Site icon Sarkaç

Remziye Hanım’ın gür sesi, beyaz önlüğü, mor kurdelesi

4 Ağstus 1933 tarihli "Cumhuriyet" gazetesi ilk sayfada Remziye Salih (Hisar). Kaynak

Mütareke yılları biz kadınların meslek seçiminde fazla şanslı olmadığı yıllardı. Bizim kuşağın okuma tutkusu, tarihimizin bu mücadeleli günleri bilindiğinde anlaşılabilir ancak. Kadınların sadece öğretmenlik yapabildiği gençlik günlerime baktığımda ne çok yol aldığımızı daha görüyorum. “Bir Kadın Sesi”ni tarihin içinden duyabilmek için, bu sesi iyi dinlemek gerekiyor. Belki bu ses, başarıya ulaşmak için hâlâ erkeklerden daha fazla çalışması gereken hemcinslerime yol gösterici olur!”


İlk Kadın Kimyacımız Remziye Hisar isimli derlemeden. Ağustos 1995, Bilim ve Teknik dergisi.

Türk kimya tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Prof. Dr. Remziye Hisar’ın bahsi keşke kimya lisans eğitimim sırasında geçseymiş. Ali Alpar’ın Remziye Hanımla kayda aldığı söyleşilerin İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan kitabı[1]Alpar, A. Bilimin Öncü Kadını Remziye Hisar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019. sayesinde tanıştığım bu değerli kadın kimyacı, ismini Boğaziçi Üniversitesinin Kandilli kampüsünde yer alan bir enstitünün adından bildiğim başarılı fizikçi Feza Gürsey’in de annesiymiş. Remziye Hanım 1902’de, yani tabiri caizse kimya biliminin uçuşa geçtiği yıllarda doğmuş, disiplinin dünyayı bazen olumlu bazen de olumsuz şekilde etkilediği yıllarda aktif çalışmış. Kendisi sadece bilim insanı değil şiirler de yazan çok yönlü bir entelektüel olan Remziye Hisar’ın şiirlerinde kimyanın izleri var. 

Modern bir mağarada
Çalarken elektrik ejderleri
Cehennemi bir caz;
Nar-ı beyzadan çekilmiş
Bir sihirbaz
Uraniumdan[2]Uranyum olsa gerek bir kalemle
İmza eder bir darbede
Arzın ölüm fermanını…”[3]Remziye Hanım’ın 1945’te yazdığı Laboratuar – Yeni Araştırıcılara isimli şiirinden. Remziye Salih Hisar, Şiirler Bir Kadın Sesi, 1964, İstanbul.

Her ne kadar kendisinden önce kimyacı olan onlarca kadın ve yurt dışında kimya doktorasını Remziye Hanım’dan bir yıl önce bitiren Saffet Rıza Alpar Hanım olsa da, “Cumhuriyet’in ilk kadın kimyacısı, yurt dışında kimya doktora derecesi alan “İlk kadın kim?” diye arayınca İnternette karşımıza Remziye Hisar’ın adı çıkıyor.[4]Dölen, E. Prof. Dr. Remziye Hisar’ın Anıları ve Görüşlerini İçeren Yeni Bir Kitap Hakkında Düşünce ve Katkılar, Osmanlı Bilimi Araştırmaları 20, 2 (2019): 133-146 DOI: 10.26650/oba.552542

Remziye Hanım 1920’lerde evlenmiş, eşi hekim Ahmed Reşit Süreyya ile birlikte, coşkuyla ilgi duyduğu kimya eğitimi için Paris’e gitmiş. Sorbonne Üniversitesi o yıllarda Madam Curie, Jean Perrin, Urbain gibi dünyanın en önemli bilim insanlarıyla dolu,[5]Madam Curie 1903 Nobel fizik, 1911 Nobel kimya ödülü, Jean Baptiste Perrin 1926 Nobel fizik ödülü, Georges Urbain lutesyum elementini keşfedenlerden biri. Remziye Hanım, bu insanların öğrencisi olmuş. Mezun olduktan sonra İstanbul’a dönmüş, bir süre Erenköy Kız Lisesinde öğretmenlik yapmış. Bu arada boşanmış. 1930’larda, bu sefer devlet bursuyla, doktora için tekrar Paris’e gitmiş.[6]Şimşek, Şerife. 2025. “Cumhuriyetin İlk Kadın Kimyacılarından Remziye Reşid’in (Remziye Hisar) Paris Sorbonne Üniversitesindeki Lisans Dönemi (1925-1928)”. Osmanli Bilimi Araştırmaları (Studies in Ottoman Science) 26 (2): 363-92. https://doi.org/10.26650/oba.1537230. Doktorasını daha birçok ödül ve nişanın yanı sıra, Birinci Dünya Savaşında orduya sentetik hardal gazı üretimiyle ilgili katkıları nedeniyle Fransa’nın en yüksek sivil onur nişanı olan Legion dhonneur’a layık görülen Paul Pascal’ın öğrencisi olarak yapmış. Kıymetli bilim insanı ve çok iyi bir öğretmen olarak bilinen Pascal’ın önemli araştırma konularından biri, Remziye Hanım’ın da çalışma alanı olacak olan metafosfatlarmış.[7]Duval C, Oesper, R. E., Paul Pascal, J. Chem. Educ. 1952, 29, 1, 40 Publication Date:January 1, 1952 https://icproxy.sabanciuniv.edu:2079/10.1021/ed029p40 Remziye Hanım’ın da hem doktora tezi hem de 1933-1979 arası yayımlanan bilimsel makalelerinin büyük çoğunluğu (toplam 22 makalenin 14’ü[8]Naymansoy, Günseli, Remziye Hisar (Türk Kimyasının Ana Kraliçesi), Atatürk Kültür Merkezi Yayını 413, 2012. Naymansoy’un kitabında verilen makale listesinde 22 makale görülüyor. Bilim ve Teknik Dergisi Şubat 1992 sayısı 18. sayfada TÜBİTAK Hizmet Ödülü ile ilgili Remziye Hisar tanıtımında ise 23 yayın olduğu yazıyor. https://core.ac.uk/download/pdf/45610251.pdf Erişim: 11 Mayıs 2023. metafosfatların ne olduğunu, nasıl elde edilebileceklerini ve bu maddelerle neler yapılabileceğini anlamaya çalışmak üzerine.

Metafosfat diyip geçmeyin, çok önemli bir molekül grubundan bahsediyoruz. Hem çok enerjik hem çok kararlı olabildikleri için özellikle halka halindeki metafosfatların canlı yaşama geçişte rol oynamış olabileceği düşünülüyor.[9]Glonek, T. Did Cyclic Metaphosphates Have a Role in the Origin of Life?. Orig Life Evol Biosph 51, 1–60 (2021). https://doi.org/10.1007/s11084-021-09604-5 Fosfatlar hem kayaçlar, mineraller, gübre gibi cansız varlıklarda bulunuyorlar hem de canlı varlıklarda önemli rollerdeler. Örneğin vücudumuzun enerji birimi ATP de (Adenosin Trifosfatın) bir fosfat. Bir ara form olan metafosfat çok reaktif olduğu için başka bir şeylere dönüşmeden uzun süre kalamıyor, bu nedenle hayli geç keşfediliyor. Remziye Hanım’ın doktoraya başladığı dönemde metafosfat araştırmaları daha çok yeni.[10]Bell, R. N., “Estimation of Triphosphoric and Pyrophosphoric Acids in the Presence of Ortho- and Metaphosphoric Acids,” Anal. Chem 19 (2), 97-100 Çalışmaların neredeyse tamamı, bu madde grubunun ne olduğunu, nasıl elde edildiğini ve onlarla neler yapabileceğini anlamaya yönelik. Henüz sofistike analiz cihazları icat edilmediği için ancak maddeyi ısıtarak, yakarak, tartarak, tepkimeye sokarak ve bunun gibi günümüze göre hayli ilkel yöntemlerle hangi atomların hangi oranlarda bir araya gelmiş olduklarını tahmin etmeye çalışıyorlar.[11]“Influence of ammounium salt in thermal preparation of metaphosphates,” Bulletin de la Societe Chimique de France, 11, 3885, 1971. Makale özetinin ilk cümlesinin orjinali. L’auteur s’est demandé si l’on peut réaliser la préparation d’un métaphosphate de sodium en se basant  sur l’équation Na4P2O7+P2O5 2P2O6Na2, et quelles seraient les propriétés du produit obtenu, celles d’un nouveau métaphoshate ou identique avec l’un des polymères déjà connu.” “Yazar, bir sodium metafosfatı Na4P2O7+P2O5 2P2O6Na2 tepkimesiyle sentezlemenin mümkün olup olmadığını merak etmiş, ortaya çıkan ürünün yeni bir metafosfat özelliği mi göstereceğini yoksa bilinen polimerler gibi mi davranacağını merak etmiştir.” Adı üzerinde temel bilim, hemen bir getirisi, bir sonuç vereceğinin garantisi de yok. Ama belki yıllar sonra işe yarayacak keşifler bu temeller üzerine oturacak.

Türkiye’ye dönüş

Remziye Hanım, doktorasını bitirip 1933’te Türkiye’ye dönüyor. Ankara ve İstanbul’da çeşitli kurumlarda, o yıllarda Batılı ülkelerdeki meslektaşlarınınkiyle karşılaştırıldığında fakir sayılacak laboratuvar şartlarında çalışmaya başlıyor. Ankara Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsünde çalışırken önüne ilginç bir vaka geliyor. Bazı kişiler polise başvurarak dövülüp gasp edildiklerini iddia ediyor, kanıt olarak da vücutlarındaki morlukları gösteriyorlar. Fakat bu morlukların aslında dövülmekten değil, Doğu Anadolu’da toplanan özel bir otun köklerinin ezilip sulandırıldıktan sonra cilde sürülerek oluştuğundan şüpheleniliyor. 

Remziye Hisar’ın Fransız kimya dergisine yolladığı resmi de gösteren makalenin sayfası. “Bulletin de la Société Chimique de France,” 33-34, 1954.

Mahkeme, 1942’de Ankara Hıfzıssıhha Enstitüsünden Babini veya Babink olarak isimlendirilen bitkinin incelenmesini ve ciltte morarmaya neden olan toksik içeriğin tespit edilmesini istiyor. Görev Remziye Hanım’a veriliyor. Remziye Hanım Ziraat Enstitüsüne başvuruyor fakat bitkinin bütününe ulaşılamıyor. Kök örneğinden turuncu kristaller halinde bir madde izole edip, etkisini görmek için ezip sulandırdığı küçük bir miktar maddeyi koluna sürüyor ve sarıyor. O yıllarda iyi araştırmacıların kendilerini denek olarak kullanmaları duyulmamış bir durum değil.[12]Allen B. Weisse, MD, “Self-Experimentation and Its Role in Medical Research,” Historical Perspectives, Volume 39, Number 1, Erişim Aralık 2025. Ne var ki bir buçuk saat sonra acı ve yanma hissi dayanılmaz hale geliyor. Remziye Hanım sargıyı kolundan çıkardığında korkunç bir yara ile karşılaşıyor. Acıyı geçirmek için bilinen pansuman ve merhemler işe yaramıyor. Yaranın iyileşmesi bir buçuk sene sürüyor ve izi kalıyor. Toksik etkiye sahip maddeyi, elindeki cihazlar yeterli olmadığı için kendisi tespit edemiyor. Kök özütünü Fransa’ya gönderiyor, kimyasal analizler orada yapılıyor, sonuçlar Fransız kimya akademisinin dergisinde yayımlanıyor.[13]Remziye Hisar, Isolation of a cystalline vesicant from the Babini (Babink) roots, Bulletin de la Societe chimique de France, 33-34, 1954

“Türkiye meyve ve sebzelerinde C vitamini miktar tayinleri,” makalesinden. “Türkiye İjiyen ve Tecrübi Biyoloji Dergisi”, Cilt 6, 1946, s.57.

Remziye Hanım’a en çok manevi tatmin sağlayan araştırmalarından biri de sık tüketilen meyve ve sebzelerde bulunan C vitamini (yani askorbik asit) miktarlarını tespit edip karşılaştırmak olmuş.[14]Türkiye meyve ve sebzelerinde C vitamini miktar tayinleri, Türkiye İjiyen ve Tecrübi Biyoloji Dergisi, 6, 1946, 1-73. Bugün bile kolaylıkla okunabilen makalesinde âdeta yemek yapan herkese hitap ediyor:

Sebzenin kendisi C vitamininden zengin olduğu halde pişirilme tarzı dolayısile C vitamini kaybolan yemeklere veya bu vitamini hiç veya pek az ihtiva eden sebzelerle yapılanlara zevk icabı yenilirken bol limon sıkılması veya bunların bol maydonozla yapılmış piyazla birlikte yenilmesi, adeta bir gıda kimya enstitüsünün vitamin C hakkındaki rasionel tekliflerini halk zevk ve çesnisile telif edebilmiş mutfak üstadlarının eseri denilecek kadar isabetli tesadüfler göstermektedir.

Remziye Hanım’ın Eczacı Okulunda, Ankara Hıfzıssıhha Enstitüsünde, İstanbul Teknik Üniversitesi yaptığı işler, yetiştirdiği öğrenciler elbette çok önemli. Hatta belki de o günkü şartlarda ülkenin daha acil ihtiyacını karşılıyorlardı. Ancak kısıtlı imkânlarla, sistemle mücadele halinde yapabildiği çalışmaların çoğunun ileri temel bilim araştırmaları olmadığının ayrımına varmak gerek. Remziye Hanım, büyük ihtimalle bu işlerin çoğunu bin bir fedakârlıkla, yurdundan uzakta, dünyanın en iyi bilim insanları yanında doktora yapmadan da yapabilirdi. Bilinen en tehlikeli ve zehirli gazlarla çalışacak cesareti göstermesi ve bu becerileri kazanması da gerekmezdi. Remziye Hanım’ın başına gelen durum, bir genci astronot olarak eğitip ona otobüs şoförlüğü yaptırmaya benziyor.  

Cumhuriyet’in kendisine sağladığı üstün eğitimin çevresindeki otorite figürleri tarafından heba edildiğini düşünen Remziye Hanım, belki de bu nedenle temel bilim araştırmalarına tüm imkânsızlıklara rağmen kendi çabalarıyla ve adanmışlıkla devam ediyor. Remziye Hanım, Ali Alpar’la sohbetinde metafosfat sayesinde alkali halojenlerden (NaX),  X2 halojen gazı oluşumunu araştırırken açığa çıkan gazın kıvılcımlar çıkararak cam kapağa hasar verdiğini görünce çok heyecanlandığını anlatıyor. Çünkü böyle bir hasarı verse verse  flor verir.[15]Hisar Remziye, “The thermal decomposition of alkali halides by the action of sodium metaphosphate,” Bulletin de la Societe Chimique de France, 1956, 1-9[16]Hisar Remziye,” Thermal decomposition of alkali and alkaline earth halides in the presence of metaphosphate,” Bulletin de la Société Chimique de France, 1955, 916-918

Remziye Hisar’a verilen Officier de l’Académie nişanı. (Kaynak: Wikipedia).

Florun keşfedilmesi uzun ve tehlikeli bir hikâye.[17]Richard Toon, Discovery of fluorine, Royal Society of Chemistry, Education in Chemistry, 2011. 1670’de Alman cam ustası Schwanhard, o zamanlar fluorspar (CaF2) denen minerale asit eklediğinde çıkan aşırı reaktif gazın gözlüğün camlarını aşındırdığını fark etmiş. Sonradan bu gazın açığa çıkan HF olduğu anlaşılmış. Bu tepkime glass etching (asitle cam oyma/işleme) sanatı için kullanılmış. Flor elde etmeye çalışırken ölen ve sakatlanan nice kimyacıyı düşününce florlu maddelerle çalışmanın, floru daha kolay elde etme yöntemi bulmanın ne müthiş bir keşif olacağını takdir edersiniz. Öyle ki Moissan, 1886’da izolasyonu bir anlığına gerçekleştirebildiği için (düzenek anında alev almış) 1908’de Kimya Nobel Ödülünü ve “elementlerin en canavarıyla çalışabildiği” için tüm dünyanın takdirini kazanmış.[18]“Professor Moissan. The whole world has admired the great experimental skill with which you have isolated and studied fluorine – that savage beast among the elements.” https://www.nobelprize.org/prizes/chemistry/1906/ceremony-speech/ Öyle aşırı reaktif, toksik, yanıcı ve tehlikeli madde ve tepkimelerden bahsediyoruz ki Wikipediaya göre 2008’e kadar hala saf flor izole edilebileceğine itiraz edenler varmış. Bu nedenle Remziye Hanım’ın buluşunun bilim camiasında şüpheyle karşılanması şaşırtıcı değil. Zaten kendisi de şaşırıyor ve teorik olarak açıklayamıyor. Ama iyi bir deneyci olduğu için gözlemine güveniyor. Avrupa ile mektuplaşmalarla deney ve gözlemi detaylandırınca kendisine hak veriliyor, ünü yayılıyor. 1956’da İstanbul Üniversitesine konferans vermek üzere gelen polifosfat uzmanı kimyacı konuşmasına “Hisar’ın bu konuda çok önemli buluşları var.” diye başlıyor ve tekrar tekrar övgüyle ona referans veriyor. Ülkesinde ise adeta Külkedisi muamelesi gören Remziye Hanım dinleyiciler arasında olmasına rağmen fark edilmiyor zira ülke, “elementlerin en canavarıyla”  çalışan bir bilim insanına sahip olduğunun farkında değil. Remziye Hanım’ın o dönem çalıştığı İTÜ’yü de ziyaret eden konuk, bu kadar zor ve önemli çalışmaların ne kadar fakir laboratuvar koşullarında yapıldığını görünce hayrete düşüyor. Bu ziyaretten kısa bir süre sonra Fransız devleti Remziye Hanım’ı Officier de l’Académie nişanıyla onurlandırıyor. Kendi ülkesinde ise toplum nezdinde onurlandırılması için ne yazık ki 35 yıl daha geçmesi gerekiyor. Kendisine ancak 89 yaşında TÜBİTAK Hizmet Madalyası veriliyor.

Florlama (fluorination) günümüzde de özellikle tarım ve ilaç endüstrisinde çok büyük yer tutuyor fakat elde etme süreci hala çok sıkıntılı ve tehlikeli. 2023’te, Oxford’da bir grup, HF kullanmadan yerine “Fluoromix” adını verdikleri bir fosfat mineraliyle flor ve florlu bileşikler üretebildiklerini göstermişler. Bu konuda “Fluorok” diye de bir şirket kurulmuş.[19]Brianna Barbu, Fluorine chemistry, hold the HF,  Chemical  and Engineering News, 2023  https://cen.acs.org/synthesis/fluorination/Fluorine-chemistry-hold-HF/101/i24[20]Calum Patel et al., Fluorochemicals from fluorspar via a phosphate-enabled mechanochemical process that bypasses HF. Science 381,302-306(2023).DOI:10.1126/science.adi1557

Çok gençken bile hoşnutluğunu ve hoşnutsuzluğunu net bir şekilde dile getirebilen, hakkını arayan, gerektiğinde sessiz ve eylemsiz kalmayan, zor olanı yapmaktan geri durmayacak kadar cesur bir karakter Remziye Hanım. 17 yaşında Bakü’ye öğretmenlik yapmaya gitmiş. Oldukça genç ve deneyimsizken bile burs konusunda maarif vekiliyle, yüksek tedrisat müdürüyle tekrar tekrar münakaşa etmekten, uygun çalışma ortamı bulmadığı birkaç kurumdan ayrılmaktan, anlaşamadığı eşinden boşanmaktan, oğlu Feza’yı Galatasaray Lisesine yatılı yazdırabilince, (sonradan başarılı bir psikoloji profesörü olan) küçük kızı Deha ile yalnız bir kadın olarak Fransa’ya gitmekten çekinmemiş.[21]Alpar, A. Bilimin Öncü Kadını Remziye Hisar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019. Daha ileri yaşında bunları anlatırken, emeğine ve fikirlerine saygı duymayan otorite figürlerini, niteliklerini hiçe sayarak yaptırılan işleri, ısrarla devam ettiği ileri derece bilimsel çalışmalarının zamanında takdir edilmemesini, desteklenmemesini net bir dille eleştiriyor. Sanki yaşının ve olgunluğunun verdiği ağırlıkla yanımızda duruyor. Anlattıklarıyla çağın otorite figürlerini aynı hataya düşmemeleri için sertçe uyarıyor. Sıra dışı işler yapanlara da “yanınızdayım” diyor. Ne yaptığınızı biliyorsanız, iyi yapıyorsanız, doğru olduğuna inanıyorsanız devam edin. 

Zeynep Delen Nircan
Ege’de Atölye kurucusu

 

Notlar/Kaynaklar[+]

Notlar/Kaynaklar
1 Alpar, A. Bilimin Öncü Kadını Remziye Hisar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019.
2 Uranyum olsa gerek
3 Remziye Hanım’ın 1945’te yazdığı Laboratuar – Yeni Araştırıcılara isimli şiirinden. Remziye Salih Hisar, Şiirler Bir Kadın Sesi, 1964, İstanbul.
4 Dölen, E. Prof. Dr. Remziye Hisar’ın Anıları ve Görüşlerini İçeren Yeni Bir Kitap Hakkında Düşünce ve Katkılar, Osmanlı Bilimi Araştırmaları 20, 2 (2019): 133-146 DOI: 10.26650/oba.552542
5 Madam Curie 1903 Nobel fizik, 1911 Nobel kimya ödülü, Jean Baptiste Perrin 1926 Nobel fizik ödülü, Georges Urbain lutesyum elementini keşfedenlerden biri.
6 Şimşek, Şerife. 2025. “Cumhuriyetin İlk Kadın Kimyacılarından Remziye Reşid’in (Remziye Hisar) Paris Sorbonne Üniversitesindeki Lisans Dönemi (1925-1928)”. Osmanli Bilimi Araştırmaları (Studies in Ottoman Science) 26 (2): 363-92. https://doi.org/10.26650/oba.1537230.
7 Duval C, Oesper, R. E., Paul Pascal, J. Chem. Educ. 1952, 29, 1, 40 Publication Date:January 1, 1952 https://icproxy.sabanciuniv.edu:2079/10.1021/ed029p40
8 Naymansoy, Günseli, Remziye Hisar (Türk Kimyasının Ana Kraliçesi), Atatürk Kültür Merkezi Yayını 413, 2012. Naymansoy’un kitabında verilen makale listesinde 22 makale görülüyor. Bilim ve Teknik Dergisi Şubat 1992 sayısı 18. sayfada TÜBİTAK Hizmet Ödülü ile ilgili Remziye Hisar tanıtımında ise 23 yayın olduğu yazıyor. https://core.ac.uk/download/pdf/45610251.pdf Erişim: 11 Mayıs 2023.
9 Glonek, T. Did Cyclic Metaphosphates Have a Role in the Origin of Life?. Orig Life Evol Biosph 51, 1–60 (2021). https://doi.org/10.1007/s11084-021-09604-5
10 Bell, R. N., “Estimation of Triphosphoric and Pyrophosphoric Acids in the Presence of Ortho- and Metaphosphoric Acids,” Anal. Chem 19 (2), 97-100
11 “Influence of ammounium salt in thermal preparation of metaphosphates,” Bulletin de la Societe Chimique de France, 11, 3885, 1971. Makale özetinin ilk cümlesinin orjinali. L’auteur s’est demandé si l’on peut réaliser la préparation d’un métaphosphate de sodium en se basant  sur l’équation Na4P2O7+P2O5 2P2O6Na2, et quelles seraient les propriétés du produit obtenu, celles d’un nouveau métaphoshate ou identique avec l’un des polymères déjà connu.” “Yazar, bir sodium metafosfatı Na4P2O7+P2O5 2P2O6Na2 tepkimesiyle sentezlemenin mümkün olup olmadığını merak etmiş, ortaya çıkan ürünün yeni bir metafosfat özelliği mi göstereceğini yoksa bilinen polimerler gibi mi davranacağını merak etmiştir.”
12 Allen B. Weisse, MD, “Self-Experimentation and Its Role in Medical Research,” Historical Perspectives, Volume 39, Number 1, Erişim Aralık 2025.
13 Remziye Hisar, Isolation of a cystalline vesicant from the Babini (Babink) roots, Bulletin de la Societe chimique de France, 33-34, 1954
14 Türkiye meyve ve sebzelerinde C vitamini miktar tayinleri, Türkiye İjiyen ve Tecrübi Biyoloji Dergisi, 6, 1946, 1-73.
15 Hisar Remziye, “The thermal decomposition of alkali halides by the action of sodium metaphosphate,” Bulletin de la Societe Chimique de France, 1956, 1-9
16 Hisar Remziye,” Thermal decomposition of alkali and alkaline earth halides in the presence of metaphosphate,” Bulletin de la Société Chimique de France, 1955, 916-918
17 Richard Toon, Discovery of fluorine, Royal Society of Chemistry, Education in Chemistry, 2011.
18 “Professor Moissan. The whole world has admired the great experimental skill with which you have isolated and studied fluorine – that savage beast among the elements.” https://www.nobelprize.org/prizes/chemistry/1906/ceremony-speech/
19 Brianna Barbu, Fluorine chemistry, hold the HF,  Chemical  and Engineering News, 2023  https://cen.acs.org/synthesis/fluorination/Fluorine-chemistry-hold-HF/101/i24
20 Calum Patel et al., Fluorochemicals from fluorspar via a phosphate-enabled mechanochemical process that bypasses HF. Science 381,302-306(2023).DOI:10.1126/science.adi1557
21 Alpar, A. Bilimin Öncü Kadını Remziye Hisar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019.
Exit mobile version