Zeytin Ağacının Yaşı

Girit'te bulunan ve 3000 yaşında olduğu düşünülen Kavusi ağacı.

Ege ve Akdeniz’de bir köy kahvesine gidip sorsanız çok büyük ihtimalle biri kalkıp sizi yürüme mesafesinde birkaç bin yaşında olduğu düşünülen bir zeytin ağacına götürecektir. Etrafta bu yaşlı zeytin ağaçlarından o kadar çok var ki çoğumuz onları görmüyoruz bile, çünkü onlar bizler için hava ya da su kadar yaygın ve olağanlar. Halbuki iki üç bin yıllık olduğu düşünülen ve hala meyve veren bu ağaçların medeniyetlerin doğuşuna ve çöküşüne tanıklık etmiş olmaları inanılır gibi değil. Şaka değil, binlerce yıldan bahsediyoruz! Bu ağaçların bazıları fidanken ortada ne Müslümanlık vardı ne Hıristiyanlık ne Osmanlı Devleti ne de Bizans! Yaşın tam olarak nasıl tespit edildiği (veya edilemediği) konusunu sona bırakalım, zeytin ağaçları nasıl oluyor da bu kadar uzun yaşayabiliyorlar, canlılıklarını neye borçlular?

Zeytin ağacının uzun yaşamı

Bir ağacın nasıl bu kadar uzun yaşayabileceği sorusunun tam cevabı bilinmiyor fakat uzun yaşamla bağlantılı olduğunu bilinen birkaç şey var.

Yumrudan fışkıran yeni filizlere piç deniyor. Normalde bu sürgüler meyve veren dallara rakip olmasınlar diye budanıyor.

Binlerce yıl yaşayabildikleri için ölümsüz diye nitelenen ağaçların uzun ömrü, öncelikle meristem dokuyu oluşturan (insan kök hücreleri gibi henüz farklılaşmamış) hücrelerin yavaş yavaş ve genetik yapıları pek bozulmadan uzun yıllar bölünmeye devam edebilmelerine ve bir de ağacın şartlara göre esnek davranabilmesine, çabuk iyileşebilmesine bağlanıyor [1]. Örneğin zeytin habire yeni ve sağlıklı doku oluşturuyor, dümdüz büyüyeceğim kocaman olacağım diye ısrar etmiyor. Duruma göre sağdan soldan aşağıdan yeni bir ana gövde çıkıyor, eski dokular çürüyüp yok olabiliyor.

Ayrıca yaşlı zeytin ağaçlarının köküyle gövdesi arasında, toprağın altında kalan bölüm (yumru) zeytinin yangından veya dondan sağ kurtulma ihtimalini artırıyor. Toprağın üstündeki kısım tamamen yok olsa bile yumrudan her yıl fışkıran yeni sürgünler ağacı hayata geri döndürüyor.

Uzun yaşamdan bahsederken değinmek gereken ilginç bir konu da telomerler. Bunlar daha ne işe yaradıkları yeni yeni fark edilen moleküller [2]. Burum burum burulmuş DNA’ların oluşturduğu kromozomları ayakkabı bağcığı gibi düşünürsek, telomerler bağcıkların uçlarının püskülleşmesini engelleyen plastik kısımlara benzetiliyor.

 

Solda görünen kromozomun uçlarındaki mavi kısımlar telomer. Hücre bölünmesi sırasında bu telomerlerin boyu kısalıyor, dolayısıyla hücre yaşlanıyor.

Telomerler sayesinde, hücre bölünürken DNA sağlam kalıyor. Her bölünmede telomerler biraz kısalıyor, çok kısaldıklarında görevlerini yapamıyorlar. Neyseki telomeraz enzimi var, onun görevi telomerleri uzatmak. Telomer uzunluğu ölçülebiliyor. İki insanın telomerleri karşılaştırıldığında kötü koşullarda (savaş, açlık, stres gibi) telomerlerin kısaldığı, koşullar iyileşince tekrar uzadığı, telomerleri uzun olanın (kalanın) daha uzun yaşadığı görülüyor. Zeytin gibi çok uzun yaşayan ağaçların ortalama telomer uzunluğu insanınkinden fazla.[3] İnsanlarınkiyle evcil köpeklerin telomerleri hemen hemen aynı uzunlukta ama köpeklerinki insandan 10 kat hızlı kısalıyor.[4]

Hayal ürünü bir senaryoda A ve B aynı yıl doğmuş olsunlar. Aynı süre yaşamış olsalar bile uzun telomerli B’nin sağlıklı yaşam sürebildiği dönem uzun ve dolayısıyla yaşam kalitesi çok daha yüksek. 

Zeytin ağacının Tam Yaşı

Şöyle bir ilginçlik var: doğumgününü tam bilemediğimiz büyük dedelerimiz ninelerimiz gibi Akdeniz’in çoğu yaşlı zeytin ağacının da tam yaşı aslında belli değil.

Aa nasıl diyeceksiniz. Ağaçların yaşını kesin olarak belirlemenin bir yolu yok mu? Var. Ağaç yaşları dendrokronoloji, radyokarbon tarihlemesi ve DBH yöntemleriyle tespit edilebiliyor. Aşağıda her birinin ne olduğuna ve zeytin ağaçlarına uygulanabilirliğine bakalım.

Solda zeytin, sağda sandal ağacı gövde kesitleri.

Dendrokronoloji yöntemiyle yaş tespiti için ağacın gövde kesitindeki halkalara bakılır. İklime göre ağaç halkalarının genişliği değişir ama bu değişiklikler aynı iklime maruz kalan hemen hemen tüm ağaçlar için aynı olduğundan gövde kesitine adeta barkoda bakar gibi bakılarak ağacın hangi yıllar arasında yaşadığı söylenebilir. Zeytin buna istisna çünkü zeytin ağacının halkaları diğerleri gibi düzgün olmuyor.[5] Gerçi düzgün olsaydı bile yaşlı zeytin ağaçlarında sayacak halka bulmak zor çünkü merkez belli olmayabiliyor ya da ağacın gövdesi resimdeki gibi çürüyüp oyulmuş olabiliyor.

Bir kaç bin yıllık organik (yani bol karbon içeren [6])  bir maddenin yaşını belirlemenin bir başka yolu radyokarbon tarihlemesi.  Yalnız ölçüm için numunenin ölü olması gerekiyor, bu yöntem ölü bir dokunun kaç senedir ölü olduğunu belirliyor. 

Ağaç gövdesinde, kabuğun altında kalan dış katman yaşayan hücrelerden oluşur. Bunlar bölünüp çoğaldıkça gövde kalınlaşır, iç tarafta kalan hücreler ölü oduna dönüşür.  Demek ki gövde kesitinin merkezinden alınacak örneğe radyokarbon tarihlemesi yaparak bir ağacın hangi tarihlerde minicik bir fidan olduğunu anlayabilirizAma yukarıda söylediğimiz gibi yaşlı zeytin ağaçlarında merkezin neresi olduğu anlaşılamayabiliyor, anlaşılsa bile o kısım  çoktan çürümüş gitmiş olabiliyor. İlk yıllarına ait örnek bulunamadığından gerçek yaşı belirlenemese de eğer ağaç gövdesinde ölçüm yapılabilecek doku bulunursa en azından ağacın en az kaç yaşında olduğu hakkında bir fikir edinilebiliyor. 

Ağaç değil ama geçtiğimiz günlerde Gaziantep’te radyokarbon yöntemiyle M.Ö. 2000’den kalma zeytin çekirdeklerinin tarihlendiği haber oldu. Bu çekirdekler bir yangında kömüre dönüşmüşler. Böylece cansız şekilde günümüze kadar korunmuşlar. Haber için tıklayınız.

Meraklısına radyokarbon tarihlemesi 

Kozmik ışınlar sayesinde açığa çıkmış olan nötronlar atmosferde bolca bulunan azot atomlarının çekirdeklerine girebilirler. Çarpışmayla beraber normalde 7 proton ve 7 nötronlu azot atomundan bir proton fırlar gider.  Oluşan yeni atomun karbon gibi 6 protonu kalır ama normal bir karbona göre fazladan 2 nötronu (8 nötron) olur, böylece atomik kütlesi (6+8=) 14 olur. Karbon 14 izotopu diye isimlendirdiğimiz bu yeni atom radyoaktiftir, yani radyasyon yayarak zamanla yok olur. (Tabii aslında yok olmaz, sadece azota geri dönüşür.) Radyoaktif karbon miktarı aşağı yukarı 5730 senede bir yarı yarıya azalır. Karbon 14, radyoaktif olsa da işlevi normal karbon ile aynı. O da normal karbon gibi atmosferde oksijenle birleşip karbondioksit olur, fotosentezle ağaçlar tarafından emilir, büyüyen ağacın dokularını oluşturan parçalardan biri olur. Ağacın dokuları, canlı oldukları sürece atmosferden karbon 14 alırlar. Doku canlılığını yitirdiğinde karbon 14 miktarı yavaş yavaş azalır. Günümüzde atmosferdeki karbon 14 oranını ve karbon 14’ün ne hızda azaldığını da biliyoruz. Demek ki örneğimizdeki karbon 14 miktarını ölçüp, bu kadar azalması için dokunun ölümünden bu yana kaç yıl geçtiğini hesaplayabiliriz, bu da bize ağacın yaşı hakkında bir fikir verir.

Ne kadar kalın o kadar yaşlı

Dendrokronoloji ve radyokarbon tarihleme işe yaramadığında elimizde ağaç yaşı belirlemek için tek bir yöntem kalıyor, ona da DBH deniyor. Diameter at Breast Height’ın kısaltması. Yani elinize bir mezura alıp ağaçların çevresini göğüs hizasından ölçüyorsunuz, dairenin çevresi formülünden çaplarını hesaplıyorsunuz. Ölçtüğünüz ağaçların yaşları ve çapları arasında bir ilişki bulup, o ilişkiye göre yaş tahmini yapıyorsunuz. Özet olarak gövde ne kadar genişse ağacın o kadar yaşlı olduğunu varsayıyorsunuz. Tabii bu yöntem çok kesin sonuçlar vermiyor ama benzer yerlerde ve koşullarda yetişmiş ağaçların yaşını karşılaştırmak için kullanılabiliyor.  Zeytin Okulu’nu da kuran Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği üyeleri 2015’te Karaburun’dan Şirince’ye 700 km civarı bir rota üzerinde buldukları tüm yaşlı ağaçları harita üzerinde işaretlediler. Klazomenai Antik Zeytinyağı İşliği müdürü Ertan İplikçi’nin yardımıyla DBH yöntemi kullanarak bunların yaş tahminini yaptılar ve bu veriler İzmir Büyükşehir Belediyesinin daha büyük bir ekoturizm projesi altında Zeytin Rotasını oluşturdu. Hep geçtiğiniz yerlerde neler var şuradan bakabilirsiniz: http://rota.yarimadaizmir.com/tr/Rotalar/2/2/1283

Zeytin Rotası’nda Yaka Mahallesi’ndeki bir ağacın yaşının 1180-1420 arasında olduğu tahmin ediliyor.

Bu kadar lafın özeti şu: zeytin ağaçlarının yaşını kesin olarak hesaplayamıyoruz ama yüzyıllardır yaşayan hayranlık duyulası birçok zeytin ağacımız olduğunu biliyoruz.

Zeynep Delen Nircan
Ege’de Atölye* kurucusu,
Sabancı Üniversitesi Temel Geliştirme Programı öğretim görevlisi

Kaynak:

[1] Limits to Tree Growth and Longevity, Sergi Munné-Bosch, Trends in Plant Science, November 2018, 23, 11, 985 – 993.

[2] The Telomere Effect: A Revolutionary Approach to Living Younger, Healthier, Longer by Elizabeth Blackburn and Elissa Epel is published by Orion Spring

[3] Analysis of telomere length and telomerase activity in tree species of various lifespans, and with age in the bristlecone pine Pinus longaeva., Flanary BE1, Kletetschka G. Rejuvenation Res. 2006 Spring;9, 1, 61-3.

[4] Telomere Length Correlates with Life Span of Dog Breeds , Laura J. Fick,1 et. al, Cell Reports 2, 1530–1536, December 27, 2012

[5] Olive Tree-Ring Problematic Dating: A Comparative Analysis on Santorini (Greece), Plos One, 2013, 8, 1, e54730

[6] Organik maddeler büyük ölçüde karbondan oluşur. Evet süpermarkette “organik gıda” rafında olmayıp, birkaç kat ucuza satılan domatesler de organik maddedir. Yaygın bilimsel bir terimin aniden günlük hayatta bambaşka bir anlamda kullanılmaya başlamasına hep beraber başka bir zaman şaşıralım.

*Ege’de Atölye Zeytin programları zeytin konusu etrafında düzenlenen disiplinler ve kültürler arası öğrenme programlarıdır. Zeytin programlarının ilki (Zeytin 2011) 2011’de Yeni Foça’da düzenlenmiştir.