Umut Gürsoy

Umut Gürsoy (1975-2025)

Bilim Akademisi üyesi Umut Gürsoy’u, 24 Nisan 2025’te ABD’ye yaptığı bir ziyaret sırasında geçirdiği ani bir rahatsızlık sonucu kaybettik. Derin bir üzüntü içindeyiz.

Aşağıda sunduğumuz yazılarda meslektaşları ve dostları, Gürsoy’u ve teorik fiziğe yaptığı değerli katkıları anlatıyor. Onu sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

Tuna Demircik (Utrecht Üniversitesi)

Umut’la ilk kez 2014 kışında Türkiye’de düzenlenen bir çalıştayda tanıştım. O sıralarda genç bir doktora öğrencisiydim; Umut ise CERN’de teorik fizik grubunda doktora sonrası araştırmacıydı. Çalıştayda ayar/kütle çekim ikiliği (gauge/gravity duality) hakkında kısa bir giriş dersi veriyordu. Bu konu henüz dünya genelinde yeni gelişmekteydi ve aynı anda hem yüksek enerji fiziği hem de yoğun madde fiziği alanlarını derinden ve hızla etkiliyordu. O dönemde Türkiye’de bu alanda çalışan hemen hiç bilim insanı bulunmuyordu.

Aradan on yıl geçti. Gauge/gravity dualitesi olgun bir araştırma alanına dönüştü; alt disiplinlere ayrıldı, hatta bir noktada doygunluğa ulaştı. Bu süreçte, kuramsal fiziğin temel araçlarından biri haline geldi. Geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı birçok problemde kabul gören, güvenilen bir yöntem oldu. Ne yazık ki Türkiye’deki fizik camiasında bu gelişmelere paralel bir ilerleme yaşanmadı. Tüm dünyada bu alana gösterilen ilgiye rağmen, önemli katkılar sunabilen yeni bir isim çıkmadı.

Benim içinse o çalıştay çok heyecan vericiydi. Nihayet bu alanda gerçekten araştırma yapan biriyle tanışmıştım. Umut, derste kendine güvenli ama bir o kadar da mütevazı, heyecanlı, neşeli ve samimi bir hocaydı. Bu özellikleri sayesinde öğrencilerle (aslında herkesle) sağlıklı, rahat ve çoğu zaman eğlenceli bir iletişim kurabiliyordu.

Çalıştaydan yaklaşık bir buçuk yıl sonra, Umut ve Cihan Hoca (Saçlıoğlu) benim doktora tez danışmanım oldular. Umut o sıralarda Utrecht Üniversitesi’nde fakülte kadrosuna geçiş yapmıştı. Bir araştırma projesi yazıp TÜBİTAK’tan burs almayı başardık. Bu burs sayesinde bir yıl boyunca Utrecht’te Umut’un grubuna katıldım ve daha sonra doktora tez konum olacak bir problem üzerinde çalışmaya başladık. Bu bir yıl hem bilimsel açıdan çok verimli hem de kişisel olarak son derece keyifli geçti. Umut’la yakın çalışarak onu daha yakından tanıma imkânı buldum.

Umut, ego nedir bilmeyen, insanlarla etkileşim kurmaktan büyük keyif alan biriydi. En başından itibaren “hoca” unvanını atmak isterdi. Ben de öyle yaptım; kısa sürede arkadaş olduk. Umut’un bu hiyerarşiyi en baştan kırma çabası, sağlıklı ve dürüst bilimsel tartışmalar yapabilmek için çok değerli ve gerekliydi; bunu zamanla daha iyi anladım.

Umut Gürsoy, Nur Gürsoy, Tuna Demircik, Zeynep Arslan Demircik, 2023, Wroclaw, Polonya. (Nur Gürsoy’un arşivinden.)

Arkadaşlığımız her geçen gün derinleşti. Aradan on yıl geçti, benim doktora sürecim tamamlandı, uzun süren post-doc (doktora sonrası araştırmacı) dönemim başladı, birçok ülke değiştirdim. Umut’un Utrecht’teki pozisyonu kalıcı hale geldi, ardından profesörlüğe yükseldi. Umut, Nur’la evlendi. Daha sonra kızları Leyla doğdu. Bu arada ben de evlendim. Hayatlarımızın çok farklı dönemlerine tanıklık ettik. Birlikte çok fizik konuştuk, zaman zaman ortak işler yaptık. Farklı ülkelerde yaşıyor olsak da konferanslarda görüşebiliyor, bazen tatillerimizi denk getirip buluşuyorduk. Dolayısıyla Umut’un hayatımdaki yeri giderek arttı. Önce bir mentör, sonra dost, sonra meslektaş… Hepsini bir araya toparlarsak, harika bir yol arkadaşı.

Bu yazıda Umut’un az bilinen yönlerine değinmek istiyorum. Ama ilk önce Umut’un teorik fizik dünyasına yaptığı katkıların hakkını, alandan biri olarak teslim etmek istiyorum ve basit bir şekilde özetlemeye çalışacağım.

Her şeyden önce ilk olarak bir fizikçi olarak Umut’tan da bahsetmem gerek. Uluslararası fizik camiasında büyük saygı gören, çok yönlü, enerjik ve samimi bir bilim insanıydı. Bulunduğum her kurumda, konferansta ya da toplantıda mutlaka “Umut da geliyor mu?” diye sorulurdu. Katıldığı etkinliklerde görüşleri her zaman ilgiyle dinlenirdi. Ana çalışma alanı, gauge/gravity dualitesinin kuantum alan teorilerine uygulanmasıydı. Bu dualite, 1990’ların sonlarinda Maldacena,[1]J.M. Maldacena, The large N limit of superconformal field theories and supergravity, Adv. Theor. Math. Phys. 2 (1998) 231, arXiv:hep-th/9711200 Witten,[2]E. Witten, Anti-de Sitter space and holography, Adv. Theor. Math. Phys. 2 (1998) 253, arXiv:hep- th/9802150. Gubser-Klebanov-Polyakov[3]S.S. Gubser, I.R. Klebanov, A.M. Polyakov, Gauge theory correlators from noncritical string theory, Phys. Lett. B 428 (1998) 105, arXiv:hep-th/9802109. gibi isimlerin öncülüğünde ortaya atılmış ve kuramsal fiziğin birçok alanını derinden etkilemişti.

Temel olarak bu dualite, güçlü etkileşimli bir kuantum alan teorisini, fazladan bir uzay boyutu eklenmiş zayıf etkileşimli bir kütleçekim kuramıyla eşleştirmeyi mümkün kılar. Örneğin, güçlü nükleer etkileşim (kuantum renk dinamiği – QCD) geleneksel yöntemlerle analiz edilemediği durumlarda, bu dualite sayesinde bir kara delik geometrisine indirgenerek anlaşılabilir. Umut’un en önemli çalışmaları da bu doğrultudaydı. Dualiteyi, hidrodinamik, sicim kuramı ve geleneksel alan teorisi teknikleriyle birleştirerek QCD’yi anlamak için kullanırdı.

Kuramsal fizikçi olmasına rağmen, dualiteyi doğayla ve deneyle ilişkilendirmeye büyük önem verirdi. QCD için iki önemli deneysel kaynak vardır: ilk kaynak, RHIC ve LHC gibi ağır iyon çarpıştırıcıları. Bu deneylerde kurşun veya altın gibi ağır iyonlar çarpıştırılır ve evrenin Büyük Patlama sonrası ilk anları yeniden yaratılır. Bu aşamada madde, quark-gluon plazması olarak bilinen egzotik bir fazda bulunur. Dualite burada, bu fazı bir kara delik gibi modelleyerek önemli içgörüler sunar. Benzer fazların nötron yıldızlarının çekirdeklerinde de oluşabileceği öne sürülmektedir. Dolayısıyla, LIGO/Virgo gibi kütleçekim dalgası dedektörleri de bu fazlar hakkında bilgi sağlayabilecek ikinci gözlemsel kaynağımızdır.

Umut’un ilk önemli makalelerinden biri, “Improved Holographic QCD” modeliydi. Bu çalışma, holografik modellerin QCD’nin ayırt edici özelliklerini[4]asymptotic freedom (asimptotik özgürlük), confinement/deconfinement phase transition (Hapsolma/hapisten çıkma faz geçişi), chiral symmetry breaking (kiral simetri kırılması) gibi içerecek şekilde nasıl geliştirilebileceğini gösterdi.[5]U. Gursoy, E. Kiritsis, Exploring improved holographic theories for QCD: Part I, JHEP 02 (2008) 032, arXiv:0707.1324 [hep-th].[6]U. Gursoy, E. Kiritsis, F. Nitti, Exploring improved holographic theories for QCD: Part II, JHEP 02 (2008) 019, arXiv:0707.1349 [hep-th]. Ayrıca dualitenin geçerli olduğu özel limitlere dair (yüksek renk sayısı) eleştirileri, kafes QCD hesaplarıyla karşılaştırarak cevapladı.[7]U. Gursoy, E. Kiritsis, L. Mazzanti, F. Nitti, Improved Holographic Yang-Mills at Finite Temperature: Comparison with Data, Nucl. Phys. B 820 (2009) 148–177, arXiv:0903.2859 [hep-th].

Bu birbirini takip eden çalışmalar, birçok yeni araştırmacının bu alana girmesinde ve dualitenin temel bir yöntem olarak kabul görmesinde önemli rol oynadı.

Umut’un diğer önemli katkısı, ağır iyon çarpışmalarında oluşan dev manyetik alanların quark-gluon plazma üzerine etkisinin basit hidrodinamik bir modelle açıklanması, bunun deneylere direkt etkilerinin tartışıldığı çalışmalar dizisiydi[8]U. Gursoy, Kharzeev, K. Rajagopal, Magnetohydrodynamics, charged currents and directed flow in heavy ion collisions, Phys. Rev. C 89 (2014) 054905, arXiv:1401.3805 [hep-ph].[9]U. Gursoy, D. Kharzeev, E. Marcus, K. Rajagopal, C. Shen, Charge-dependent Flow Induced by Magnetic and Electric Fields in Heavy Ion Collisions, Phys. Rev. C 98 (2018) 055201, arXiv:1806.05288 [hep-ph]. ki yakın zamanda bu etkiler deneylerde gözlemlendi.[10]M.I. Abdulhamid et al. Observation of the electromagnetic field effect via charge-dependent directed flow in heavy-ion collisions at the Relativistic Heavy Ion Collider. Phys. Rev. X, 14(1):011028, 2024. Daha sonraki çalışmaları arasında, yine ağır iyon çarpışmalarında kuantum anomalileri[11]U. Gursoy, A. Jansen, (Non)renormalization of Anomalous Conductivities and Holography, JHEP 10 (2014) 092, arXiv:1407.3282 [hep-th]. ve spin taşınımı[12]A.D. Gallegos, U. Gursoy, A. Yarom, Hydrodynamics, spin currents and torsion, JHEP 05 (2023) 139, arXiv:2203.05044 [hep-th].[hep-th] üzerine yaptığı özgün katkılar öne çıkar. Ayrıca son dönemlerde daha temel problemlere de yönelmiş ve en parlak doktora öğrencilerinden biriyle sicim kuramı temelli bir şekilde gauge/gravity dualitesinin ispatlamasına yönelik çalışıyordu.[13]Gürsoy, U., Planella Planas, G., Worldsheet from worldline, arXiv:2311.10142 [hep-th] Umut’u ABD’deki İleri Araştırmalar Merkezi’ni[14]Institute of Advanced Studies, https://www.ias.edu/  ziyareti sürecinde kaybettik, bu ziyaret de bu çalışmalarla ilgili bir temastan kaynaklanıyordu.

Bu konulardan bazıları üzerinde birlikte çalıştık. Özellikle ağır iyon çarpışmalarındaki manyetik alanlar üzerine ortak projelerimiz oldu. Ben daha sonra QCD’nin daha yüksek yoğunluktaki fazlarına yani nötron yıldızları uygulamaları üzerine yoğunlaştım. Umut bu projeleri her zaman takip etti ve destekledi. İki yıl önce yeniden birlikte çalışmaya başladık. Başladığımız yeni işleri tamamladıktan sonra, Umut grubunda bana çok uygun bir doktora sonrası araştırmacı (post-doc) pozisyonu olduğunu söyledi. Umut, aldığı büyük bir projede hem ağır iyon çarpışmaları hem de nötron yıldızları konularına hâkim bir postdoc’a ihtiyaç duyuyordu. Polonya’daki pozisyonumu erken bırakıp yeniden Utrecht’e geldim; bu sefer eşimle birlikte ikinci Utrecht dönemi başlamış oldu. Umut’un Utrecht Üniversitesi Teorik Fizik Enstitüsü’ndeki en kalabalık araştırma grubuna sahipti; dört doktora sonrası araştırmacı ve dört doktora öğrencisi, ayrıca birçok deneysel ve gözlemsel araştırma grubuyla yakın ilişki içindeydi. Umut küçük, ütopik bir teorik fizik dünyası yaratmıştı…

Umut, fizik dünyasında nadir bulunan bir karakterdi. Fiziğe büyük bir tutkuyla bağlıydı ama bu, onun hayatındaki tek tutku değildi. Umut tam anlamıyla bir entelektüeldi; sanatın her alanına ilgi duyardı. İlişkimizin bu kadar derinleşmesinde sanırım bu ortak ilgi alanlarımızın büyük payı vardı. Ben edebiyat, resim ve fotoğrafla ilgilenirken, Umut sinema, edebiyat, resim ve daha fazlasıyla iç içeydi. Özellikle sinema bilgim büyük ölçüde onunla yaptığım sohbetler sayesinde derinleşti. En sevdiği yönetmenler arasında Godard, Tarkovsky, Bergman, Fellini, Antonioni; son dönemlerde ise Béla Tarr, Kieślowski, Abbas Kiarostami ve Gaspar Noé yer alırdı. Bu yönetmen seçkisi bile Umut’un hayat görüşünün zenginliğine dair güçlü ipuçları sunar. Gençken bir senaryo yazma denemesi olduğunu ama fiziğin ağır basmasıyla bu hayaline zaman ayıramadığını anlatmıştı. Umut’un sanata yaklaşımı da fiziğe olduğu gibiydi: Ne entelektüel bir üstünlük kurma gayreti, ne de bildiklerini gösterme arzusu… Onun ilgisi, heyecanla paylaştığı, çocukça bir keyiften besleniyordu.

Umut, Nur, Leyla Gürsoy, 2024, Chamonix, Fransa.(Nur Gürsoy’un arşivinden)

Az bilinen bir diğer tutkusu ise kayak yapmaktı. Çocukluğunun bir kısmını geçirdiği Kayseri’de başladığı bu ilgisi, arkadaşları ve ailesiyle birlikte her yıl yaptığı kayak seyahatleriyle sürüyordu. Son yıllarda, kızı Leyla biraz büyüdükten sonra ona da ilk kayak derslerini aldırmaya başlamıştı. Leyla derslerden çok hoşlanmasa da babasıyla kayak yapmaktan büyük keyif alıyordu.

Seyahat etmek, yeni yerler görmek, farklı kültürleri ve insanları tanımak, yeni dostluklar kurmak, Umut’un hayatında en çok keyif aldığı şeylerden biriydi. Bu seyahatler, onun spontane yaşamayı sevmesi sayesinde genellikle küçük maceralarla dolu olurdu. Her yolculuğun ardından uzun uzun sohbet ederdik. Birçok farklı zaman ve yerde bu maceralara ben de eşlik ettim. Eminim benim gibi birçok yakınının da Umut’la yaşadığı unutulmaz, biraz absürt ama çok keyifli anıları olmuştur. Leyla doğduktan sonra onunla ilgili konularda daha planlı olmaya çalışsa da, hayatın geri kalanında doğallığa ve spontane gelişen anlara hep alan tanımaya çalıştı.

Leyla ve Umut Gürsoy (Nur Gürsoy’un arşivinden)

Çok yakından gözlemlediğim üzere, Umut ailesi yani Nur ve Leyla’ya büyük bir sevgiyle bağlıydı. Nur’la bol gezmeli, bol maceralı, renkli hayatlarına da tanıklık ettim; zor zamanlarında birbirlerine nasıl kenetlendiklerine de. Leyla doğduktan sonra Umut’un hayatının tam merkezine yerleşti, gördüğüm en iyi babalardan birine dönüştü. Bütün akademik yoğunluğuna rağmen, en başa Leyla’yı koyuyordu. Ofisteki toplantılarımız genelde “Leyla’yı okuldan almam lazım”, “Leyla’nın çello dersine bırakmalıyım” gibi bir cümleyle aniden bölünür, Umut koşturarak çıkardı. Ya da “yarın birlikte resim çizeceğiz”, “yüzme kursu var”, “hafta sonu kampa gideceğiz” gibi hafta sonu aktivitelerinden bahsederdi. Sanıyorum bir baba ve kızın yedi yıl içinde yapabileceği her şeyi doyasına yaptılar. Bir baba-kızın daha yakın olabileceğini tahmin edemiyorum.

İkinci Utrecht dönemimize geri dönersek, ilk altı ay hem fizik açısından hem de hayatın kendisi bakımından çok dolu ve güzeldi. Hafta içi enstitüde çalışıyor, hafta sonları ailelerimiz de dahil hep birlikte vakit geçiriyorduk. Son birlikte başladığımız proje de, birçok şey gibi kendiliğinden gelişti. Bir kaç aydır ağır iyon çarpışmalarında gözlemlenen yeni bir sonucu modellemeye çalışıyordum. Umut’un geniş ağı sayesinde birçok deneyci ve kuramsal fizikçiyle toplantılar yaptık. Başta karmaşık bir model inşa etmeye çalıştık, başarılı olamadık. Sonra bir akşam, eşlerimiz dışarıdayken biz Leyla’ya evde eşlik edip çizgi film izliyorduk. Arada laf arasında, problemi basitleştirip bir hidrodinamik “oyuncak model” kurma fikri doğdu. Sonra biraz daha normal konularda sohbet edip, Leyla ile çizgi film izlemeye döndük. Ama bir bilinç akışı şeklinde ara ara fizik konuşmaya devam ettik. Gece sonunda fikirlerimiz netleşmeye başladı. Diğer işleri bir kenara bırakıp birkaç ay bu modele yoğunlaştık. Model sınırlıydı ama öğreticiydi, belli miktar işe yarama ihtimali var gibi duruyordu.

Umut’la son görüşmemiz, ABD’ye gitmeden bir gün önceydi. Hafta sonu eşlerimiz ve Leyla’yla birlikte Utrecht yakınlarında bir keçi çiftliğine gittik. Oğlaklar yeni doğmuştu. Amacımız, Leyla’nın onları görüp beslemesi ve biraz sevmesiydi. Huzurlu, sade ama çok güzel bir gündü. Bütün günümüzü çiftlikte geçirdik, bir şeyler yiyip içtik. Fizik konuşmaya da vakit bulduk; arka fonda Leyla’nın çizgi filmiyle başladığımız projeye devam ediyorduk. Ben son çıkan hesap sonuçlarından bahsettim, modele eklemeye çalıştığımız bir etkiyi nasıl dahil edebileceğimizi biraz dağınık bir şekilde tartıştık. Kafamızda bazı fikirler vardı. “Amerika dönüşü devam ederiz” dedik. Vedalaşmadık bile, nasıl olsa bir hafta sonra görüşeceğiz diye düşündük. Ama olmadı.

Umut, benim gibi birçok insanın hayatında derin izler bıraktı. Fiziğe yaptığı katkıların büyük kısmı çoktan kabul gördü. Yetiştirdiği öğrenciler onun mirasını yaşatmaya devam edecek. Bilimin bu sürekliliği insanı bir parça rahatlatıyor. Aradan aylar geçti, normal hayata dönmek zorundaydık, döndük. Toparlanabildim diyemem, yaklaşamadim bile… Fark ettiğim bir şey de şu: Umut’u andığımız her konuşmada yüzümüze ufak, özlem dolu, buruk bir gülümseme yerleşiyor ve bu güzel bir şey.

Bir bilim insanı olmanın ötesinde, Umut’un hayata yaklaşımı, neşesi, iyimserliği, dostluğu, tutkuları ve samimiyeti, ailesi ve sevenlerinin içini hep ısıtmaya, onlara güç vermeye devam edecek. Umut’la ortak favori yazarlarimizdan biri olan John Berger’in bir sözüyle kendimize teselli bulalım:

“Kısa ömürlü, sonsuzun zıttı değildir. Sonsuzun zıttı, unutulandır.”



 



Can Kozçaz (Boğaziçi Üniversitesi)

Umut ile ilgili, geçmiş zaman cümleleri kurmak benim için çok zor. 13 senelik çok yakın bir dostum aniden aramızdan ayrıldı. Sadece Türkiye değil dünya çok değerli bir bilim insanını en belki de en verimli olacak döneminde kaybetti. En son üç dört ay önce Skype üzerinden konuşmuştuk; uzun zamandır ailelerimizle birlikte buluşmak istiyorduk, ama bir türlü ayarlayamamıştık. Programlarımızı karşılaştırıp uygun bir zaman bulmaya çalıştıktan sonra, Umut “Bak sana bir şey soracağım…” diye başladı; bölümlerine Türkiye’de üniversitelerden başvuran birçok yetenekli öğrenci olduğunu ama AB dışı öğrencilerin yüksek okul ücretleri yüzünden gelemediklerine üzüldüğünü anlattı. Gerçekten canının çok sıkıldığı belliydi. Birçok kişi ile konuşuyor, bir çözüm bulmaya çalışıyordu. Bu konuşma ve çabası beni hiç şaşırtmadı, çünkü onunla tanıştığım günden beri hep aklının bir köşesinde Türkiye’de teorik fizik için ne yapabilirim fikri vardı…

Umut Gürsoy, Can Kozcaz (5 Mayıs 2011, İsfahan – Can Kozcaz’ın arşivinden)

İkimiz de doktora öğrencisiyken Seattle’da tanışmıştık, bir konuşma vermek için MIT’den gelmişti. 2009 yılında ikimiz de CERN’in teori grubunda doktora sonrası araştırmacı olarak katıldık. İki sene boyunca sadece Cenevre’de değil, katıldığımız birçok çalıştayda onunla uzun zaman geçirme şansı buldum. Gece yarısı Atina’da Akropolis’e tırmanıp gezmekten, Tahran’ın merkezinde beş parasız kalmamıza kadar birçok akademik seyahatimiz hâlâ mutlulukla hatırladığım maceralara dönüştü.

Umut tanıdığım en derin bilim insanların başında geliyordu; hem birebir konuşurken hem de verdiği konuşmaları dinlerken ondan çok şey öğrendim. Her zaman önemli soruları bulup cevaplamaya çalışan, farklı disiplinlerden fizikçiler ile konuşan, araştırma yapan ve bildiğini de en iyi şekilde paylaşabilen gerçek bir bilim insanıydı. Utrecht Üniversitesi’nde hoca olduktan sadece iki sene sonra bölümde yılın en iyi hocası ödülünü aldı; ne mutlu ki ödülü aldığı hafta onu ziyaret ediyordum.

Umut Gürsoy (Utrecht’de kendi ofisinde, 8 Mayıs 2014 – Can Kozcaz’ın arşivinden)

Umut iyi bir öğretmen olmanın dışında, ona danışan her seviyeden genç ile kendi deneyimlerini keyifle paylaşan, onlara rehberlik yapan, büyük bir şevkle yardım etmeye çalışan bir mentördü. Dünyadaki en üst düzey akademik kurumlarda gerek çalışırken gerekse onları ziyaret ederken elde ettiği hayat tecrübelerini cömertçe paylaşırdı ve bunu yaparken de her zaman sahip olduğu nüktedan ve mütevazı tarzı etrafındaki herkesi çok etkilerdi. Mütevaziliğine onu kaybettikten sonra tesadüfen bir kez daha şahit oldum: dört sene önce tek başına yayınladığı kitabından çok yakınlarına bile bahsetmemişti.[15]U. Gürsoy, Holography and Magnetically Induced Phenomena in QCD, Springer, 2021.

Akademik hayatında daha nice çalışmalar üretmek için en verimli şartları kurduğu bir dönemde aniden onu kaybetmek çok büyük bir acı, hem onu kişisel olarak tanımış çevresi için hem de onun yaratıcı fikirleri ve azimli çalışmalarından mahrum kalan fizik camiası için.



Mithat Ünsal (North Carolina State University)

Umut Gürsoy bizim topraklarımızdan çıkan en iyi teorik fizikçilerden birisiydi. Birbirinden güzel işlere imza attı. Hepimizin, öncelikle ailesinin başı sağ olsun. Eserleriyle, gülen yüzüyle, anılarımızla bizimle yaşamaya devam edecek.

Birazdan, bir iki hatıramızı da anarak, kısaca bilimsel kariyerinden bahsedeceğim ama şimdiden kariyerinin bir masaldan farksız olduğunu söylesem doğrudan sapmış olmam zannederim. Umut’la 2004’te Boston’da tanıştık. Bir dönem MIT’de yine sonradan arkadaşım olacak olan Amihay Hanany’nin D-brane’ler ve sicim teorisi üzerine derslerine gidiyordum. Umut’la ilk kez o ziyaretlerin birinde tanıştım. Birbirine yakın ilgilerimiz, her ikimizin de kuantum kromodinamiğini (QCD) ve genel olarak ayar teorilerinin dinamiğini anlamak için inanılmaz bir tutkumuz ve heyecanımız vardı. Buraya bir parantez açayım: En son Viyana’da 2022’de görüştük, konuştuk. Aynı tutku ve heyecan hâlâ bizimleydi. Neden bu heyecan sönmüyor diye düşününce şunları söyleyebilirim. Fizikçiler, doğayı anlamak ve doğanın kurallarını matematiğin estetik dilinde ifade etmek isterler. Burada ulaşmak istediğimiz ne? Gerçeklik, en yalın hali ile gerçeklik. Doğaya dair gerçekliğin temel karakteri zaman aşımına uğramamasıdır, bu matematik için de fizik için de böyle. Bir teorem veya doğada bir olayın matematiksel tasviri, kuralı, bin sene önce yazılmış olsa bile eğer gerçek ise, bugün de öyledir. Gerçek, eksikse geliştirilir, daha geniş bir yapının parçası olur.  Gerçek süregelir ve süregider. Kuantum alan teorisi de bu yolda insanlığın attığı en büyük adımlardan birisi. Ve bizler de bu maceranın parçası olarak hissediyoruz kendimizi.

Umut Gürsoy, 2012, Dubrovnik, Hırvatistan. (Nur Gürsoy’un arşivinden)

İlk tanıştığımızda beni çok şaşırtan bir şey öğrenmiştim Umut hakkında. Hayır, bu İTÜ’nün elektrik-elektronik ve fizik bölümlerinde mükemmel bir ortalama ile çift anadal yapmış olması değildi. Bu bizim kültürde şaşırtıcı değil artık, pek çok iyi fizikçi üniversite macerasına önce elektrik elektronik bölümünde başlıyor, malum nedenlerden. Bugün de bu pek değişmedi. (Ben de bu kategorideyim, ODTÜ EE’de başladım, ama hayatımın mimarının en azından mikro bir ölçekte kendim olduğunu anladıktan sonra Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü’ne yatay geçiş yaptım.) Beni şaşırtan Umut’un master için Weizmann Enstitüsüne gitmiş olmasıydı. Burası İsrail’in temel bilimlerde en önemli merkezi hatta Orta Doğu’nun bilimde en iyi bir-iki yerinden birisi, muhtemelen en iyisi. Umut orada sicim teorisinin çok iyi bilinen isimlerinden Doron Gepner ile çalışmıştı ve daha sonra, dünyanın en iyi teknik okullarından birisi olan MIT’den[16]Massachusetts Institute of Technology doktora için kabul almıştı. (Ben de 2010’da bir aylığına Weizmann Enstitüsüne davet edildim. Orada ve civarındaki üniversitelerde de bulundum, çok üst düzey bir bilimsel ortam var.)

Umut daha sonra doktora sonrası çalışmaları için Ecole Polytechnique, Utrecht ve CERN’de bulundu. Bilenler bilir, bu okulllar ve enstitüler Fransa, Hollanda ve İsviçre’nin teorik fizikte en üst düzey araştırma yapan merkezleri, CERN’deki teori grubu Avrupa’daki en önemli merkezlerden birisidir. Az bilinen bir konuya da değinmekte fayda var, CERN’deki teori grubunda Türk bir profesör hiç olmadı, teori grubunda tam zamanlı çalışan (kısa dönem ziyaretçi değil, oranın resmi elemanı olarak)  iki Türk bilim insanı oldu: Umut Gürsoy ve Can Kozcaz. Bir de şanslarına aynı zamanlarda oradalardı. Can hep çok çalıştıklarını ve çok güzel zaman geçirdiklerini söyler.

Ve daha sonra Umut Utrecht Üniversitesi’nde profesör oldu. Ne kadar gurur duysak ne kadar övünsek azdır. Institute for Theoretical Physics’de çalışan insanlara baktığınızda isim listesinde Umut’un yanında ‘t Hooft, de Wit, Vandoren’in isimlerini görürsünüz. Özellikle ‘t Hooft yaşayan bir efsanedir ve son 50 yılda, tüm teorik fizikte en önemli iki insan kim derseniz, ‘t Hooft bu iki insandan birisi olur. Bizim Umut’umuz işte bu enstitüde profesördü. Umut doktora sonrası görevi sırasında buradaki insanları o kadar etkilemiş olmalı ki, buradan profesörlük aldı. Aynı zamanda Tuna’nın yazısından öğrendiğime göre buradaki en aktif postdoc ve Ph.D. grubuna da sahipti.

Umut’la daha önce de değindiğim gibi en son yüz yüze 2022’de Viyana’da görüştük, Strings 2022’de. Bu seri 1989’dan beri süregelen, sadece sicim teorisinin değil, daha geniş anlamda teorik fiziğin ve kuantum alan teorisinin en önemli konferansıdır.  Bu konferansa 500 civarında teorik fizikçi katılıyor. Teorik fiziğin önemli isimleri ve yükselen gençleri konuşma veriyor. O yıl mucize eseri iki Türk konuşmacı vardı. Umut ve ben. (Mucize diyorum, çünkü ben yakın tarihte Strings’e konuşmacı olarak davet edilen bizim ülkeden çıkmış başka bir bilimci bilmiyorum.) Umut bu konuda yakın geçmişte gelişmelerin özetlendiği bir konuşma verdi. Başlığı: “Recent developments in gauge-gravity duality applied to quantum many-body systems”, yani ayar teorisi-gravitasyonel teorilerin QCD ve yoğun madde fiziğine uygulamaları üzerine.[17]Recent developments in gauge-gravity duality applied to quantum many-body systems”, https://www.youtube.com/watch?v=nupVD3kSD04   Çok güzel bir konuşmaydı. Ben de kendi araştırmalarım üzerine “Adiabatic continuity, anomaly preserving compactifications, and confinement in
Yang-Mills theory” başlıklı bir konuşma verdim. Dinlemek isteyen fizikçi gençler olursa konuşmalar YouTube’da mevcut.[18]Adiabatic continuity, anomaly preserving compactifications, and confinement in Yang-Mills theory, https://www.youtube.com/watch?v=EIU2cHxtoD4

Umut Gürsoy ENWXL – konsorsiyum çalışma grubu ile birlikte, 2023, Amsterdam, Hollanda

2004’te tanıştığımızdaki heyecanımız yanımızdaydı. İkimiz de çok sevdiğimiz ideallerin peşinden koştuğumuz bir bilimsel kariyer yaşıyorduk.  Uğraştığımız problemler için farklı yöntemler seçmiştik; Umut daha çok sicim teorisinin (AdS/CFT dualitesinden doğan) yöntemlerini kullanıyordu, benim ise kuantum alan teorisinde yeni yöntemler çıkarabileceğimize dair her zaman büyük bir inancım oldu. İkimiz de doğru olduğunu düşündüğümüz yollardan gittik.

Bu konferans sırasında ikimiz de Sigmund Freud Park’In hemen yanındaki Hotel Regina’da kalıyorduk. Bir sabah kahvaltısında, Umut’la sohbet ederken ona ufak bir şaka yapmak istedim. Dedim ki: “Umut bak, bizim medya bunun önemini iştirak ediyor olsa ve burada iki Türk’ün de konuşma verdiğini duysa, zannederim bizi alıp gerçek dışı ve bizi olduğumuzdan çok üstte gösteren bir haberle sunarlar” gibi bir şey dedim.  “Aman hocam, Allah yazdıysa bozsun.” Gibi bir şey oldu ilk sözü.  Ben de “Umut’um bak, en azından abartmaya yine abartırlar ama kırk yılda bir en azından senin gibi hak eden biri için bunu söylemiş olurlar” dedim. Gülüştük. “Yok hocam belki senin için doğru olur” dedi, ben ciddiye almadım. Ama bir analoji ile bunu tekrar edeyim. Bir Türk sinemacısı olarak Nuri Bilge Ceylan’ın o dünyadaki yeri neyse, bir Türk teorik fizikçisi olarak Umut Gürsoy’un fizik dünyasındaki yeri odur.

Çok enteresan bir yolculuk değil mi? Türkiye’den başlayan, sonrasında ABD, Fransa, Hollanda, İsrail, İsviçre’nin en önemli merkezlerinde geçen tam 27 yıl. Çok çok erken sona eren bir ömür…



Bayram Tekin (ODTÜ)

Umut Gürsoy benim dönemimin, eli kalem tutan, en iyi fizikçilerinden birisiydi.  Karakter olarak da çok düzgün bir kişiydi, arkadaştık.  Birlikte makale yazmadık ama değişik konuları aramızda tartıştık, ortak ilgi alanlarımız vardı. Ali Kaya, Umut ve ben, Umut’un uzman olduğu bir konuda (AdS/CFT) bir süre, bir problem üzerine yazıştık, ama makale haline dönüşmedi. Doktora öğrencilerimden biri, doktorası esnasında, Umut’un yanında 1 yıl geçirdi.

Umut’un adını, kendisiyle tanışmadan önce duydum. Zaten yaptığı güzel çalışmaları takip ediyordum.  INSPIRE sayfasına baktığımızda yayınlanmış 67 makalesinin ortalama 70 atıf aldığını görüyoruz. Bu gerçekten büyük bir başarı. Tabi daha yapacağı çok şey vardı, çok erken kaybettik kendisini. Fizikçileri sıralamak doğru olmaz, ama bizim coğrafyamızdan çıkan birkaç fizikçiden birisiydi. Bu yazıyı kaleme almak için, eski epostalarımıza baktım.  Bana da fazlasıyla iltifat ettiği bir mesajını (13.02.2018 tarihli) aşağıya ekliyorum. Ben tekrar okurken Umut’un  sesiyle, sakinliğiyle okudum. (Kelimeleri düzeltmiyorum.)

Merhaba Bayram,

Facebook’ta surekli paylastiklarini goruyorum, baktim cok mesgulsun braz rahatsiz edeyim dedim;) Ben 6 ayligina Turkiye’de olacagim, MSU ve Bogazici . Agustos’a kadar Istanbul’a yolun duserse kesin goruselim. Bu arada ben de Ankara’ya gelerim seve seve.

 

Sana bir fizik sorum var. Bu soruyu sana email yoluyla sormak icin Turkiye’ye gelmeyi beklemis olmam biraz komik tabi ama gecen gun Hong Liu’yla skype’ta tartisirken aklima dustu, bilirse kesin Bayram bilir dedim. Mesele egri uzay-zamanda CPT’nin nasil tanimlandigi ile ilgili. Duz uzayda discrete Lorentz olarak tanimliyoruz, ve CPT teoremini ispatliyabiliyouz (tabii kosullardan biri GR’da olmayan locality). Ayni sekilde CPT donusumunu, ya da yalnizca T’yi koordinattan bagimsiz bir sekilde global olarak egri bir uzay-zamanda ve de GR’da tanimlamak mumkun mudur? Yanit kesinlikle literaturde olmali ve cok iyi bilinen birsey olmali gibi geliyor bana, cehaletimi aciga vuruyorum yani:)

 

Sorudan bagimsiz olarak, kesin denk gelip goruselim bir ara, ne zaman musaitsen.

Sevgiler,
Umut

En son Feza Gürsey’in 100. yaş anma toplantısında birer konuşma yapmıştık. Konuşmalarımız YouTube’da var.[19]Feza Gürsey’in 100 yaşı dolayısıyla Mekansız Fizikçiler tarafından düzenlenen toplantıdaki konuşmalar: https://youtube.com/playlist?list=PLRCfs-Jwg1WkPd5TQ7EsjBDPiodhFosHO&si=QJ_9qq3jCRezeLaq Umut her zamanki gibi dolu dolu ve kaliteli bir konuşma yaptı.[20]Feza Gürsey ve Teorik Fiziğe Katkıları, https://www.youtube.com/watch?v=V8nSJpgZuvY  Onun yanına gitti, erkenden gitti.



Umut Gürsoy, 25 Mayıs 2022, Bilim Akademisi Konferansı
“Kuantum Dolaşıklık- Uzay ve Zaman”

Notlar/Kaynaklar

Notlar/Kaynaklar
1 J.M. Maldacena, The large N limit of superconformal field theories and supergravity, Adv. Theor. Math. Phys. 2 (1998) 231, arXiv:hep-th/9711200
2 E. Witten, Anti-de Sitter space and holography, Adv. Theor. Math. Phys. 2 (1998) 253, arXiv:hep- th/9802150.
3 S.S. Gubser, I.R. Klebanov, A.M. Polyakov, Gauge theory correlators from noncritical string theory, Phys. Lett. B 428 (1998) 105, arXiv:hep-th/9802109.
4 asymptotic freedom (asimptotik özgürlük), confinement/deconfinement phase transition (Hapsolma/hapisten çıkma faz geçişi), chiral symmetry breaking (kiral simetri kırılması) gibi
5 U. Gursoy, E. Kiritsis, Exploring improved holographic theories for QCD: Part I, JHEP 02 (2008) 032, arXiv:0707.1324 [hep-th].
6 U. Gursoy, E. Kiritsis, F. Nitti, Exploring improved holographic theories for QCD: Part II, JHEP 02 (2008) 019, arXiv:0707.1349 [hep-th].
7 U. Gursoy, E. Kiritsis, L. Mazzanti, F. Nitti, Improved Holographic Yang-Mills at Finite Temperature: Comparison with Data, Nucl. Phys. B 820 (2009) 148–177, arXiv:0903.2859 [hep-th].
8 U. Gursoy, Kharzeev, K. Rajagopal, Magnetohydrodynamics, charged currents and directed flow in heavy ion collisions, Phys. Rev. C 89 (2014) 054905, arXiv:1401.3805 [hep-ph].
9 U. Gursoy, D. Kharzeev, E. Marcus, K. Rajagopal, C. Shen, Charge-dependent Flow Induced by Magnetic and Electric Fields in Heavy Ion Collisions, Phys. Rev. C 98 (2018) 055201, arXiv:1806.05288 [hep-ph].
10 M.I. Abdulhamid et al. Observation of the electromagnetic field effect via charge-dependent directed flow in heavy-ion collisions at the Relativistic Heavy Ion Collider. Phys. Rev. X, 14(1):011028, 2024.
11 U. Gursoy, A. Jansen, (Non)renormalization of Anomalous Conductivities and Holography, JHEP 10 (2014) 092, arXiv:1407.3282 [hep-th].
12 A.D. Gallegos, U. Gursoy, A. Yarom, Hydrodynamics, spin currents and torsion, JHEP 05 (2023) 139, arXiv:2203.05044 [hep-th].[hep-th]
13 Gürsoy, U., Planella Planas, G., Worldsheet from worldline, arXiv:2311.10142 [hep-th]
14 Institute of Advanced Studies, https://www.ias.edu/
15 U. Gürsoy, Holography and Magnetically Induced Phenomena in QCD, Springer, 2021.
16 Massachusetts Institute of Technology
17 Recent developments in gauge-gravity duality applied to quantum many-body systems”, https://www.youtube.com/watch?v=nupVD3kSD04
18 Adiabatic continuity, anomaly preserving compactifications, and confinement in Yang-Mills theory, https://www.youtube.com/watch?v=EIU2cHxtoD4
19 Feza Gürsey’in 100 yaşı dolayısıyla Mekansız Fizikçiler tarafından düzenlenen toplantıdaki konuşmalar: https://youtube.com/playlist?list=PLRCfs-Jwg1WkPd5TQ7EsjBDPiodhFosHO&si=QJ_9qq3jCRezeLaq
20 Feza Gürsey ve Teorik Fiziğe Katkıları, https://www.youtube.com/watch?v=V8nSJpgZuvY
Önceki İçerikMeraklısına Bilim – Dilbilim: Sesler, işaretler ve ıslık bilimsel olarak nasıl çalışılır?
Sonraki İçerikBu Ay Gökyüzü: Ağustos 2025
Tuna Demircik

Tuna Demircik Hollanda’daki Utrecht Üniversitesi Teorik Fizik Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Lisans eğitimini İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde tamamladıktan sonra, 2017 yılında Sabancı Üniversitesi’nden Fizik alanında doktora derecesini almıştır. Doktora çalışmaları, ayar/kütle çekim ikiliğinin Kuantum Renk Dinamiği (QCD) uygulamaları üzerine yoğunlaşmıştır. Doktora sonrası araştırmalarını sırasıyla Ben-Gurion University of the Negev (İsrail, 2017–2020), Asia Pacific Center for Theoretical Physic (Güney Kore, 2020–2022) ve Wroclaw University of Science and Technology (Polonya, 2022–2024) sürdürmüştür.

Can Kozcaz

Can Kozçaz, Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü’nden 2003 yılında lisans derecesini ve 2009 yılında Washington Üniversitesi’nden doktorasını topolojik sicim kuramı üzerine almıştır. Bunu takiben üç yıl Cenevre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de, Teorik Fizik grubunda doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmalarına devam etmiş, 2012 yılında Trieste’de bulunan Uluslararası İleri Çalışmalar Yüksek Okulu’nda (SISSA) Teorik Parçacık Fiziği grubuna araştırmacı olarak katılmıştır. 2014-2017 yılları arasında ise Harvard Üniversitesi Matematik Bölümü’ne bağlı, Matematiksel Bilimler ve Uygulamalar Merkezi’nde (CMSA) Fields Madalyası sahibi Shing-Tung Yau’nun grubunda sicim kuramı ile ilgili çalışmalarına devam etmiş ve lisans seviyesinde matematik dersleri vermiştir.  Kasım 2017’den bu yana Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde öğretim üyesidir.

Sicim kuramı ve kuantum alanlar kuramı ile bu kuramların bize kazandırdığı fiziksel görülerin matematiksel çıkarımları üzerine çalışmalarına devam etmektedir. 2018’de Bilimler Akademisi’nin verdiği BAGEP ödülüne ve ODTÜ Prof. Dr. Mustafa N. Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı tarafından verilen Araştırma Teşvik Ödülü’ne layık görüldü.

Mithat Ünsal

Mithat Ünsal, lisans eğitimini Bilkent Fizik Bölümü’nde, doktora eğitimini Washington Üniversitesi’nde (Seattle) yaptı. Doktora sonrası araştırmacı olarak Boston Üniversitesinde, Stanford Lineer Hızlandırıcı Merkezi teori grubunda ve Stanford Üniversitesi Teorik
Fizik Enstitusünde toplam yedi yıl çalıştı. 2015 yılında Harvard Üniversitesi Matematik Bölümünde misafir profesör olarak görev yaptı. Şu anda North Carolina Devlet Üniversitesinde profesör olarak araştırmalarına devam etmektedir.

Araştırma alanları kuantum alan teorisi,  kuantum kromodinamigi,  ayar
teorileri, matematiksel fizik, süpersimetrik teoriler, latis (icorgu)
alan kuramı ve kuantum mekaniğinde  yeni metotlar üzerinedir. Bu
konularda  dünyada önde gelen ileri araştırma merkezlerinde dersler vermektedir.

Bayram Tekin

Bayram Tekin, lisans eğitimini ODTÜ Fizik Bölümü’nde, doktora eğitimini Minnesota Üniversitesi’nde yaptı. Doktora sonrası araştırmacı olarak  Oxford ve Brandeis üniversitelerinde toplam 4 yıl çalıştı.

Araştırma alanları kütleçekimi ve kuantum alan kuramlarıdır.

Halen ODTÜ Fizik Bölümü’nde araştırmalarına ve ders vermeye devam ediyor. ODTÜ’de yılın eğitimcisi seçilen Tekin, TÜBİTAK Teşvik ve TÜBA GEBİP ödüllerini almıştır.