UNESCO Etik Komisyonlarının küresel aşı eşitliği ve dayanışmaya ilişkin çağrısı

Shutterstock

UNESCO Uluslararası Biyoetik Komitesi (IBC) ve UNESCO Bilimsel Bilgi ve Teknoloji Etiği Dünya Komisyonu (COMEST) Covid-19’a karşı geliştirilen aşılar yaygınlaşırken etik prensipleri hatırlatan bir ortak açıklama yayınladı.  Metnin yazarları arasında Bilim Akademisi üyesi, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Hakan Orer de bulunuyor. Tam metin için tıklayınız.

Açıklamada aşıların herkes için erişilebilir olmasının zaman alacağı ve küresel bir çaba gerektireceği vurgulanıyor.  Aşıların küresel kamu malları olarak değerlendirmeleri gerektiğini belirten IBC ve COMEST,  düşük/orta gelirli ülkelerin aşıya ulaşmadaki sorunlarını ele alıyor. Patentleme ve mülkiyet hakkı düzenlemesinin günümüzün olağanüstü koşullar altında yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor. Tüm ülkelerdeki savunmasız bireylerin mağduriyetine dikkat çekiyor.

Aşılarla ilgili klinik araştırmaların araştırma bütünlüğü ilkelerine sadık olarak yapılmasının ve sonuçlarının tüm şeffaflığıyla paylaşılmasının, ayrıca hızla bilimsel dergilerde yayınlanmasının önemine değiniyor.  Toplumun aşılar ve aşılanma hakkında bilimsel kanıtlara dayalı, tutarlı/kolay anlaşılır olarak ve fayda/risk konusunda gerçekçi şekilde bilgilendirilmesinin önemini vurguluyor.

Sekiz başlık içeren açıklamadan alıntıları paylaşıyoruz:


Aşı uygulamasına rağmen devam eden Covid-19’a ilişkin tehditler

“Pandemi zamanlarında kırılganlıklar daha da derinleşir ve bireyler daha da savunmasız hale gelir. Yoksulluk, ayrımcılık, cinsiyet, ırk, cinsel yönelim, eşlik eden hastalıklar, bireyin özerkliğinin veya işlevselliğinin kaybı, ileri yaş, engellilik, etnik köken, hapsedilme (mahkûmlar), evsizlik, belgesiz göç ve mültecilerin ve vatansız kişilerin statüsüne ilişkin kırılganlıkların unutulmaması özellikle önemlidir.”

“İzolasyon ve karantina gibi tedbirler savunmasız kişileri büyük ölçüde etkilemektedir. Aile içi şiddete ve özellikle orta ve düşük gelirli ülkelerde güvencesiz ekonomik ve sosyal koşullarda yaşayan kişilere özel bir dikkat gösterilmelidir. Ne yazık ki, milyonlarca yerinden edilmiş kişi ve mülteci, aşılama programlarından, hakları ve haysiyetleri ihlal edilerek fiilen dışlanmaktadır. Önemli bir nüfus bölümünü oluşturan bu gruplara yönelik aşılama programları hakkında kamuoyuna çok az açıklama yapılmaktadır.”

Aşı araştırmalarına ilişkin etik kaygılar

“İlk etik gereklilik, güvenli, etkili, ulaşılabilir ve uygun fiyatlı aşıların tedarik edilmesidir ki bu da somut bilimsel metodolojiye uygun araştırma yürütmek ve klinik deneyler gerçekleştirmek anlamına gelir.”
“Aşı keşfine yönelik büyük baskı, sonucun kalitesini ve denemeler sırasında her bir katılımcının güvenlik ve refahının önceliğini sağlamak için gereken süreyi etkilememelidir. Aynı durum sağlık otoriteleri için de geçerlidir. Sağlık otoritelerinin deneysel aşamadan endüstriyel ölçekli üretime ve dağıtıma geçiş sırasında değerlendirme ve takip kalitesinden ödün vermemesi gereklidir. Hâlihazırda onaylanmış olan farklı aşıların karşılaştırmalı değerlendirilmesinde hem bilimsel hem de etik açıdan olası bir sorun çıkabilir. Bu tür değerlendirmeler, tüm vakaların dahil edildiği, eldeki bütün verileri kullanarak gerçekleştirilmelidir. Tüm çalışmalar hakemli dergilerde gecikmeksizin yayınlanmalıdır.

“Salgına hızla yanıt vermenin aciliyetine rağmen, araştırma bütünlüğü ilkeleri asla ihlal edilmemelidir. Nitelikli etik komitelerin gözetimindeki sorumlu araştırma uygulamaları, sürdürülebilir çözümler bulmak için gerçekten güvenilir olan tek dayanaktır.”

Maliyet, üretim ve dağıtım: Küresel kamu malı olarak aşılar

“Aşıların tüm ülkelerde herkes için erişebilir olması temel bir etik meselesidir. Tüm bireylerin uygun fiyatlı aşılara erişimini sağlama ihtiyacı, son derece önemli bir etik konudur. En gelişmiş ülkelerin, düşük ve orta gelirli ülkelerin aleyhine bir şekilde daha başlangıç aşamasındayken aşı üretimini satın alma riski bulunmaktadır. IBC ve COMEST, bu riskin üstesinden gelmek için COVAX girişimini (WHO, GAVI, CEPI) desteklemektedir. COVAX’ın düşük ve orta gelirli ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamasını sağlamak için daha fazla finansal desteğe ihtiyaç duyulmaktadır.”

“Pandemiler, ülkelerin birbirine ne kadar bağımlı olduğunu göstermiştir. IBC ve COMEST, uluslararası ölçekte iş birliği ve dayanışma çağrısında bulunmaktadır. IBC ve COMEST, “aşı milliyetçiliğini” kesin bir şekilde reddetmektedir zira bu “yağmacı acelecilik” -bir başka deyişle siyasi-ekonomik bir gücün kendi vatandaşlarına sağlamak üzere aşırı dozlarda aşı satın alması- küresel düzeyde adaletsizliğe sebep olmaktadır (Kanada tüm nüfusunu beş kere, ABD dört ve AB ise üç kere aşılayabilecek kadar aşırı miktarda aşı satın almıştır.) Ulusal ve bölgesel hükümetlerin sınır ötesi sorumlulukları vardır. Ayrıca, ihtiyaç duyulan dayanışmayı baltalamaya çalışan kişi veya gruplarla ilişkilendirilebilecek her türlü insan ticareti ve/veya yolsuzluğa karşı da tedbirler alınması çağrısında bulunuyoruz.”

Küresel salgının olağanüstü koşulları, mevcut patentleme ve mülkiyet hakları düzenlemesinin uygunluğu konusunda etik kaygılar doğurmaktadır. Bu salgının sebep olduğu küresel zorluk; eşitlik, adalet ve dayanışma üzerine inşa edilmiş karşılıkların verilmesini gerektirmektedir.
Mülkiyet haklarının, araştırma özgürlüğü ve mülk edinme hakkı gibi bazı temel özgürlükleri koruduğunun farkındayız, ancak olağanüstü bir bağlam, olağanüstü tedbirlere duyulan ihtiyaca vurgu yapmaktadır. Ayrıca, kamu kurumlarında (üniversiteler ve kamu araştırma kurumları gibi) bilim insanları tarafından yürütülen ilk araştırmalarla yapılan temel katkılar olmadan aşıların hızlı bir şekilde geliştirilmesinin mümkün olamayacağına dikkat çekmekteyiz. Özel şirketler, akademik keşifleri hızla geliştirmek ve klinik olarak ilgili ürünlere dönüştürmek ve büyük ölçekli klinik araştırmalar kurmak için büyük çaba sarf etmişlerdir. Devamında, aşıların ilaç endüstrisi tarafından geliştirilmesi, genellikle kamu akademik kurumları ile iş birliği içinde, kamu fonlarıyla da desteklenmiştir. Bu kamu-özel girişim ortaklığı, aşıların rekor bir sürede üretilmesini sağlayarak özel şirketlere küresel bir perspektiften kamu yararına katkıda bulunmak için tarihi bir fırsat sunmuştur. Nihayetinde amaç, aşıları makul bir maliyetle herkesin kullanımına sunmak olmalıdır. Fikri mülkiyetin paylaşılması önemlidir, böylece diğer ülkelerdeki üreticiler de aşıların herkese ulaştırılmasını artırabilir. Aşılar, küresel kamu malları olarak değerlendirilmelidir.”
Aşılara küresel erişimde gerçek adaletin sağlanabilmesi için sağlığın, ortak etik çerçevesinde, bölgesel sınırı olmayan küresel bir ortak mal olarak tanınması ile birlikte ekonomik ve politik anlaşmalar ve sözleşmeler için yeni küresel yasal araçlar gereklidir.”

Kırılganlıklar ve adil dağıtım

“Aşılamanın temel amacı, hastalığın yayılmasını önlemek ve şiddetini azaltmaktır (doğrudan koruma). “Sürü bağışıklığını” (dolaylı koruma) sağlamak amacıyla nüfusun yeterli bir yüzdesi aşılandığında pandemi nihayet kontrol edilebilmiş olur.
Aşı klinik araştırmalarının SARS-CoV-2 ve varyantlarının bulaşabilirliğini ölçmediğini ve mevcut aşıların yakın zamanda keşfedilen varyantlara karşı etkinliğinin, aşılar onaylandığı sırada bilinemeyebileceğini unutmamak önemlidir.

Aşılamanın bir başka etkisi de sağlık çalışanları üzerindeki baskıyı ve sağlık sisteminin çökmesine neden olabilecek olan aşırı kaynak talebi riskini azaltmaktır. Son olarak, ekonomik aktivitenin toparlanmasını kolaylaştıracaktır. Düşük ve orta gelirli ülkeler, karantina önlemlerinin etkilerini yönetmek için daha az finansal etki gücüne sahiptir ve bu nedenle çifte darbe alacaklardır. Daha az kaynak ve az gelişmiş sosyal koruma sistemleri nedeniyle daha şiddetli hale gelen ekonomik etki, sağlık üzerindeki etkisini de artırır.”

Bu nedenle, bu pandemiye ilişkin kıt kaynaklar bağlamında bir aşılama stratejisi geliştirmek için dikkate alınması gereken dört ana risk vardır:
• Komorbidite ve ölümle ilişkili riskler;
• Maruz kalma riski;
• Bulaş riski;
• Sosyoekonomik risk (akıl sağlığı, eğitim ve seyahat kısıtlamaları da dâhil).
Bunların her biri, pandeminin durumuna bağlı olarak farklı bir hiyerarşiye veya yaygınlığa sahip olabilir.”
Belirli grupların savunmasızlığı, aşılama önceliklerinin belirlenmesinde merkezi bir rol oynamalıdır.”

Tavsiyelere zorunlu veya gönüllü bağlılık

“IBC ve COMEST, aşıların bireysel ve toplumsal düzeylerde önemini göstermeyi amaçlayan bilgilendirme, iletişim ve eğitim kampanyalarının önemini vurgulamaktadır. Bu, küresel düzeyde kendiliğinden katılıma ulaşmayı amaçlamaktadır. Eğitim çabası ve iletişim taahhüdü (sağlık okuryazarlığı) ne kadar fazlaysa, gönüllü olarak aşı olacak kişi sayısı o kadar fazla olacaktır. Aşılara halkın güveninin kazanılması ve toplumsal/sürü bağışıklığının sağlanması için çok önemlidir. Etkili COVID-19 aşıları geliştirildikçe, aşıya duyulan güveni sarsmaya yönelik tehditlere açıkça daha güçlü şekilde meydan okunabilir.”

Farkındalık ve sorumluluğu artırmak için bilgi ve iletişim

“IBC ve COMEST, toplum için yeterli bilgi ve iletişimin yüksek öneminin altını çizmekte ve nasıl olması gerektiğini şu şekilde belirtmektedir:

• bilimsel kanıtlara dayalı, aşı emniyeti ve güvenliği konusunda güncellenmiş;
• açık, şeffaf, anlaşılır (farklı kültürel bağlamlar ve diller dikkate alınarak);
• tutarlı ve kolay anlaşılır;
• kapsayıcı;
• fayda/risk konusunda gerçekçi (önleyici tedbirlere devam etme gerekliliğinin altını çizerek).

Aşılama karşıtı hareketlere bilimsel kibirle değil, açıklıkla yaklaşılmalıdır: güven, yalnızca saygılı bir diyalogdan ve aşıların arkasındaki bilimsel uygulamaları eleştirel ve açık bir şekilde tartışmaya davet ederek gelişebilir. Aşı programları için stratejiler, aşılara karşı bireysel sosyal ve kültürel tutumu göz önünde bulundurarak, “aşıya hayır” duruşu ile “aşı tereddüdünü” ayırt etmelidir. Dezenformasyon ve yanlış bilgilendirme kaynaklarının (sahte haberler) takibi ve bunlara karşı argümanların sağlanması spesifik bir ihtiyaçtır.”

Veri ve sonuçların paylaşımı (bilimde açıklık)

“Salgının küresel doğası ışığında, araştırmanın faydalarını paylaşmak için COVID-19 üzerinde çalışan tüm farklı sektörlerde uluslararası iş birliğine ihtiyaç vardır. Şirketler ve araştırmacılar arasında daha fazla şeffaflık ve veri paylaşımı olması, bir ilacın güvenliliği ve etkililiğinin değerlendirilmesi için önemlidir, ancak aşılara erişimi artırmada da önemli bir rol oynayabilir. Sanayi, akademik kurumlar ve araştırma kurumları ile hükümetler arasındaki küresel iş birliği aşıların geliştirilmesini hızlandırabilir. IBC’nin Büyük Veri ve Sağlık Raporunda (2017) ifade edildiği gibi, büyük veri insanlığın ortak yararı olarak somutlaştırılabilir. Dolayısıyla dayanışma, verilerin ikincil kullanımı bağlamında da temel bir rol oynamalıdır. İnsan topluluğunun üyeleri olarak herkesin dayanışması, kişisel yaşamımızın gelişmesine bir sınır veya engel oluşturmaz aksine bu olasılığın gerçekleşmesi için gereklidir.”

Sürdürülebilirlik

“Mevcut pandemi, zoonoz riskini azaltmak ve gelecekteki pandemilerin zararlı etkilerini en aza indirmek amacıyla sürdürülebilir ekosistemlere uygun koşulları şekillendirmenin aciliyetini ortaya koymaktadır. Bu nedenle COMEST’in Su Etiği Raporunda (2018) tartışıldığı gibi hem insani hem de çevresel açıdan sürdürülebilirlik, politika oluşturmada merkezi bir önceliğe sahip olmalıdır.”