Toplumsal krizlere aile terapisi yaklaşımı

Shutterstock

Günümüzde iklim krizi ve Covid19 pandemisi gibi karmaşık toplumsal sorunlarla karşı karşıyayız ve bu sorunlara karşı toplumun bilinçli ve birlik beraberlik içinde bir tepki vermesine ihtiyacımız var [1]. Küresel kriz ve karmaşık sorunların toplumu nasıl etkilediğini ve gereken davranış değişikliklerinin nasıl sağlanabileceğini anlamak için toplumdaki bireylerin ve sistemlerin birbiriyle etkileşimini göz önünde bulundurarak değerlendirmek ve müdahale stratejileri belirlemek gerekir.

Geçtiğimiz yıl içinde yaşadığımız salgın sürecinde toplumun bütün sistem ve kurumlarını içeren kapsayıcı bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu açık ve net bir şekilde gözlemledik. Bu nedenle, ülkemizde son senelerde bilinirliği artmış, kendi tarihçesi de görece genç olan, ama çıkış hikayesi ve özünde disiplinlerötesi düşünceyi barındıran Aile Terapisi alanını ve esaslarını topluma uyarlayarak, toplumdan istenilen tepkinin alınabilmesini sağlayacak bir model tasarladık*. Bu yazıda aile ve toplumun sistem olarak benzerliklerini, terapide değişim esaslarının makro seviyeye nasıl uyarlanabileceğini anlatacağız.

Aile Sistemi ve Toplum Düzeni

Aile Terapisi alanının ilk ortaya çıkışı özünde disiplinler-arası bir grubun (psikiyatristler, antropologlar, sosyal hizmet çalışanları ve kimya mühendisleri) şizofrenisi olan hastaların aileleri ile yaşadıkları iletişim sorunları ve devam eden semptomlarının döngüselliğini açıklamalarıyla olmuştu [2]. Sistem teorisi ailelerin yapısı ve iç ve dış geribildirim mekanizmaları ile kendilerine has bir sistem oluşturduğunu ileri sürmüş, bu görüş 2. Dünya savaşı sonrası Amerika’da hızla popülerleşmiş ve kabul görmüştü [2,3].

Sistem teorisine göre “aile”, içinde birbirleriyle etkileşimi olan bireysel, ikili, çoklu alt-sistemler barındırır [3]. Aile üyeleri birbirlerini etkiler ve birbirlerinden etkilenirler. Buna ek olarak geniş aile, mahalle, kurumlar, politik düzen, kültür gibi kendisini çevreleyen diğer sistemler [4] ile de belli sınırlar dahilinde bağlantıda ve karşılıklı etkileşim içerisindedir [5]. Ailenin aile olabilmesi için ortak bir geçmişi, paylaşılan bir kimliği ve hem bireylerin hem de sistemin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik stratejiler üreten bir yapısı olmalıdır [6].  Bu ihtiyaçlar barınma, beslenme, okuma gibi temel ihtiyaçlara ek olarak bütçelendirme, dış dünya ile ilişkilenme ve aile bireylerinin duygusal ihtiyaçlarını da kapsar. Özellikle kriz durumlarında ailenin sahip olduğu (ya da olmadığı) adaptasyon becerileri aile bireylerinin ve bütün olarak sistemin yaşayacağı stres ve sorunları belirleyici durumdadır [5, 6].

Bu şekilde ele aldığımız herhangi bir toplumsal birimi ailenin yukarıda belirtilen ‘genel’ özellikleri ve yapılarıyla tanımlamak mümkündür. Ele aldığımız birim ister bütün dünya ister bir ülke, şehir, mahalle ve hatta apartman olsun, bir sistem olarak hem kendi içindeki üyeleriyle hem de çevresindeki diğer sistemlerle daimi bir etkileşim içerisindedir. Ortak bir geçmişi ve paylaşılan bir kimliği vardır. Belli başlı ihtiyaçları ve bu ihtiyaçları karşılamak için stratejileri vardır. Büyük felaketler, doğal afetler, salgın hastalıklar, ekonomik buhran gibi olaylar toplumları yaygın ve derinden etkileyerek birbirimize olan bağlılık ve bağlantılarımızı bize hatırlatmaktadır. Kriz durumları ise bu etkileşimlerden nasibini alarak sistemi kökünden etkileyerek, var olan sorunları daha belirgin hale getirir.

Bir aile terapistinin gözünden, Covid19 salgının yerel, ulusal ve küresel etkilerinin var olan sistemler içerisinde değerlendirilmesi, mercek altına aldığı sistemin yapısını ve işlevselliğini incelemesi ile başlar. Aile Terapisi alanının en temel ve öncü ekollerinden biri olan Yapısal Aile Terapisi, aile sistemini hiyerarşik bir yapı olarak niteler ve aile üyeleri ve alt-sistemler arasındaki sınırların önemine dikkat çeker. Buna göre, işlevsel bir aile sisteminde ebeveynler hiyerarşik olarak çocuklarından yukarıda olmalıdır ve her aile bireyi diğerinden belirgin sınırlarla ayrılmalıdır [5, 7]. Bu kavramı bir ülkeye uyarlamak istersek, o ülkenin politik ve sosyal yapısında hiyerarşik düzeni, içinde bulunan alt-sistemler ve birbiriyle etkileşim durumlarını da düşünmemiz gerekir. Sistemler her zaman iç dengeyi (homeostasis) korumak ister ve değişime direnç gösterebilirler. Ama kriz durumları aile sistemini sarsarak, homeostasisi değişime zorlar [7]. Normal zamanlarda katlanılabilen fonksiyon bozuklukları, kriz zamanında daha çok belirginleşip ortaya çıkar. Ülke bazında da benzeri bir denge arayışı olacağı kesindir; bir zamandır değişik ülkelerde ortaya çıkan sosyal problemlerin nedenlerinden birisi de bu fonksiyon bozukluklarıdır.

Aile terapisinin Kültürel ve Bağlamsal Modellerine göre ise herkesin ailedeki rolü netleştirilmeli, aile sisteminin kendisi için oluşturduğu bir kültürel kimlik ve değerleri belirlenmelidir [4]. Bahsedilen bu aile kültürü değişkendir. Dış sistemlerdeki kültürel bağlamla da karşılıklı etkileşim içinde olduğu için zamanın ve içinde bulunduğu bağlamın değerlerinden etkilenir [4, 8]. Buna göre, ele aldığımız ülkenin kültürel değerlerini, kimliğini, kadim öğretilerini anlamak ve popüler kültür ve dış kültürlerden etkilenme hallerini de irdelemek gerekir.

Biz, bu yazıda içinde farklı disiplinlerden araştırmacıların bulunduğu öğrenci ekibimizle birlikte krizle başa çıkılabilmesine imkân veren, toplumlardaki insanların birlikte ve dayanışma içinde hareket etmesini sağlayacak bir yaklaşımın ana ögelerini ortaya çıkarmaya aile terapisi bakış açısıyla yaklaşmayı amaçladık.

Davranış değişimlerini etkileyen Ortak Faktörler

Şöyle bir resim hayal edelim; Bir ülkenin siyasi genel ve yerel liderleri, bilim kurulu ve diğer bilim insanları, sağlık çalışanları, öğretmenleri, öğrencileri yani bütün halk bir anda odaya doluşuyorlar. Her kafadan bir ses. Kimisi panik, kimisi öfkeli, kimisi umursamaz… Bazısının derdi ekonomi, bazısının toplu taşıma, bazısı evde eğitim verecekleri çocuklarını, bazısı yaşlı ebeveynlerini düşünüyor, bazıları ise yeterince tatil yapamadıklarından ya da turizmden para kazanamadıklarından dert yanıyor. Konusu ne olursa olsun, hepsi stresli ve huzursuz. Çünkü bütün sistemleri, şu zamana kadarki yaşam ritüelleri sarsılmış ve belirsizlik hakim. Bazı kural ve yaşayış önerileri var ama bir türlü oturmuyor, kabul görmüyor. Covid19 krizi, bu makro ailenin sistemini, alt-sistemlerini ve aile üyelerinin her birini değişime zorluyor.

Bu kaos karşısında aile terapistinin takip etmesi gereken strateji, karşılaşılan krizin tanımını yapabilmeyi ve ailenin ilişki haritasını çıkarmaya odaklanmayı gerektirir. Burada Aile Terapisi literatüründe de kabul görmüş Ortak Faktörler anlayışını baz alabiliriz [9, 10].

Şekil 1. Terapide değişime yol açan Ortak Faktörler [8].
Ortak Faktör anlayışına göre terapide davranış değişikliğini etkileyen faktörler temelde dört başlık altında toplanabilir. Bunlar değişime umut, terapist ile ilişkisi, model ve teknikler ile danışan faktörleridir.

  • Değişime umut, danışanın terapi sürecinin işe yarayacağına ve mevcut sorunun bir gün son bulacağına dair inancı ve umudu olarak tanımlanabilir.
  • Terapistle kurulan güven ilişkisi, ortak hedefler doğrultusunda beraberce ilerleneceği inancı (müttefiklik), terapistin sıcak, empatik ve cesaretlendirici olması da terapistle ilişki başlığının altına giren unsurlardır.
  • Ortak faktörler anlayışına göre terapide kullanılan farklı ekoller, yaklaşım, taktikler model ve teknikler başlığının altına girer.
  • Terapi dışında olan her şey ve danışanın kendi kaynakları, güçlü yanları, kültürel değerleri ve inanç sistemleri de danışan faktörleri olarak nitelendirilir [11].

Lambert (1992) bu dört ortak faktörü irdeleyerek, değişime olan etkilerinin ağırlıklarını tahmini olarak belirliyorlar. (bkz: Şekil 1)

Peki bu dört-ortak faktör modelini büyük ölçekli bir aileye, yani bir topluma uyarlarsak bu faktörler ne olur?

Şekil 2. Aile terapisinde değişime yol açan Ortak Faktörlerin toplumsal değişime uyarlanması. Burada verdiğimiz oranlar elbette sabit değildir, ve incelemeye açıktır. Lambert (1992) çalışmasına dayandırılmıştır.

Bu amaçla, Lambert’in modelinde oluşturduğu dilim grafiğine, faktörlerin birbirlerine etkileşimlerini gösterecek bir geçiş düzenlemesi yapılabilir (bkz: Şekil 2)

Liderlerin etkisi

Kurguladığımız modele göre terapist ile kurulan ilişki, toplum nezdinde saygı duyulan ve hiyerarşide yukarıda olabilecek liderlerle kurulur. Halkın güvenilir ilişki kurabileceği ve samimi ilgiyi hissedebileceği lider(ler)e ihtiyaç vardır. Burada seçilecek kişinin belirlenmesinde geçmişte yaşanan olayların halk nezdindeki etkisi ele alınmalıdır. Krizin ilgili ve yetkin kişisinin öne çıkarılması halk nezdinde güven inşasında etkili olacaktır.

Bu yaklaşıma örnek olarak, bir apartman ya da site toplantısını düşünelim. Patlayan bir kazan krizinde, eğer apartman yöneticisi ile daha önceden yaşanmış sorunlar ve güven sorunları varsa yöneticinin önerilerine şüphe ile bakılacak ve toplantı olası saldırganlıklara açık olacaktır. Ancak yönetim içerisinde daha önceki olaylarda öne çıkmamış, herkesin güvendiği emekli bir mühendis komşu varsa onun patlayan kazanla ilgili açıklamaları çok daha etkili olabilecektir. Burada yönetici yerine emekli mühendisin konuşması site halkının kazanın yenilenmesi için daha hızlı ve doğru karar vermelerini teşvik edebilecektir. Ancak yine de etkin bir liderin tek başına değişim sürecinde etkisi sınırlıdır.

Değişime yol açan taktikler

Değişim sürecini etkileyen bir diğer ortak faktör ise model ve teknikler’dir. Covid19 salgınına uyarladığımız zaman uygulanan model ve teknikler koyulan kurallar, kısıtlamalar, uygulanan prosedürler olabilir. Türkiye’deki uygulamaya göre, maske, mesafe, temizlik söylemleri veya yaşa bağlı, bir yerde insan haklarını ihlal eden sokağa çıkma yasakları, bu prosedürler arasında düşünülebilir. Burada bunların hangi tarzda ve şekilde sunulduğu önem teşkil eder. Kurallar ve prosedürler belirlenirken kullanılan taktik ve stratejiler bu ortak faktörün konusudur. Bu nedenle bir önceki faktörle, yani güvenirlilik ile ilgisinin önemli olduğunu vurgulamalıyız. Kuralın içeriği kadar, kimin verdiği, tutarlılığı, uyandırdığı duygu ve zamanlaması da göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla kendisinden bir sonra gelen faktör olan danışan faktörleri ile de birlikte irdelenmesi gerekir.

Kültürel özellikler kritik rol oynuyor

Makro seviyede danışan toplum olduğuna göre, toplumun kültürü, kadim öğretileri, popüler kültürü gibi özellikler danışan özellikleri başlığı altında değerlendirilebilir. Köklü ve köklerine bağlı bir toplumla çalışırken zaman içerisinde aktarılan kadim bilgi ve öğretilerin etkili şekillerde kullanılması davranış değişikliğini hızlıca gerçekleştirebilir. Örneğin, yukarıdaki model ve tekniklerden gelen kurallar yani maske, mesafe, hijyen üçlüsünden, “hijyen”in “temizlik imandan gelir”e inanan bir toplumda kolaylıkla yer bulmasına karşın bayram, düğün, cenaze gibi toplu ritüellere uymadığı için “sosyal mesafe”nin etkililiğini kaybetmesi toplumun kendi özelliklerinin ne kadar önemli olduğunu bize işaret ediyor.  Dolayısıyla bu özellikleri anlamak ve irdelemek, davranış değişikliği için toplumun kendi öğretilerini kullanmak, kuralları ona göre dönüştürmek gerekli. Sosyal mesafeyi vurgularken kültürün öğretileri olan “vebal almamak” veya “ezber bozmak” gibi söylemleri ön plana çıkarmak belki de daha etkili bir müdahale oluşturabilir.

Danışan faktörlerinin içerisinde aynı zamanda “terapi-dışı durumlar” da bulunuyor. Bu durumlar kabaca, hayatın getirdikleridir. Örneğin, Covid19 salgını ile mücadele ederken patlayan bir savaş, ekonomik sıkıntılar, olan bir deprem, ırkçılığa karşı halk ayaklanmaları gibi durumlar salgını bitirmeye yönelik tedbirlere karşı bir ortam hazırlamışlardır. Bunların salgın ile mücadelede davranış değişikliğine olan olası etkileri değerlendirmeye alınmalıdır. Bu dönemde bunları bizim toplumuzda değil, ama ABD, Fransa, İngiltere, İsrail, Hollanda ve bir dizi diğer ülkelerde gördüğümüzü de hatırlatmalıyız.

Değişime umut

Son olarak, değişime umut ve sürecin etkililiğine güvenmek de değişimde rol oynuyor. Halkın pandemi sürecinin iyi yönetildiğine inanması ve bu zamanların atlatılabileceğine inancı istenilen davranış değişikliklerinin oluşması için etkili. Evde kalmanın ilk aylarda etkili olmasını buna örnek göstermek mümkün. Ne kadar zorlayıcı olsa da toplu karantinanın pandemiyi yavaşlatacak ve sonlandıracak olması inancı ile geçen birkaç ayın kişilerin kurallara uymasına ve gerekli davranış değişikliklerine olanak verdi. Bu sebeple sürece dair umudu bugünlerde konuşulan aşı gelişmeleri ile tetiklemek daha olası gözüküyor.

Burada temel aldığımız bilgi ve varsayımlara göre, toplumun kültürel ve sosyal yapısına (danışan faktörleri) uygun oluşturulan davranış değişikliği ve kurallarının (model/teknik) bu krizin de atlatılabileceği duygusunu pekiştiren (umut) saygın liderlerin etkili kullanımı (terapist ile ilişki faktörleri) ile verilmesi gerekiyor. Dolayısıyla kolektif davranış değişikliğine gidilebilmesi için tek bir yol, yöntem, kişi, stratejiden ziyade sorunun karmaşasına ayak uydurabilen çok-sesli, çok-yöntemli, çok-disiplinli stratejiler yumağının daha etkili olacağı görüşündeyiz. Böyle bir stratejiler yumağı mevcut Covid19 salgını gibi sosyal adaptasyon ve kolektif davranış değişikliği gerektiren diğer küresel krizlerde (iklim krizi, küresel ısınma, şiddet, toplumsal cinsiyetçilik, ırkçılık vs.) de etkili olacağı görüşündeyiz.

İkinci yazımızda toplumsal bir krizle mücadelede çözüme yönelik davranış değişimini sağlayabilecek stratejileri tartışıyoruz.

M. Selenga Gürmen (Özyeğin Üniversitesi, Psikoloji Bölümü)
M. Pınar Mengüç (Bilim Akademisi üyesi, Özyeğin Üniversitesi, Enerji Çevre ve Ekonomi Merkezi Direktörü)

*Disiplinlerötesi Düşünce Ekibi

Bizler, bir Aile Terapisti, bir Mühendis, ve beş Psikoloji lisans öğrencisinden (Aleyna Akkan, Tunahan Aktay, Büşra Dost, Mahmut Sami Gürdal, Ekin Kızıldaş) oluşan Disiplinlerötesi Düşünce Ekibi olarak çözülmesi kolay olmayan karmaşık toplumsal sorunlara disiplinlerötesi (transdisipliner) metodlarla yaklaşabilmek amacıyla bir araya geldik. İklim krizine toplumsal strateji geliştermeyi amaçlayan çalışmalarımız 2020 Mart’ından itibaren Covid19 salgınının toplumsal boyutlarına odaklandı.  Bu konularda bir dizi daha çalışma yapmayı planlıyoruz. Bu yazımızdaki düşüncelerimizi netleştirmemize yardım eden Defne Üçer Şaylan’a da teşekkür etmek isteriz.

 


Creative Commons LisansıBu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. İçerik kullanım koşulları için tıklayınız.


Kaynakça

[1] Adam, D. (2020) Simulating the pandemic: What COVID forecasters can learn from climate models, Nature, Vol. 587, sayfa 533-534 (13 Kasım 2020).
[2] Sexton, T. L., & Lebow, J. (Eds.). (2016). Handbook of family therapy: The science and practice of working with families and couples. Taylor and Francis.
[3] Dallos, R., & Draper, R. (2010). An introduction to family therapy: Systemic theory and practice. McGraw-Hill Education (UK).
[4] Carter, E., & McGoldrick, M. (2005). The expanded life cycle.Allyn & Bacon, Boston.
[5] Minuchin S. Families and Family 1974, Tavistock, London.
[6] Anderson, S. A., & Sabatelli, R. M. (2010). Family interaction: A multigenerational development perspective.
[7] Minuchin, S., Fishman, H. C., & Minuchin, S. (1981). Family therapy techniques. Harvard University Press.
[8] Knudson‐Martin, C., McDowell, T., & Bermudez, J. M. (2019). From knowing to doing: Guidelines for socioculturally attuned family therapy. Journal of marital and family therapy, 45(1), 47-60.
[9] Lambert, M. J. (1992). Psychotherapy outcome research: Implications for integrative and eclectic therapists. In J. C. Norcross & M. R. Goldfried (Eds.), Handbook of psychotherapy integration (pp. 94–129) New York: Basic Books.
[10] Sprenkle, D. H., Davis, S. D., Lebow, J. L., & Lebow, J. (2013). Common factors in couple and family therapy: The overlooked foundation for effective practice. Guilford Publications.
[11] Duncan, B. L., Miller, S. D., Wampold, B. E., & Hubble, M. A. (Eds.). (2010). The heart and soul of change: Delivering what works in therapy (2nd ed.). American Psychological Association.

1 Yorum

  1. […] Önceki yazımızda Aile Terapisi esas ve yöntemlerinin karmaşık toplumsal sorunlarda kolektif davranış değişimini sağlayabileceği düşüncesiyle aile ölçeğinde değişimi etkileyen faktörlerin topluma nasıl uygulanabileceğini tartışmıştık [1]. Bu yazımızda oluşturduğumuz toplum modelinde davranış değişimine yol açabilecek stratejileri ele alacağız. […]