Kadın Güçlenmesi Nedir?

Potlaç Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi'nden bir etkinlik. (Instagram @potlackoop)

“Kadınların yaratıcılıkları ile ayakta durması çok önemli. Her kooperatifin bir sermayesi var. Dolmuşçunun dolmuşu, sütçünün ineği var ama kadının yaratıcılığı var. Bu çok önemli”. (Gülnur, İzmir)

mahallede ulaşamadığımız kadın ve çocuk kaldığını sanmıyorum. Amacımız kimsenin ulaşmadığı, evden çıkmayan, korkuları kaygıları olan kadın. Bu kadının evden çıkarken bir iki kişiye selam vermesi, çiçek görmesi, moralinin düzelmesi, sosyalleşmesi, birkaç kişi ile sohbet etmesi, sonrasında işe katılması. Ama en önemlisi kararlarını kendisinin vermesi, nefes alması”. (Hüsniye, İstanbul)

“Hiçbir faaliyetim yoktu, her yere annemler ile giderdim. Bu kooperatif sayesinde papatya gibi açıldım…” (Latife, İzmir)

Yukarıda gördüğünüz alıntılar Türkiye’de kadın kooperatiflerinin kadın güçlenmesine etkisini araştırdığımız alan çalışmamızdan birkaç alıntı [1]. Türkiye kadın-erkek eşitliği konusunda maalesef çok ciddi sorunlara sahip. Dünya Ekonomik Forumu’nun en son raporunda Türkiye cinsiyet ayrımı endeksinde 153 ülke içerisinde 130. sırada yer alıyor [2]. Bu raporda Türkiye’nin bilhassa kadınların ekonomiye ve siyasal hayata katılımları konusundaki sorunlarının altı çiziliyor. Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı son 50 yıldan beri düşüş yaşarken, şu andaki en güncel verilere göre kadınların yaklaşık olarak ancak onda üçü ekonomik hayata katılıyor.

Peki, kadın-erkek eşitliği konusunda bir çıkmazda mıyız? Yapılabilecek şeyler nelerdir? Gerçek hayatta görüyoruz ki kadınlar tüm olumsuzluklara rağmen, hayata tutanabilmeyi, sosyal, ekonomik ve kamusal alanda var olabilmeyi, “kadın güçlenmesi”ni gerçekleştirmeyi başarabiliyorlar.

Basit anlamda, “kadın güçlenmesi”, kadınların hayatlarıyla ilgili stratejik karar verebilme yetisini edinmesi ve bunu hayatlarında pozitif anlamda kullanması demek [3][4][5].  Kadın güçlenmesinde, kaynaklara ulaşım (iş ve eğitim imkanlarına erişim vs.), faillik (kadınların hayatlarıyla ilgili kararlarda güç sahibi olabilmesi) ve sonuçlar (ilk iki durumun elle tutulur sonuçlara dönüşmesi) büyük öneme sahip. Bunlardan herhangi birinin olmaması, mesela eğitimli bir kadının hayatındaki kararları alırken başkalarının onayına ihtiyaç duyması, kadın güçlenmesinin önüne geçiyor.

Kadın güçlenmesi konusunda kadın kooperatifleri ülkemizde bir sürekleyici/öncü vazifesi görüyor.

Kadın kooperatifleri dünyada hiyerarşik olmayan, yatay yapılanmalarıyla kadınların önce yerelde, sonra ulusal ölçekte ekonomik ve sosyal hayatta yer almasına olanak sağlayan kuruluşlar. Türkiye’de ilk kadın kooperatifi 1999 yılında kurulmuş. Şu anda aktif durumda yaklaşık 50 kadın kooperatifimizde 7000-8000 civarı katılımcı mevcut.

Avrupa Birliği Marie Curie programı çerçevesinde 2016-2018 yıllarında yürütttüğümüz kadın güçlenmesi projesinde kadın kooperatiflerinin bu konuya etkilerini araştırdık [6]. Bahsi geçen çalışmamızda İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere Eskişehir, Konya, Zonguldak, Trabzon, Artvin, Adıyaman, Gaziantep, Mardin ve Hatay’da toplamda 23 kadın kooperatifinin yöneticileri ve üyeleriyle derinlemesine mülakatlar yaptık.

Buna göre, bu kooperatiflerin önünde erkek-egemen sosyal yapı ve giderilmesi gereken pek çok yapısal sorun (uygun kanunların ve gerekli teşviklerin oluşturulması ihtiyacı) bulunsa da kadınlar bu kooperatifler sayesinde hayatlarında çok olumlu değişimler görüyorlar.

“[Bu ekonomik düzen] kadının evde 10 kuruşa üretmesini istiyor, bunun üstünden bin katı kar yapıyor ihracatta. Kadını sömürüyor. Kooperatifler bunu yapmıyor” (Vesile, Eskişehir)

Kadın kooperatiflerinin kadın güçlenmesindeki en değerli katkılarından biri, adil iktisadi bölüşüme yaptığı katkılar. Daha hakça bir ekonomik dağılım için kadın kooperatifleri çok önemli bir potansiyel olarak önümüzde duruyor.

“Kadınlar para kazanmanın ne demek olduğunu bilmiyorlardı. Kadınlar para kazanmaya başladığı zaman istihdam alanına nerede girebilirim diye düşünmeye başlıyor”. (Umut, Mardin)

“Kadının refahı artınca her şey güzelleşiyor, kadının özgüveni geliyor. Kooperatif ticari anlayışla kurulmuş bir yer de değil, sosyal ihtiyaçları da karşılıyoruz”. (Menşure, Artvin)

“Kooperatifler insanları uzun vadede ekonomik olarak tatmin edecek hale gelmesini sağlıyor. Bunun yanında, kadınların kendine güvenmesine, ailede dengelerin değişmesine, kadının yerelde daha görünür hale gelmesi, statülerinin gelişmesine katkıda bulunuyor. Biz kendimizi bunları, potansiyellerini ortaya çıkaracak bir araç olarak görüyoruz”. (Ayşe, Hatay)

Kadın kooperatiflerinin en önemli kazanımlarından biri de, kadınların kamusal alandaki görünürlüklerini sağlamak ve artırmak ve bu sayede kadın güçlenmesinin önünü açmak. Aşağıdaki alıntılar bu noktayı tüm yalınlığıyla ortaya koyuyor.

“Burada [kooperatifte] öğrendim bunları, göz teması bizim orada olmaz. Kadınsın zaten, bakma, yolda yürürken kafanı eğ, öyle yürü. Göz göze olmanın ne kadar önemli olduğunu, birbirine dokunmanın ne kadar önemli olduğunu, rahatsız olduğun bir şey varsa bunu ifade etmenin ne kadar önemli olduğunu burada öğrendim” (Hüsniye, İstanbul).

“Daha güçlü oluyor kadınlar, daha kendinden emin oluyorlar, kocaya muhtaç olmuyorlar”. (Sabire, Konya)

“Bu eğitimleri [kadın kooperatifindeki eğitimler] bunların hepsini yaşamış biri olarak veriyorum. Kamusal alanda konuşma yeteneğine sahip değildim. Çok iyi yazardım ama konuşamazdım. Şimdi canlı yayınlarda bile röportaj yapabiliyorum. Kooperatif hayata bakış açımı değiştirdi”. (Songül, İzmir)

“Ev hanımlığından hiç dışarı çıkmayan kadınlar için çok iyi oldu. Buradaki arkadaşlarımızı tanıdık, birbirimize tutunduk, zorlukları göğüsledik. Çocuklar bile daha çok saygı gösteriyor annem çalışıyor diye”. (Sema, Ankara)

“Kadınlarda çok göz yaşartıcı değişimler gördük. Kayınvalidesi ya da eşi yüzünden dışarı çıkamayan kadınların haftanın 3 günü buraya geldiklerini gördük. Kadınlar eğitimlere katılıyorlar, geziye geliyorlar. Komşularına bile izin almadan gidemiyordu bir kısmı. Bunlar hepsi çok önemli kazanımlar”. (Defne, İzmir)

Özetle, kadın kooperatifleri hem kendi üyeleri arasında, hem de diğer sivil toplum kuruluşlarıyla kadınların kenetlenmesini sağlayıp, kadın güçlenmesinin önünü açıyor. Yarattığı ekonomik, psikolojik, sosyal ve örgütsel kazanımlar ve öğretilerle kadınların önce ailelerinde, sosyal çevrelerinde, sonra da genel kamusal alanda var olabilmelerini, seslerini duyurabilmelerini sağlıyor. Bizim de amacımız, bu tür değerli oluşumların varlıklarını sürdürebilmelerine, hayata tutanabilmelerine fırsatlar sunmak, onların seslerine ses ve nefes olmak. Kadının daha güçlü olduğu, kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı, daha özgür ve kalkınmış bir Türkiye mümkün.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Bir ulusun bir bölümünü geliştirip, diğer bölümünü geliştirmeden toplumun tümünün gelişmesi olanaksızdır. Bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer yarısının göklere yükselmesi mümkün değildir”.

S. Kürşat Çınar
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü
BAGEP 2019

Notlar/Kaynaklar: 

[1] Bahsi geçen araştırmada emeği geçen Doç.Dr. Meral Uğur-Çınar’a, Dr. Selin Akyüz’e ve Dr. Emine Öncüler-Yayalar’a sonsuz teşekkürü bir borç bilirim. Alan çalışmasında araştırmaya katılanların özel hayatlarını koruma amaçlı takma isimler kullanılmıştır. Bu yazıda geçmesi olası bütün hatalar şahsıma aittir (S.K.Ç).
[2] World Economic Forum. (2020). Global Gender Gap Report. http://www3.weforum.org/docs/WEF_GGGR_2020.pdf.
[3] Kabeer, Naila. (1999). Resources, agency, and achievements: Reflections on the measurement on women empowerment. Development and Change 30: 435–64.
[4] Janssens, Wendy. 2009. Women’s empowerment and the creation of social capital in Indian villages. World Development 38 (7): 974–88.
[5] Goldman, Mara ve Jani Little. (2015). Innovative grassroots NGOs and the complex processes of women’s empowerment: An empirical investigation from Northern Tanzania. World Development 66: 762–77.
[6] Çınar, Kürşat, Selin Akyuz, Meral Uğur-Çınar ve Emine Öncüler-Yayalar. (2019). Faces and Phases of Women’s Empowerment: The Case of Women’s Cooperatives in Turkey. Published Online.

Önceki İçerikOsmanlıda Enflasyon
Sonraki İçerikKadın özgürlüğünün dönüm noktaları
Avatar photo

S.Kürşat Çınar, 2006 yılında Odtü’den İşletme ve İktisat lisans
derecelerini, 2009 yılında NYU’dan Ekonomi yüksek lisansını ve 2015
yılında Ohio Eyalet Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi doktorasını almıştır.

Siyasi kurumlar, demokratikleşme, toplumsal cinsiyet, kalkınma konularında
araştırmalar yapmaktadır.

Çalışmaları Politics & Gender, Political Studies, Democratization, Social Politics gibi dergilerde yayınlanmıştır. Routledge Yayınevi’den “The Decline of Democracy in Turkey: A Comparative
Study of Hegemonic Party Rule” ve “Women’s Empowerment in Turkey and Beyond” (Ed.) kitapları çıkmıştır. Politics & Gender dergisinin Yardımcı Editörlüğünü yürütmektedir. Fulbright ve AB Marie Curie burslarını, Bilim Akademisi BAGEP ve Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma ödüllerini
kazanmıştır. Halen ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde Doç.Dr. olarak görev yapmaktadır.

İletişim: [email protected]