, artık nedeninin “hedef belleği hatası” olduğunu biliyorsunuz.
Sonuç olarak, dedikodu her ne kadar hoş bir davranış olmasa da, yapıldığı durumlarda hem bilginin kaynağının izlenmesini hem de ulaştığı hedefin hatırlanmasını içerdiğinden farklı psikolojik süreçlerin rol oynadığı söylenebilir. Dedikodu bağlamında düşünüldüğünde, “Gerçeklik İzleme” adı verilen teorik çerçevede sınıflandırılan “Kaynak İzleme Teorisi,” bilginin kaynağına, yani bilginin kimden öğrenildiğine odaklanırken; “Hedef Belleği,” tam tersi yöne, yani bilginin kime aktarıldığı ile ilgilenir. Bu yazıda yer alan örneklerden de anlaşılabileceği gibi, dedikodunun gerçekleştiği sırada yapılabilecek gerçeklik/kaynak izleme veya hedef belleği hataları kalp kırıcı durumlar yaratabilir. Bitirirken, bu yazının bilişsel psikolojideki önemli bazı araştırmaların çıktılarının gündelik yaşamda sıkça karşılaştığımız davranışlarla nasıl bağdaştırılabileceğine yönelik bir bakış açısı sunacağını umarız.
Notlar/Kaynaklar
| ↑1, ↑12, ↑15, ↑17 | Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3 |
|---|---|
| ↑2 | Gopie, N., & MacLeod, C. M. (2009). Destination memory: Stop me if I’ve told you this before. Psychological Science, 20(12), 1492–1499. https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.2009.02472.x |
| ↑3, ↑5, ↑9, ↑10 | Johnson, M. K., Hashtroudi, S. & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3-28. https://doi.org/10.1037/0033-2909.114.1.3 |
| ↑4, ↑14 | Johnson, M. K., & Raye, C. L. (1981). Reality monitoring. Psychological Review, 88(1), 67–85. https://doi.org/10.1037/0033-295X.88.1.67 |
| ↑6 | Johnson, M. K., & Raye, C. L. (1981). Reality monitoring. Psychological Review, 88(1), 67–85. https://doi.org/10.1037/0033-295X.88.1.67 |
| ↑7 | Addis, D. R. (2018). Are episodic memories special? On the sameness of remembered and imagined event simulation. Journal of the Royal Society of New Zealand, 48(2-3), 64-88. https://doi.org/10.1080/03036758.2018.1439071 |
| ↑8 | Rubin, D. C. & Umanath, S. (2015). Event memory: A theory of memory for laboratory, autobiographical, and fictional events. Psychological Review, 122(1), 1–23. https://doi.org/10.1037/a0037907 |
| ↑11 | Hasher, L. & Zacks, R. T. (1979). Automatic and effortful processes in memory. Journal of Experimental Psychology: General, 108(3), 356–388. https://doi.org/10.1037/0096-3445.108.3.356 |
| ↑13 | Johnson, M. K., & Raye, C. L. (1981). Reality monitoring. Psychological Review, 88(1), 67–85. https://doi.org/10.1037/0033-295X.88.1.67 |
| ↑16 | Jacoby, L. L., Kelley, C., Brown, J. & Jasechko, J. (1989). Becoming famous overnight: Limits on the ability to avoid unconscious influences of the past. Journal of Personality and Social Psychology, 56(3), 326–338. https://doi.org/10.1037/0022-3514.56.3.326 |
| ↑18 | Gopie, N., & MacLeod, C. M. (2009). Destination memory: Stop me if I’ve told you this before. Psychological Science, 20(12), 1492–1499. https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.2009.02472.x |
| ↑19 | [Ünlü isim-bilgi eşleştirmeleri için: Gopie, N., Craik, F. I. M., & Hasher, L. (2010). Destination memory impairment in older people. Psychology and Aging, 25(4), 922–928. https://doi.org/10.1037/a0019703 |
| ↑20 | Gopie, N., & MacLeod, C. M. (2009). Destination memory: Stop me if I’ve told you this before. Psychological Science, 20(12), 1492–1499. https://doi.org/10.1111/j. |



